23 Kasım 2020 Pazartesi 21:54:07

AK Parti için büyük tehlike

Paylaş

 

 

ADA araştırma şirketinin hazırladığı ankete katılan kişilere yeni parti kurulması durumunda kime oy verecekleri soruluyor ve katılımcıların yüzde 10’u Ali Babacan’a, yüzde 7.3’ü de Ahmet Davutoğlu’na “oy verebilirim” diyor. Fakat önlerine tüm siyasi partiler geldiğinde oy dağılımı, kararsızlar dağıtılınca şöyle oluyor:

AK Parti: Yüzde 37,5…

CHP: Yüzde 22,8…

MHP: Yüzde 9,5…

HDP: Yüzde 8…

İYİ Parti: Yüzde 7…

Yeni kurulacak partilerin toplamı: Yüzde 11,5…

Sonuçlar gayet normal ve buradan çıkıp “AK Parti eriyor” diyemeyiz. Fakat “AK Parti’yi iyi günler bekliyor” da diyemeyiz.

***

Şöyle anlatayım:

31 Mart seçimlerinde AK Parti oyları yüzde 44 gözükse de bunun aslında bir gerçekliği yoktu. Çünkü MHP 27 büyükşehirde başkan adayı göstermemişti ve bu büyükşehirlerdeki MHP oyları AK Parti hanesine yazılmıştı. Böylelikle AK Parti’nin yüzde 37-38’lik oyu yüzde 44 görünürken, MHP’nin yüzde 13-14’lük oyu da yüzde 7 gözükmüştü.

Yani, bugün birçok araştırma şirketinin ifade ettiği yüzde 37’lik AK Parti oyu, aslında ciddi bir düşüşe işaret değil; fakat bir tehlikeye işaret.

Ne mi o?

31 Mart seçimlerinde adaylar ya da süreçle alakalı AK Parti’ye bir seçimlik sarı kart göstermek isteyen seçmen MHP’ye gitti. Bu sayede MHP’nin belediye sayısında ciddi bir artış oldu.

Ben, bu seçmenin tavrının Türkiye’nin geleceğini belirleyeceğine inandım hep…

Yeniden AK Parti’ye dönecekler miydi?

MHP’de kalacaklar mıydı?

Başka arayışlara geçecekler miydi?

Şimdilerde ise tavırları netleşiyor.

O da şu:

AK Parti’ye dönmüyorlar.

MHP’de de kalmıyorlar.

Türkiye’de bu kitlenin bir siyasal arayışta olduğunu görüyorum.

CHP ve CHP’ye yakınlaşmış İYİ Parti’ye bu şartlarda gitmiyorlar.

Fakat açık:

Ali Babacan ve Ahmet Davutoğlu hareketi, bu kitleyi çeker.

Bu, kamuoyu araştırmalarında da görülüyor.

***

Şöyle bir gerçek var:

CHP, İYİ Parti ve HDP oyları düşmezken, Millet İttifakı’nda ufak da olsa bir erime var.

Fakat bugünün siyasetinde ufak bir erime, AK Parti’yi iktidardan eder.

Ve de daha partiler kurulmamışken…

Teşkilatlanma yapılmamışken…

Seçmene gidilmemişken…

Yüzde 11,5, AK Parti için büyük tehlike…

 

 

Ayakta kalmak için…

 

YAŞ aldıkça yeni yeni sorumluluklar yüklenmekte insanın üzerine…

Ve yaş, beraberinde yeni görevleri getirirse, bu sorumluluklar daha da artmakta, insanın sırtındaki yük ağırlaşmakta, adımları bu yükten dolayı ağırlaşmaktadır.

Yuvarlanan taşlar vadide biriktikçe çevreniz genişlemekte, tanınırlılığınız artmakta ve bununla beraber siz, her yazdığınıza, her adımınıza, her söyleminize, her yorumunuza dikkat etmek durumunda kalma zorunluluğunu yaşamak mecburiyetindesinizdir.

Siz artık “herkes” değilsinizdir çünkü…

Bir futbol maçı izlerken küfür edemezsiniz;

Yazdığınız bir yazıda hakaret olamaz;

Yorumlarınız aklınıza her geldiğini içeremez.

***

Hülasa, yaşın ve tecrübenin getirdiği görevler şuna eşittir:

Topluma karşı sorumluluk…

İşte o sorumluluk, bir gazeteci için “önce toplumu düşünme” gerçeğini masaya koyar.  

Peki, koymazsa ne olur?

***

Yanıttan önce insanın bana göre tanımını yapayım.

Bir binadır insan…

Temeli ana rahminde atılan ve sonra kendisinin ve yaşadığı çevrenin o inşaata harç koyduğu, sonra katların bir bir çıkıldığı bir bina…

Ve hayatımız boyunca bizler, o binanın ayakta durması için, o binanın daha da büyümesi için uğraş veririz.

Ve arzumuz, o binanın ancak biz ölünce yıkılmasıdır.

Fakat bazen, insan daha hayattayken yıkılır o bina…

Nasıl mı?

Bir dozeri alır ve binasının karşısına geçer insan… Sonra da kepçeyi vurur. Kat çıkacağına binayı yıkar. Bina, paramparça olur.

Binayı yıkma eylemi “istemli” değildir.

Fakat yıkılır…

***

Gazeteci için o bina, “önce toplumu düşünme” gerçeği masadan kalktığında yıkılır.

Hırsları gözlerini kör ettiğinde…

Onun binasını koruyan çevresi ıssızlaştığında…

“Yapma” diyen kimse kalmadığında…

O körleştiğinde…

İşte o zaman gazeteci, kendi binasını yıkar.

***

Bu yüzden iki meseleyi önemserim:

Bir: Aldığım sorumluluğu taşıyabilmek için çalışmak…  

İki: Hırslarımı dizginleyebilmek…

Bunlardan biri eksilirse, güçlükle inşaatına su taşıdığım binam yıkılır çünkü…