Seçil Mutlu Oğuz: Tiyatro ile her şey oldum

Kocaeli Şehir Tiyatroları'nın başarılı oyuncularından Seçil Mutlu Oğuz, “Ben her şey olmak istiyordum. Sanırım her şeyi olabileceğim tek meslek tiyatroydu. Tiyatro ile her şey oldum” dedi

Haber albümü için resme tıklayın

İlayda AKYOL - KOCAELİ Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları’nın başarılı isimlerinden Seçil Mutlu Oğuz, gazetemiz genel yayın yönetmeni Mevlüt Soysal’ın TV 41 ekranlarında hazırlayıp sunduğu “Sanat” Güncesi programına konuk oldu.

İzmir’de başlayan, İstanbul’dan sonra İzmit’te devam eden sanat yaşamına oyunculuğun yanı sıra; oyun yazarlığı ve yönetmenliği de sığdıran Seçil Mutlu Oğuz, eğitim hayatından sanat yaşamına, tiyatro oyunlarından, gelecek projelerine kadar hakkında merak edilenleri anlattı.

Oğuz, “Ben her şey olmak istiyordum. Sanırım her şeyi olabileceğim tek meslek tiyatroydu. Tiyatro ile her şey oldum” dedi

Sizi biraz tanıyabilir miyiz?

Çanakkale’de dünyaya geldim ama küçük yaşlardayken İzmir’e taşındık, orada büyüdüm. Eğitim hayatım İzmir’de geçti. 2002 yılında 9 Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sahne Sanatları Bölümü Oyunculuk Ana Sanat Dalı’ndan mezun oldum. 1999 yılında üniversite 2. sınıftayken Türkiye mankenlik kraliçesi adlı bir yarışmaya katıldım ve hiç beklemediğim şekilde birinci oldum. Fakat bu benim hayatımda hiç bir şey değiştirmedi. Ben yine çocukluktan beri hayalini kurduğum, arzu ettiğim ve zorluklarla elde ettiğim okuluma devam etim. Asla profesyonel çaplı mankenlik yapmadım. İzmir’de ufak çaplı defilelerde yer aldım. Oyunculuk bölümünden mezun olduktan sonra 6 ay bir Çin maceram oldu. 23 yaşında iken Çin’e gittim. Çin’de 6 ay yaşadım ama modellik yapmadım. İngilizce öğretmenliği yaptım. Sonrasında Türkiye’ye döndüm ve annemle beraber İstanbul’a yerleştik. 10 yıl boyunca İstanbul’da film, dizi, reklam çalışmalarım oldu. Sonrasında da 2008’de Kocaeli’ye geldim.

Sizle ilgili araştırma yaparken Devrim Arabaları ön sıralarda çıkıyor. Devrim Arabaları çok önemli bir film. Bahseder misiniz?

Devrim Arabaları çok özel bir proje, 2008 senesinde çekildi. Yönetmen, Tolga Örnek’ti. Çok kıymetli oyuncular ile çalıştım orada; Vahide Perçin, Altan Gördüm, Taner Birsel, Selçuk Yöntem, Serhat Tutumluer, Halit Ergenç… Türkiye’nin yerli otomobilinin nasıl yapıldığını ve o süreci anlatan bir film. Filmde ben en genç mühendisin eşini canlandırıyordum. Hamile rolünde oynuyordum. Çok keyifli idi. Hayatımda güzel bir anı olarak kaldı. Maalesef sonrasında film çalışmam olamadı. Çünkü 2008, benim Kocaeli’ye Şehir Tiyatrolarına geldiğim yıl.

Tiyatrocu olmaya nasıl karar verdiniz?

Ben her şey olmak istiyordum. Sanırım her şeyi olabileceğim tek meslek tiyatroydu. Belki çok klasik ama küçük yaşlarda böyle bir ilgim olduğu anlaşılmıştı. Annem anlatıyor; 3 yaşındayken, bir karikatürdeki çizgilere oradaki insan figürlerine, söz yazıp aynı onların hareketlerini yapıp, canlandırmalar yapıyormuşum. Sonrasında ise taklitler, komiklikler derken kendimi tiyatro sahnesinde buldum. Okul hayatımı, sadece yetenek sınavına gireceğim şekilde bir planlama yaparak tamamladım. Lise tiyatrosu da bunu perçinledi. Çünkü ben Anadolu İletişim Meslek Lisesi mezunuyum. Okula sırf tiyatro grubu var diye girmiştim. Sınavla alan bir okuldu. Ama Anadolu Lisesi olması sebebiyle, İngilizce öğrenmeme de katkı sağladı. Onu daha sonra Çin’de kullandım. Lise zamanlarımda tek amacım 9 Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’ne girebilmekti.

İlk defa ne zaman sahneye çıktınız?

