20 Nisan 2021 Salı 15:24:36

Yerli elektrikli otomobil tartışmalarına dair...

Paylaş

 

Son günlerin, hatta son yılların en önemli konularından biri olan yerli otomobil üretimi konusu...

Son evresinde ‘yerli elektrikli otomobil’ çerçevesine oturarak...

Aslında daha ulaşılabilir, daha gerçekçi bir hal aldı...

1961 yılında yaşanan Devrim Otomobilleri tecrübesi...

Ve hazin sonunun...

Türk halkının hafızasında ve kalbinde hala canlı olduğunun...

Ve yerli otomobil üretiminin halkın bitmeyen bir özlemi olduğunun en önemli kanıtlarından biri...

Gerek sosyal medyada...

Gerek genel medyada yaşanan ateşli tartışmalar...

Gerek hikayenin beyaz perdede gördüğü ilgi...

Gerekse siyasetin önemli gündem konularından biri olabilmesidir...

 

DEVRİM OTOMOBİLLERİNİN ACISI HALA TAZE

Dönemin Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel tarafından...

1961 yılındaki Cumhuriyet Bayramı’na yetişmesi hedefiyle...

Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demir Yolları yönetimine...

Türkiye’nin ilk yerli otomobilinin prototipinin üretilmesi talimatının verilmesi...

Ve iki adet prototipin...

Eskişehir’deki TCDD CER atölyesinde...

Bir avuç Türk mühendisinin ve işçisinin insanüstü gayretiyle...

Dört buçuk ay gibi inanılmaz sürede...

Hem tasarlanılıp hem de üretilmesi...

Hedeflendiği gibi Cumhuriyet Bayramı’na yetiştirilmesi...

Ancak...

Eskişehir’den Ankara’ya sevkiyat aşamasında güvenlik tedbiri olarak araçlara az miktarda konulan benzinin...

Cumhurbaşkanı Gürsel’in bindiği siyah renkli DEVRİM otomobili...

Tören alanına doğru yola çıktıktan kısa bir süre sonra bitmesi üzerine...

Cumhurbaşkanı Gürsel’in bej renkli diğer DEVRİM otomobiline binerek...

Törene katılmasıyla başarıyla başlatılan...

Buna rağmen...

Sütümüzü, buğdayımızı bile üretmekten vazgeçip kendisinden almamız için...

Bizi her alanda kendisine açık pazar haline getirmek isteyen...

Milli uçak endüstrimizi yok ederek yola çıkan ABD’nin içimizdeki...

Sömürge aydınlarının, mandacı basınının, ruhsuz bürokrasisinin, iflah olmaz işbirlikçi yerli muhalefetinin...

Olağanüstü baskısına boyun eğilerek vazgeçilen...

Milli otomotiv endüstrimizi kurma hamlesinin acı ve ibret dolu hikayesi...

Aradan geçen 58 yıla rağmen...

Toplumsal vicdanımızı kanatmaya devam ediyor...

 

BAŞLANMIŞTI, BAŞARILMIŞTI AMA DEVAM EDİLMEMİŞTİ

Halbuki başarmamamız için hiçbir sebep yoktu...

Halbuki milyonlarca kilometrelik bir yolculuk bile...

Kararlılıkla atılmış bir ilk adımla başlardı ve o ilk adım bile...

İnanılmaz bir başarı hikayesiyle başlamıştı...

Fakat...

ABD’nin ülkemizdeki yeni sömürgecilik hamlesi çok yol almıştı...

Bürokrasimiz, basınımız, siyasetimiz ve ekonomimiz içinde kurumsallaşmıştı...

Ve genç Cumhuriyet’in bir hamlesini daha başlamadan boğmayı başarmıştı...

 

TÜRKİYE’DE YABANCI SERMAYELİ OTOMOTİV YATIRIMLARI

Sonrasında Türkiye topraklarında...

Kamyon, otobüs, otomobil segmentlerinde...

Renault, Fiat, Mercedes, Toyota gibi markalara ait olan fabrikalar açıldı açılmasına ama...

Bu fabrikaların her biri...

Bir yabancı markanın doğrudan...

Ya da yerli ortaklıklı yatırımıydı...

Ağırlıkla da montaja dayanıyordu...

Ülke sınırları içinde bir otomotiv fabrikası kurulması...

O fabrikayı milli yapmaya yetmiyordu...

Milli olması için...

Lisanslarının, tasarımının, hakim sermayesinin...

Kamuya ya da yerli sermayeye ait olması gerekiyordu...

 

BAŞARILI MİLLİ OTOMOTİV PROJELERİMİZ DE OLDU

Bu açıdan bakıldığında...

Ve otomotiv sektörünü sadece otomobil üretiminden ibaret görmediğimizde...

Aslında kimi başarılı olmuş milli hamleler söz konusu olmuştur...

 

GÖZDEN KAÇAN BİR BAŞARILI OTOMOBİL FABRİKASININ ACI SONU: TUZLA JİP

Mesela askeri alanda üretim yaptığı için kamuoyunun gözünden kaçsa da...

