15 Haziran 2021 Salı 15:37:08

Bireysel düşünce

Paylaş

Yaşanılan coğrafyanın kahir ekseriyetinin müslümanlardan oluştuğu toplumlarda demokrasinin arzu edilen seviyede ivme kazanamamasının sebeplerinden biri de bu toplumların,kültür kodlarının da etkisiyle insana birey olarak bakmaması ve bireysel özgürlüklerin bu kodlar arasına sıkıştırılmasıdır.Belki, modernite ile birlikte batının “bireyi “ kutsaldan arındırıp tanımlamasının bizim değer yargılarımızla uyuşmaması, Birey olmayı, bizde “ nesebi gayri sahih” durumuna düşürmüş olabilir ancak bireysel düşünceye karşı bu duruşumuz  aydınlanma çağından yüzyıllar öncesine dayanır.                                                                   

 

Müslüman toplumlarda “cemaatte rahmet vardır “ hadisi ,cemaat-tarikat parantezi içine hapsedildiği için bireyin önü kapatılmakta ve bireysel insiyatifler kolaylıkla şeytanlaştırılabilmektedir. Oysa “ kimse bir başkasının günahı/hatası yüzünden sorumlu tutulamaz “ diyen referans noktamız, özellikle  bireyi muhatap almaktadır. İtaat kültürünün her alanı kuşattığı bu toplumlarda “fitne çıkarmama “, “huzur ve uyumu bozmama”gibi gerekçelerle birey olma, bireysel özellikler ve kabiliyetler kolayca baskılanabilmiştir.İslamın sahih kaynaklarında “ birey olmanın “ önemi hassasiyetle vurgulanmasına rağmen, ne yazıkki tarihsel süreç içerisinde tekamül edemeyen bu bilincin, denetim ve denetleme mekanizmalarına karşı duruşu da kendi gelişim sürecine paralel bir seyir izlemiştir.                                                           

 

İnsanoğlunun ortaya koyduğu en ileri yönetim sisteminin demokrasi olduğunu kabul ediyorsak eğer;demokrasin manivelasının da  özgür  birey ve bireysel düşünce olduğu gerçeğini atlamamamız gerekir. Zira hedef koyduğumuz muasır medeniyetler ve onun ötesine geçmekte olan ülkeler bireyi, bireysel düşünce ve dolayısı ile özgür düşünceyi demokrasinin tamamlayıcı ve denetleyici bir parçası olarak görüyorlar, öyledir de...