16 Ocak 2021 Cumartesi 21:49:44

Müslüman, demokrasi ve itaat

Paylaş

Toplumda yaygın olarak bilinenin aksine İslam’ın, belirgin hatlarla köşeleri çizilmiş kendine has bir yönetim tasavvuru yoktur. İslam, içtimai ve ticari alanda olduğu gibi siyasi alanda da MEŞVERETİ ve ADALETİ emreder, yani ADALET’le hükmedin der...


İslam toplumlarının bugün bile hala demokratik bir yapıya kavuşamamalarının temelinde; yasama, yürütme ve yargının tek elde, yani halifede toplanmasının önemli bir payı olduğuna dikkat çeken Ahmet el-Katip şöyle diyor: “Raşid halifelerden Osmanlı Devleti’nin sonuna kadar yaşanmış olan tarihi tecrübedeki uygulamada görünüyor ki, halifenin yetkilerinin sınırsız hale getirilmesinin arkasında iki saik yer almaktaydı: Kuvvetler birliği ve kararların tek elden verilmesi... Sünni siyasi düşünce, ilk dönemdeki mutlak güç sahibi halifelerin deneyimlerinden ‘icma’ ilkesi için sağlam bir temel edinmiş ve bu temelden hareketle halifelere yasama-yürütme-yargı alanlarının tümünde sınırsız yetki vermeyi meşrulaştırmışlardır.” (Demokratik Hilafete Doğru, s. 236)


İslam toplumlarının tarihsel tecrübesini dikkate alarak itiraf etmek gerekirse, maalesef Müslümanlar hukukun üstünlüğüne dayalı, adil ve yaşanabilir bir sistem inşa edememişlerdir. Hal böyleyken, günümüzde demokrasiyi dışlayan İslam-siyaset düşüncesinin demokratik anlamda bir gelecek tasavvurunun olduğunu söylemek mümkün değildir.


Açık yüreklilikle oturup, despotik yönetimlerle demokrasiyi yan yana koyup soralım; hangisi İslam’a daha yakın?


Ya da hangisi adaleti sağlayacak bir sistemdir?


Tarihimize baktığımızda, İslam ve demokrasinin bir araya getirilmesine şiddetle karşı çıkan fıkıh ulemasının önemli bir bölümünün ‘despot’ yönetim düşüncesine arka çıktıklarını rahatlıkla görebiliriz. Zira “zalim de olsa Halife’ye itaat farzdır” gibi İslam’ın hem lafzına hem de ruhuna aykırı, buram buram EMEVİ geleneği kokan sözüm ona içtihat, nasıl olduysa klasik Sünni geleneğe bir kene gibi yapışmıştır. Şunu açıkça ifade etmek gerekir ki, ‘itaat’ kavramını adeta kutsallaştıran Müslümanların pek çoğu aslında cahiliye düzenine göre yönetilme sevdasındadırlar. Müslümanlar bu bakışlarını değiştirmedikçe yönetimsel anlamda ve dolayısı ile hukuk, adalet, ekonomi ve diğer alanlarda her geçen gün ivme kazanan dünyanın nasıl eşit paydaşı olacaklar? Kendi içlerinde sağlayamadıkları barışı emrolundukları üzere, diğer toplumlara nasıl yayacaklar?