Mevlüt Soysal'ın yazısı

Mevlüt Soysal'ın yazısı
Paylaş

BİRKAÇ asırda bir rastlanan pandemiyi yaşarken insanlık herkesin merak ettiği bir şey var:

“Ne zaman bitecek?”

Hayırlayın, ocakta-şubatta virüs Avrupa’da yayılmaya başlandığında “En fazla bir yıl içinde aşı çıkar” diyenler vardı; “Virüs mutasyona uğrar” diyenler vardı; “Yazın biter” diyenler dahi vardı.

Aşı henüz çıkmadı.

Virüs mutasyona uğramadı.

Yaz geçti, bitmedi.

***

Bilim insanları, önümüzdeki yıl itibariyle aşının çıkabileceğini ümit ediyor.

Üretim ve dağıtım ise muamma…

Aşı çıksa bile dünyanın dört bir yanına ulaştırılması ayları bulabilir.

Tabii ki bu sadece ümit…

Aşı çıkmaya da bilir.

***

Kısaca, altı ay önce yaşadığımız belirsizlik neyse, aynı belirsizliği yaşıyoruz. Korkularımız, kaygılarımız aynı…

Zaman virüse kazandırıyor; insanlığa değil…

***

Herhalde böyle bir dönemde en zor görevi ülkeyi yönetenler üstleniyor. Aldığınız bir kararla insanlar ölebilir çünkü…

Ve sorumlusu siz olabilirsiniz.

Bu yüzden kimi kararları eleştirirken onların yerine kendimizi de koymalıyız.

Yani, hem virüsle mücadele edeceksiniz; hem ekonomiyi ayakta tutacaksınız; hem de öğrencilerin eğitim talebini yerine getireceksiniz.

Öyle zor ki…

***

Her yıl eğitim eğitim dönemi başladığında heyecan olurdu kentlerde; çocuklar – gençler sokaklara fırlarlardı; renk renk olurdu caddeler…

Dün bu yazıyı yazarken bugünü düşünüyorum…

Yeni eğitim öğretim dönemi başladığında ilk defa kentler sessiz olacak… Çünkü yalnızca okul öncesi ve birinci sınıflar okula başlayacak… Onlar da parça parça ve alışma sürecinde yalnızca bir gün okula gideceklerinden sokaklar öğrencilerle dolmayacak…

***

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un geçtiğimiz haftalarda yaptığı açıklamada şu ifadeler vardı:

“Yüz yüze eğitime başlama konusunda veli rızası, bizim için önemlidir. Velilerimiz isterlerse öğrenciyi yüz yüze eğitime göndermeme konusunda mazeret beyan edebilirler. Bu durumda öğrencimiz, uzaktan eğitime devam edecek ve devamsız sayılmayacaktır.”

***

Merak ettim; kızım üç değil de altı yaşında olsa, eşim ve ben, yani biz ne yapardık?

Gönderir miydik kızımızı okula?

Yoksa mazeret mi bildirirdik?

İnanın öyle zor bir karar ki bu…

Nedeni şu:

Belirsizlik…

***

Geçtiğimiz günlerde sohbet ettiğim bir doktor, “Bu virüsle üç – dört yıl bu şekilde yaşayabiliriz” dedi.

“Bilim birçok virüse karşı aşı geliştiremedi. Covid-19 konusunda da çok fazla emin olmamalıyız” diye ekledi.

Bu tabii ki bardağın boş tarafına bakmaktı.

Ve fakat;

Bardağın boş tarafı da ihtimaller dahilinde değil mi?

Yani, birkaç yıl daha bu virüsle birlikte yaşayabiliriz.

Peki, bu durumda birkaç yıl daha evlerinde televizyonun karşısında mı eğitim alacak öğrenciler?

Ben buna eğitim demem ki…

Sosyalleşmeden eğitim olur mu?

