Mevlüt Soysal'ın yazısı

Mevlüt Soysal'ın yazısı
Paylaş

İKİ dünyam var benim… Tamam, birisi gazetecilik… Fakat ikincisi, yaşamıma fazlasıyla hakim olan edebiyat…

O yaşamda, içinde yazıya dair her şey var… Roman, öykü, oyun…

Ve o yaşamda var olmak da güç; çünkü öğrenilen her şey yeni öğrenilecek şeylere kağı açıyor… Her yeni sayfa, insanı diğer sayfaların içine gömüyor.

Geçenlerde yayınevi sahibim, “Senin çalışmaların artık psikolojiye giriyor” dedi.

Ben de son çalışmalarımda fark etmiştim bunu…

Konulardan mekanlardan çok, insan dediğimiz yaratığın “içi”, yazı dünyamın önemli meselelerinden biri olmuştu.

***

Örneğin, birkaç yıl önce beni önemli bir ödüle kavuşturan iki saatlik bir tiyatro oyununun ana karakterinin temelini bir sendrom oluşturuyordu. Mesela ben, psijoloji okumuşların dahi az bildikleri o sendromla alakalı aylarca araştırma yapmıştım.

Elbette psikoloji ve bununla birlikte insanın içini kavramamızda yardımcı olan tüm alanlar, benim önceliklerimdendi.

Felsefe de bunlardan biri…

Yani, var oluşun kaynağı, temeli ve anlamı üzerine düşünmek ve bununla alakalı bir şeyler yazmaya çalışmak da benim yürüdüğüm bir yol…

***

Kuşkusuz ki edebiyat çalışmalarında incelenen çok fazla “insan içi” var… Mutluluk, acı, haz, umut, umutsuzluk…

Ya da intihar ya da intihara meyillilik…

Dostoyevski’den Kafka’ya, Montaigne’den Camus’ya kadar kim bilir kaç büyük yazar “intihar” konusu üzerinde durdu?

Kaçının eserlerinde “intihar eden bir adam” ve “onun ruh hali” vardı.

Belki de hepsinin…

Şunu bilirim:

Edebiyatın kıyısına köşesine buluşmuş her kişi için intihar meselesi, irdelenen, üzerinde durulan bir konudur.

Bu yüzden, okuduklarımdan ve düşündüklerimden ötürü intiharla ilgili konuşabilirim.

***

İntihar bazen bir acziyet, bazen bir güçtür.

İntihar bazen yokluk, bazen de varlığı taşıyamamaktır.

İntihar bazen manevi boşluk, bazen de maddiyatın anlamsızlığıdır.

İntihar bazen bulmanın verdiği haz bitişi, bazen de bulamamaktır.

Her intihar farklıdır. Bazen sebepler iç içe geçmiştir bazen de birbirini tetiklemiştir.

***

Hassas bir konu olduğu için başta Montaigne’nin olmak üzere “yaşama son verme” düşüncesi üzerine ortaya konulan fikirleri sizlerle paylaşmıyorum.

Çünkü “özendirici” olabilir.

Bu sayfalarda “intihara özendirme” olamaz.

***

Tahmin edildiği üzere, şu soruyu sormak istiyorum:

Furkan Celep neden intihar etti?

Sırf yazdığı onlarca cümleden biri, “Bir araba, bir ev veya herhangi bir şey uğuruna yıllarımı aylarımı harcamak istemiyorum” şeklinde olduğu için sokakta eylem yapıp “Ey hükümet, sebep sensin” diyenler varken… Sosyal medyada yalnızca bu cümleden yola çıkıp gençlerin içinde bulunduğu ekonomik durum üzerine siyasal istismarda bulunanlar varken…

Ben bunların hepsini lanetliyor ve soruyorum:

Furkan neden intihar etti?

Kendi anlatıyor aslında…

Örneğin, çok hassas olduğu için kendi dışındaki dünyadan çabuk etkilenirmiş; yaptığı onca iyiliğe rağmen çevresinden hep kötülük bulurmuş; ailesinden şefkat görmemiş; neyi sevdiğini ya da neyi beklediğini bilememiş; duygusuzlaşmış; sevilmediğini düşünmüş; insanların yaşamdan beklentilerini değersiz bulmuş, vesaire…

Ben Furkan’ın notlarını okuyunca bir “nihilist” gördüm… Her şeyin anlamdan ve değerden yoksun olduğunu düşünen bir genç…

Ve nihilistler, intihara meyillidir.

***

Son olarak…

Şehir yaşamı…

Teknoloji…

Sosyal medya…

Bireyselleşme…

İnsanlar arasındaki yarış…

Vesaire…

Herhalde akıllı telefonların ekranlarında birer robota dönüşen insanlık ve intihar arasında bir bağlantı var.

Ama düşünmeliyiz;

Furkan neden intihar etti?

 

…………………….

 

Kötülük ve istismar

 

ÖNCEKİ gece bir grup solcu genç eylem yapıyor ve Furkan Celep’in intiharı ile ilgili şu açıklamayı yapıyor:

“Yaşanan ekonomik krizin üstüne eklenen pandemi gençlerin gelecek kaygısını daha da derinleştirmiştir. Her gün temel tüketim maddelerine gelen zamlar, üniversite gençliğinin sırtına yüklenen kredi borçları, online eğitimle beraber artan masraar, mezun olanların iş bulamama kaygısı gençliği her gün yeni bir çıkmaza sürüklemektedir. Açıklanan işsizlik rakamları da geleceğe dair umutları birer birer söndürmektedir.

Furkan’ın kendi hayatına son vermesini sadece yaşadığı sorunlarla açıklayamayız. Kapitalist sistem ve onun patronları Furkan’ın intiharının asıl sorumlularıdır. Furkan intihar eden ilk genç değildi, son da olmayacak. İş bulmanın giderek zorlaştığı, eğitim masraarının katlanarak arttığı bu koşullarda gençliği geleceksizliğe sürükleyenler sermaye ve onların hükümetidir. Bu yüzden de Furkan’ın ölümü intihar değil cinayettir.”

Diyeceğim şu ki:

Bir intiharı siyaseten istismar etmek kötülüktür…

Ve Furkan’ı intihara sürükleyen etmenlerden biri de kötülüktür…

Dolayısıyla bu açıklamayı yapan zihniyetin intihara katkısı, kapitalizmden daha fazladır.

Kocaeli İçin Namaz Vakitleri
Namaz Vakitleri
Perşembe, 15 Ekim 2020
İmsak
05:13
Güneş
06:38
Öğle
12:59
İkindi
16:26
Akşam
19:10
Yatsı
20:30