1988 yılında Yıldız Teknik Üniversitesi ve Türk Silahlı Kuvvetleri ortak projesi olarak çalışmaları başlatılan...

1990 yılında ise Tuzla Jip Fabrikası’nda fiiliyata geçen...

‘Askeri Jip Üretimi’...

Komutan aracından personel aracına...

Mobil silah araçlarından, ambulanslara kadar...

15 farklı üründen oluşan...

Toplamda yaklaşık 13.000 adet üretimiyle...

Otomobil segmentinde Türkiye’nin ilk yerli otomobil üretimi olarak tarihe geçti...

 

***

 

Ancak aradan geçen yaklaşık 16 başarılı yılın ardından 2006’da...

Nedeni niçini bugün bile anlaşılamadan, anlatılamadan...

Üretim durduruldu...

Halbuki bu araçlar...

Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’ndan araç tip onay belgeleri alınarak...

İhracata uygun hale getirilmişti...

Belki de kapatılan o fabrikanın ürünlerinin yerine...

Bugün Türk Silahlı Kuvvetleri’nde hangi araçların satın alınıp kullanıldığına bakarsak...

Sorularımızın cevabını bulmuş oluruz...

 

TÜRK OTOMOTİF SEKTÖRÜNDE BİR DÜNYA MARKASININ HAZİN SONU: TEMSA

Türk otomotiv sektörünün bir diğer göz ağrısı...

50 yılı aşkın bir süredir Türk mühendis ve işçileriyle...

Türkiye’nin ilk ve tek yolcu otobüsünü...

Aynı zamanda...

Tamamı kendisine ait olan Ar-Ge’sinde geliştirdiği Türkiye’nin ilk elektrikli otobüsünü piliyle birlikte üreten...

Sadece Türkiye’ye dönük üreten değil...

Avrupa ve Amerika başta olmak üzere...

Dünya piyasalarına da ihracat yapan...

SABANCI grubuna ait...

Rahmetli Özdemir Sabancı’nın göz bebeği...

Türk otomotiv sektörünün okulu...

 

TEMSA...

2019 yılının mayıs ayında İsviçreli bir fon şirketine satıldı...

 

***

 

Maalesef satışın üzerinden henüz birkaç ay geçmişken...

TEMSA kapanmanın eşiğine geldi...

Avrupa veya ABD gibi birçok ülkede devlet...

Özel sektör şirketi olup olmadığına bakılmaksızın böyle bir satışa engel olurdu...

Ancak ve maalesef bizde...

Bir batak bir simit şirketini kurtarmak için  gösterilen şaibeli ilgi TEMSA’ya gösterilmedi...

Binlerce çalışanının, yan sanayicisinin, duyarlı yurttaşın sesine kulak asılmadı...

Kamuoyunun...

Bu önemli milli otomotiv meselesine...

Devletin el koyması yönündeki beklentisi hala sürüyor...

 

MİLLİ VE YERLİ OTOMOBİL TARTIŞMALARI YENİDEN BAŞLIYOR

Türkiye’nin milli bir otomobil markası yaratarak üretime geçmesi meselesi...

Son birkaç yıldır...

Hükümet tarafından dillendiriliyor...

Ve doğal olarak Türk toplumunda heyecan, beklenti ve tartışmalara yol açıyor...

 

***

 

Şahsi fikrim...

Türkiye’nin içten patlamalı motorlara...

Yani benzinli ve dizel motorlara dayanan birinci dalga otomotiv endüstrisinde...

Treni kaçırdığı...

Bu saatten sonra da yakalamaya çalışmaması gerektiği...

Fakat özellikle TESLA ile dünyanın gündemine giren elektrikli otomobiller dalgasının kolaylıkla yakalanabileceği yönündedir...

 

***

 

Bu nedenle hükümetin yerli otomobil üretmeye dair ilk projesini açıkladığından beri...

Milli otomobil fikrinin...

Yapılabilir, yapılması gereken...

Ancak hem çok ağır yatırım gerektiren...

Hem de zaten devri kapanmaya yüz tutan içten patlamalı motorlarla değil...

Yeni nesil elektrikli motorlarla beraber düşünülmesi gerektiğini savunuyorum...

 

***

 

Nitekim bu fikrimi...

Dönemin Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık’ın...

9 Ekim 2015 yılında...

Yine bir seçim atmosferi içindeyken NTV’de...

“Yerli otomobil için testler yapılıyor, seçimden sonra bir lansman yapmayı planlıyoruz. 2020’de pazara çıkmasını planlıyoruz”...

Demesi üzerine başlayan...

Ancak kimi iddialara göre 40 milyon Euro harcanmasına rağmen...

Seçimlerin ardından çalışmaların anlaşılmaz bir şekilde dondurulmasıyla unutulan tartışma ortamında...

17 Kasım 2017’de katıldığım bir televizyon programında...

Ana gerekçeleriyle beraber bir kere daha ifade ettim...

 

***

 

Bir süredir küllenen milli otomobil tartışmaları...

Tam da daha önce yollarda görmeye başlayacağımızın iddia edildiği 2020 yılına bir hafta kala...