***

Zor, çok zor bir dönemdeyiz…

Ülkeyi yönetenlerin işi zor…

Bir eğitim öğretim dönemi arefesinde velilerin işi zor…

Öğrencilerin işi zor…

Dünyanın işi zor…

Yeni eğitim öğretim döneminin hayırlı olmasını dilerim; sokakların yeniden öğrencilerin sesleriyle dolacağı günlerin ümidiyle…

 

……………………

 

Mesut Yılmaz

 

MESUT Yılmaz ilk tanıdığım siyasetçiydi.

Nasıl mı?

1991 seçimleri, benim hatırladığım ilk seçimlerdir… Öncesini çok küçük olduğum için bilmem…

Fakat 91 seçimleri hafızamdadır.

Mesut Yılmaz’a gelirsem;

CHP’nin, DSP’nin, Refah’ın, MHP’nin logoları pek ilgimi çekmezken ANAP’ın logosunu çok beğenir ve bu sebeple Mesut Yılmaz’ı ilgiyle takip ederdim.

Logoda bir Türkiye haritası ve arı vardı. Logonun sarı olması da pek güzeldi.

Bir de şarkı meselesi vardı…

Sezen Aksu’nun “Hadi bakalım” şarkısı Mesut Yılmaz’a uyarlanmıştı, nakaratta “Koşuyor Mesut Yılmaz, en başta” deniliyordu.

Bu şarkıyı söyler dururdum…

Ki hala dilime takılır…

***

Zor bir zamanı yaşıyor Mesut Yılmaz…

Hastanede…

İlk tanıdığım siyasetçiye, geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.

 

………………….

 

Mavi Vatan, okuyalım

 

“Mavi Vatan, ABD ve AB’nin 21. yüzyılda Türkiye’ye Ege ve Akdeniz’de çizdiği sınırlara bir başkaldırıdır. Bir manifestodur. Anadolu’ya sıkıştırılmaya, Ege’den Akdeniz’e çıkışın kapanışına, Akdeniz’de Antalya Körfezine hapsedilmeye bir meydan okumadır. Büyüyen bir bedene dar gelen bir elbiseyi zorla giydirmeye direnmedir. Kafese sokulmaya çalışılan bir aslanın karşı koymasıdır.”

“Direnelim. Emperyalizme dur diyelim. Utanç duymayı bile beceremeyen içimizdeki hainlere, celladına aşık Atlantikçilere yeter artık diyelim. İktidar ve muhalefete bir araya gelmeyi öğretelim. Jeopolitik çıkarların torunlarımızın geleceği olduğunu anlatalım. Mavi Vatanın ve denizcileşmenin geleceğimiz, savunmamız, güvenliğimiz, refah ve mutluluğumuz için ne denli önemli olduğunu, esnafa, işçiye, köylüye, memura, zanaatkara, sanatçıya, işadamına, öğretmene, çocuğa, gence, öğrenciye, kadına, erkeğe, gence, yaşlıya kısacası herkese anlatalım. Zira emperyalist saldırılar devam edecektir. 100 yıl önce denediler. Yine deneyecekler. Zaman Mustafa Kemal Atatürk ışığında birleşme zamanıdır. Muhtaç olduğumuz kudret onun dediği gibi damarlarımızdaki asil kanda mevcuttur. Tarihimiz ise pusulamızdır.”

Büyük insan, Mavi Vatan doktirinin mucitlerinden Cem Gürdeniz’in “Mavi Vatana empertalist saldırılar” başlıklı yazısından ikli bölümü sizlere sundum… Tamamını okumanızı öneririm… Burada: https://www.veryansintv.com/mavi-vatana-emperyalist-saldirilar

Yorumlar
  • Ali

    Başkanım önüne geleni yönetim e almayın yaa bunlar kim yaşama dünkü çocuklar

Kocaeli İçin Namaz Vakitleri
Namaz Vakitleri
Perşembe, 15 Ekim 2020
İmsak
05:13
Güneş
06:38
Öğle
12:59
İkindi
16:26
Akşam
19:10
Yatsı
20:30