İlk 1994 yılında lisede çıktım. Çok heyecanlıydım. İlk oyunumda roman rolündeydim. Bir romanı canlandırdım. Benim tip olarak uygun olmadığım gerekçesi ile bana rolü vermemişlerdi. Fakat seçmelerin sonunda şiveyi bir tek ben yapabildiğim için rol bana kalmıştı. Zorlukla elde ettiğim çok keyifli bir oyundu hiç unutmam. Güngör Dilmen’in yazdığı, ‘Aşkımız Aksaray’ın En büyük Yangını’ ilk oyunumdu. Sonrasında okullarda çeşitli oyunlarda oynayarak devam etti.

Kocaeli Şehir Tiyatroları ile yolunuz nasıl kesişti?

Kocaeli, 2008’e kadar hayatımda yoktu. Beni İzmir’e 9 Eylül’e hazırlayan Funda İlhan ve Veysel Sami hocalarımdı. Beni okula hazırlayan hocalarımın Kocaeli’de olduğunu biliyordum ve çok iyi bir tiyatro olduğunu biliyordum. Işıl Kasapoğlu, Yücel Erten gibi çok kıymetli Genel Sanat Yönetmenlerinin olduğu, Türkiye’nin adından söz ettiği rejilerin olduğu bir kurum olarak biliyordum. Ama kesinlikle düşünmemiştim. Fakat, 2008 yılında Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları bir sınav açtı. O sınava girdim ve kazandım, böylece 2008 yılında Kocaeli ile bağım kuruldu. 2013’e kadar İstanbul-İzmit arasında gidip gelerek yaşamımı sürdürdüm. Bir müddet sonra tiyatrodaki programım yoğunlaşınca İstanbul’da dizi yapamaz hale geldim. Tiyatro insanı olma idealiyle yetiştirildiğim için oyunculuğun diğer mecraları çok da cazip gelmedi bana o dönem. Seyircisi kemikleşmiş, repertuarı seçkin, oyuncuları kaliteli, güzel bir tiyatrodaydım. 2013 yılında evimi buraya taşıdım, evlendim, çocuğumu da burada doğurdum. Yani artık tamamen İzmitli oldum.

Şehir Tiyatrolarında önemli rollerde rol aldınız, örneğin Guguk Kuşu, Keşanlı Ali Destanı, İlerleme, Macbeth… Özellikle Macbeth yeni oyun, izleyicide çok büyük etki bıraktınız.

Ben, kuruma ilk geldiğim zaman oynadığım oyun, Kocaeli Büyükşehir Devlet Tiyatrosu Genel Sanat Yönetmeni Aydın Sigalı’nın yönettiği ‘Ay Işığında Şamata’da anlatıcı rolüydü. Keyifle oynadığım bir roldü. Haldun Taner’in Ay Işığında Şamatası, her oyundan sonra 1,5 kilo zayıfladığım akrobasinin de işin içinde olduğu bir oyundu. ‘Guguk Kuşu’, ‘Resimli Osmanlı Tarihi’, ‘5. Frank’, ‘İlerleme’, bunlar haricinde çocuk oyunlarımda oldu. ‘Ayrılık Müziği’ ve en sonda Macbeth... ‘Macbeth’ ve ‘Guguk Kuşu’ Yunus Emre Bozdoğan rejisi. Yunus Emre Bozdoğan çok kıymetli bir yönetmen, onun rejisinde olmak bile bir ayrıcalık. Leydi Macbeth’i oynadım. Benim için dönüm noktası diyebilirim o rol için. Macbeth oyununa, izleyiciden olumlu dönüşler aldık. Bu oyunu pandemi nedeniyle az oynadık, tekrar oynamak için sabırsızlanıyorum.

Macbeth bu sezon olacak mı?

Olur diye tahmin ediyorum. 2022 itibari ile başlar diye düşünüyorum.

Kocaeli Şehir Tiyatrolarında, oynadığınız oyunlarda şu oyun çok iyiydi, kendimi çok iyi hissettim dediğiniz Macbeth dışında hangi oyunlar var?

‘Ay Işığında Şamata’ ve ‘İlerleme’ diyebilirim. İlerlemede küçük bir rol canlandırıyordum ama hikaye çok etkileyiciydi. Ve her birimizi içine çeken bir hikayeydi. Yine ‘Ayrılık Müziği’ keza iki kişilik bir oyundu. Ve bir de kendi yazıp yönetip oynadığım bir oyunum var ki o en özeli.

İlerleme müthiş bir oyundu fakat bana çok geniş kitlelere ulaşamadı gibi geliyor. Ne kadar sürdü bu oyun?

