20 Nisan 2021 Salı 17:00:20

Diyanet ve Ahlak...

Paylaş

Geçtiğimiz günlerde...

Kendimi...

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın...

Ülkemiz için ne kadar önemli bir kurum olduğu hakkında...

Düşünürken buldum...

* * *

Öyle ya...

Cumhuriyet’in kurucuları...

Yurttaşlar...

Dinini doğru kaynaklardan öğrensin...

Din simsarlarının eline düşmesin...

Din ve diyanet hizmetleri aksamadan yürüsün diye...

Diyanet İşleri Başkanlığı’nı kurmuşlar...

Ve bu kuruma...

Genel bütçeden pay ayırmışlar...

* * *

Yani...

Dini, mezhebi, felsefi inancı ne olursa olsun...

Tüm yurttaşların...

Diyanet İşleri Başkanlığı’nda çalışan...

Oradan evine ekmek götüren...

Herkes üzerinde...

Hakkı var...

* * *

Bu hak...

Her bir diyanet çalışanının...

Hele ki...

Diyanet İşleri Başkanı’nın omuzlarına...

Çok ağır sorumluluk yüklerken...

Dini, mezhebi, inancı ne olursa olsun...

Toplumun her ferdinin beklentilerini de...

İster istemez...

Olabildiğince yükseltiyor...

* * *

Toplum...

Diyanet İşleri Başkanlığı’na aday kişilerden...

Din ve diyanet alanında...

En üst düzey ilim seviyesinin yanında...

Yüksek ahlaki değerlere sahip olmasını da bekliyor...

* * *

Nedir bu yüksek ahlaki değerler?

* * *

Öncelikle...

Adam olmak...

Yani...

Kursağından geçen lokmaya...

İhanet etmemek...

* * *

Vergileriyle karnını doyurduğu...

Çoluk çocuğunu büyüttüğü...

Her bir vatandaşın...

“Hakkım sana helal olsun”...

Diyeceği denli...

Adil, eşit, dikkatli bir şekilde...

Diyanet işlerini yönetmek...

* * *

Başka?

Başında olduğu kurumu...

Siyasetten uzak tutmak...

Vatandaşlar arasında kutuplaşma...

Ayrışma...

Restleşme yaratmayacak şekilde yönetmek...

* * *

Başka?

Temsil ettiği kurumun...

Hatta o kurumun bağlı olduğu Cumhuriyet’in...

Temel ilkelerine...

Ve kurucularına...

Hıyanet ve vefasızlık şeklinde algılanacak...

Her türlü davranışlardan uzak durmak...

* * *

Başka?

Toplumsal uzlaşı...

Anlayış...

İşbirliği...

Ve diyaloğu güçlendirecek usül ve yöntemle...

Diyanet İşleri’ni yöneterek...

Ülkesinin...

Barış, huzur ve refahına katkı sunmak...

* * *

Eğer bir Diyanet İşleri Başkanı...

Tüm bunları başarıyorsa...

Bütün toplum kesimlerinin takdir ve beğenisini toplayarak...

Önce kurumuna...

Sonra ülkesine...

Hizmet etmiş olur...

* * *

Eğer bunları başaramazsa...

İşte o zaman...

Genç, yaşlı...

Kadın, erkek...

Çoluk, çocuk...

Milyonlarca kul hakkı yemiş olur...

Ve o milyonlar...

Cenaze namazında imamın sormasını beklemeden...

Henüz hayattayken...

Peşinen...

“Hakkımı helal etmiyorum” diye haykırır...

* * *

Şöyle bir düşünüyorum da...

Hakikaten...

Diyanet İşleri Başkanı olmak...

Hem çok yüksek mesleki ve ahlaki nitelikler gerektiriyor...

Hem de çok ağır vebal yüklüyor...

 

 

 

 

Yorumlar
  • Haldun

    17 yaşından beri kendi işim vergi mükellefiyim. Haram ediyorum varsa hakkımı. Birde pişkinliğine pes diyoruz.