Zannederim 2 sezon sürdü. Bilgi Emin’in yönettiği Bosna’yı anlatan hüzünlü hikayesi olan bir oyun. Kaybolan oğullarının kemiklerini arayan aileyi anlatıyor. Trajik bir hikayesi var. İnsanlarımızda tiyatroda komedi beklentisi genellikle daha yüksek. Zaten günlük hayatın stresi içinde bir de sahnede ağır bir şey izlemeyelim, anlayışının etkili olduğu düşünüyorum.

Şehir Tiyatroları dışında rol aldığınız oyununuz oldu mu?

Öyle bir şansım olamadı çünkü hep yoğun bir program içinde oldum. Sadece Şehir Tiyatrolarına gelene kadar ‘Ayıp Ettik’ isimli komedi oyununda oynamıştım. Onun dışında da iki tane yazdığım çocuk oyunu bazı topluluklarca sahnelendi. Şehir Tiyatroları dışında tiyatro oyunculuğu olarak ayıracak olursam, tiyatro hayatım 13 senedir Kocaeli’de yenileniyor, gelişiyor, dönüşüyor diyebilirim.

Oyunculuğunuzun dışında bazı programlarda sizi izlerken kimilerinde oyuncu, yazar yönetmen yazıyor. Yazarlık ve yönetmelik geçmişinizi de anlatır mısınız?

Evet, 2012 yılında ‘Kurdele ya da Artı Sonsuz’ isimli oyunu yazmaya başladım, 2013 yılında da sahneye koydum. Dönemin Genel Sanat Yönetmeni Veysel Sami Berikan, benim İzmir’den hocamdı. Tatbikat Sahnesi’nde tek kişilik bir iş yapmamı istemişti. O dönem pek çok kadın oyunu teksti taradım fakat kendime uygun, yapmak isteyeceğim, beni çeken bir şey bulamadım. En sonunda Veysel Abi ‘Neden sen yazmıyorsun?’ Hatta ‘Konun kadına şiddet ve 1 Kasım’da masamda istiyorum’ dedi. Ben de hayatımda kompozisyon bile yazmamışım, çok sıkılırdım mektup bile yazmadım. Fakat iş başa düşünce başladım kadına şiddet temalı ‘Kurdele ya da Artı Sonsuz’u yazmaya.... ‘Kurdele ya da Artı Sonsuz’da 4 kişi vardı. Ben iki ayrı kadın hayatını canlandırdım. 2 de erkek karakter vardı. Tek kişi olmam gerektiği için de ben o yan karakterleri sahnede, ses kaydı olarak verdim. Sahnede hiçbir dekor yok, olmayan nesnelere karşı oynuyorum. 2,5 ay prova yaptık. Seslere karşı oynadığım bir oyundu. Son derece minimal bir dekorla hazırlandı. Ya rezil olacaktım ya vezir olacaktım. Çok şükür ikincisi oldu.

Kurdele ile ilgili övgü dolu yazılar kaleme alındı.Tiyatrocuların da böyle iddialar koyması gerekiyor herhalde?

Sahneleme tekniğinde ses kullanılır. Tamamen sese karşı, karakter şizofreni olmadığı sürece böyle bir stil yoktu fakat en uzun süre repertuarda kalan oyunlardan biri oldu. Bize 2 tane de ödül getirdi.

Hangi ödüller?

Yeni Tiyatro Dergisi Emek ve Başarı Ödüllerinden Türkçe’ye katkı Ödülü ve Direklerarası Ödülü. İlk deneyimimdi böyle onurlandırılmak beni çok motive etti. Kurdele benim için hayatımda iyi ki yaptım dediğim 3 şeyden biri oldu. O yüzden Veysel abiye beni buna teşvik ettiği için teşekkür etmek isterim.

Bu yönde başka çalışmalar var mı kafanızda?

Var. Bir tane de 2014 senesinde ‘Göl’ adında bir oyun yazdım. Göl’ü 2019’da sahneledim. Psikolojik gerilim türünde bir oyun. İzmit için yeni bir tür denilebilir. Yazdığım şeylerin edebi değeri olduğu konusunda iddiam yok çünkü benim yazdığım oyunlar ancak sahnelendiğinde birine ulaşılabilen metinler. Ben sadece tiyatronun olanaklarını seyircinin durumunu bildiğim için yazma cesaretini gösterebildim. Ben yazıyorum yönetmen düşünsün diyemezdim. Sahnelenebilir hale getirmek önemliydi. Sinemada kolaylıkla yapabileceğiniz flashback gibi, birden görünüp kaybolma gibi şeyleri tiyatro sahnesinde nasıl yaparım peşindeydim. Bir tane sahnelenmedik oyunum var. Umarım o da günün birinde sahnelenir. Kurdele kadına şiddet oyunu fakat Kurdele hiçbir şekilde erkeği kötü gösteren bir oyun değil. Evrensel bir bakış açısıyla yazmaya çalıştım ve orada erkek izleyicilerinde beğenisini kazanması bu sebepten. Orada da birey olmadan erkek olma sorumluluğunu taşımak zorunda kalan onun altında baskıyla yaşamış erkeğin reaksiyonlarını çıkarmaya çalıştım. Fakat kadına şiddet güncelliğini asla yitirmeyen o dönemde de günceldi. Bugünde güncel.

Kurdele oyunu büyük izler kitleye ulaşması sizi tiyatro anlamında tatmin eden işlerden bir tanesi idi herhalde? Kaç kişi izlemişti oyununuzu?

Çok kere sahneledik. Almanya’da turne yaptık. Rakam veremeyeceğim ama 6. İzleyişleri, 7. İzleyişleri gibi.

Tiyatro ahlakı

kırmızı çizgidir

Şehir Tiyatroları başarı oyuncular yetiştiriyor. Bu başarıyı ortaya çıkaran dokuyu anlatır mısınız?

Kocaeli Şehir Tiyatroları bu kentin değerli bir kurumu. 1997 senesinden beri hizmet veriyor ve 2023’te 25. yılımızı kutlayacağız. Yetenek kadar disiplin, çalışkanlık ve tiyatro ahlakı devreye giriyor. Ahlak konusunda kesin bir kurumuzdur. Tiyatro ahlakı bir oyuncunun okul yıllarında edinemediyse, bu zamana kadar geçtiği yerlerde bunu edinemediyse sonradan edilecek bir şey değil. Tiyatro ahlakı kırmızı çizgimizdir. Bunun çok şey kattığına inanıyorum. Nazarımda bir oyuncu ne kadar yetenekli olursa olsun, eğer tiyatro ahlakına sahip değilse eksiktir.

Sizin beğendiğiniz oyuncular kimler hem Türkiye çapında hem Kocaeli’de?

Kocaeli’de isim vermeyeyim. Birini unutursam arkadaşlarımın hatırı kırılır. Türkiye’de Zerrin Tekindor’a hayranlık derecesinde aşığım çok beğeniyorum. Kendisini tiyatro sahnesinde de izleme şansım oldu. Onun dışında da Demet Evgar, Öykü Karayel, Fatih Artman…

Çocuklar gelecek için

yetiştirdiğimiz seyirciler

Çocuk tiyatroları nasıl gidiyor?

Çocuk tiyatrosu çok önemsediğimiz konu. Yaş gruplarına göre de ayırt edebileceğimiz oyunlar oluyor. Bizim her yaştan izleyicimiz var. Belki de bu yüzden Kocaeli en çok tiyatroya giden kent oluyor.

Çocuk Tiyatrolarına çok özeniliyor. Bu her yerde böyle midir?

Çocuklar için ‘Yaramaz Notalarımız’ var. Eskiden, ‘Mavi Yelkenli Yusufçuk’ gibi oyunlarımız vardı. Çocuk oyunlarını çok önemsiyoruz. Türkiye’de de bunun böyle olduğunu düşünüyorum. Çünkü çocuklar aslında geleceğe yetiştirdiğimiz seyirciler.

Seviyor musunuz Kocaeli’yi?

Seviyorum. Ama sadece denizin Körfez’in biraz daha ön plana çıkmış olmasını istiyorum. Kentte deniz var ama deniz havası yok. Çanakkaleliyim, İzmir’de büyüdüm okulları orada okudum. İstanbul’da yaşadım. Deniz havasının insanların yüzünü güldürmesini istiyorum. Deniz etkisini yaşamak istiyorum.

Oyunculuk, yazarlık, yönetmenlik hedefleriniz neler?

Yazarlık için, oğlum Batu büyümeden pek bir şey yapamıyorum. Yazarlık benim için 6 ay gibi bir süre kabuğuma çekilmem demek. Okuma yapmam ve odaklanmam lazım. Yazarlık için bir süreye daha ihtiyacım var. Kapanabilmem için Batu’nun büyümesi gerek. Oyunculuktaki hedefim şöyle; beni hep zorlayacak karakterler oynamak istiyorum. Mental veya ruhsal anlamda sıkıntısı olan karakterler olsun beni zorlasın istiyorum. Yönetmenlikte ise 2 deneyim yaşadım bu kurumda. Tabi bunları ayrı ayrı değil de tiyatronun her alanında faaliyet gösterebilen fikir sahibi olan bir tiyatro insanı olmak isterim.

#

28 Kas 2021 - 17:32 - Kent



göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Demokrat Kocaeli Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Demokrat Kocaeli hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Demokrat Kocaeli editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Demokrat Kocaeli değil haberi geçen ajanstır.


Kocaeli Markaları

Demokrat Kocaeli, Kocaeli ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (262) 323 40 00
Reklam bilgi