27 Aralık 2019’da...

Sanki daha önce hiç tartışılmamış...

Vaat edilmemişçesine...

5 adet elektrikli otomobilin...

Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından organize edilen bir lansman programında sergilenmesiyle tekrar canlandı...

 

ELEŞTİRİLER VE KARŞI TEPKİLER

Bu lansmanla beraber kamuoyunda ciddi ve sert tartışmalar gündeme geldi...

Kamuoyunun bir kısmı...

Hiç koşulsuz ve tartışmasız...

Lansmanda gösterilen 5 adet prototipi...

Milli bir başarı olarak bağrına basarken...

Her türlü eleştiriyi...

İlk Devrim Otomobilleri projesinin iptaline yol açan...

Gayrimilli...

Kökü dışarıda...

İşbirlikçi...

Aşağılık kompleksinin ürünü olan...

Tarihsel çizginin ürünü olmakla itham etti...

 

***

 

Bu ithamların bir kısmı...

Lansman sürecine eleştirel bakanların bir kısmını tarif etme noktasında...

Tamamen haksız değildi...

Ancak...

Eleştiri getirenlerin tamamının kastedildiği noktada haksızlığa düşüyordu...

 

İKİ FARKLI ELEŞTİREL ÇİZGİ:

Son yapılan elektrikli otomobil lansmanıyla ilgili eleştirileri iki ana çizgide toplamak mümkündür...

‘BİZ YAPAMAYIZ ABİ’CİLER Tİ’YE ALARAK DALGA GEÇTİLER:

Birinci eleştirel çizgi...

İlk Devrim Otomobili projesine yapıldığı gibi...

Bu ülkenin otomobil üretemeyeceği...

Üretse bile rekabetçi olamayacağı yönünde olan...

Ve kısmen aşağılık kompleksinden...

Kısmen mevcut iktidara karşı muhalefet etme isteğinden...

Kısmen de uluslararası otomotiv endüstrisinin çıkarlarını temsil etme kaygısından beslenen...

Ve sonuna kadar mücadele edilmesi gereken çizgidir...

 

HAKLI ELEŞTİRİLER NELER?

İkinci eleştirel çizgi ise...

Bu ülkenin bir milli otomobil üretebileceğine...

Üretmeye muktedir olduğuna...

Geç bile kalındığına...

Ama bir yerlerden başlaması gerektiğine inanan insanların oluşturduğu çizgidir...

Ve değerlidir...

Bu ikinci çizgi özetle şunları vurgulamaktadır:

 

- Halkımızın milli otomobil hassasiyeti iktidarın seçim arifelerinde oy devşirmek için gündeme getirdiği ve seçim bittikten sonra rafa kaldırdığı bir siyasal sömürü vasıtasına mı dönüştürülmektedir?

 

- 2015 yılında İsveçli SAAB firmasıyla işbirliği yaparak yerli otomobil projesine başlandığının ilan edildiği dönemin Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık tarafından duyurulan, prototiplerinin fotoğrafları basınla paylaşılan ve 2020 yılında Türkiye’nin yollarında göreceğimiz ilan edilen otomobil projesine ne olmuştur? O projeye harcandığı iddia edilen 40 milyon Euro’luk dev masraf bir israfa dönüştürülerek kamu zararı hanesine mi yazılmıştır?

 

- PININFARINA isimli bir İtalyan firması tarafından dizayn edilip üretilen ve Türkiye’ye gönderilen 5 adet elektrikli otomobili yerli ve milli olarak takdim etmek ne kadar doğru ve samimidir?

 

- Bu son 5 adet elektrikli otomobilin akıbeti de 2015 yılında ilan edilen proje gibi mi olacaktır?

 

-  Henüz fabrikaları bile ortada yokken, bu fabrikaların projelendirilmesi, inşa edilmesi, donatılması, üretim bantlarının devreye alınması göz önünden alındığında; bu elektrikli yerli otomobilleri 2022 yılında Türkiye yollarında göreceğimiz iddiası gerçekçi midir?

 

- 2019 Eylül ayına kadar Volkswagen’in Ege Bölgesi’nde kurmaya hazırlandığı yıllık 300.000 üretim kapasiteli otomobil fabrikası yatırımının ilan edilen bedeli 1.4 milyar Euro iken, hemen hemen benzer kapasiteli olacağı belli olan yerli otomobil fabrikasının 3.7 milyar Euro civarında bir yatırım gerektirmesi nereden kaynaklanmaktadır?

 

- Yapılacak otomobillerin lansmanında herhangi bir satış fiyatı deklere edilmemiş olması; 60 bin dolar ile 90 bin dolar (360 bin TL ila 540 bin TL) arasında bir satış fiyatıyla piyasaya çıkacağı iddialarına yol açmaktadır ve bu da rekabet gücünü sorgulatmaktadır.

 

- Milli otomobille ilgili çıkarılan yatırım kararnamesinde, yatırım tutarının 22 milyar TL olarak açıklanmasının yanında, yatırım süresinin 13 yıl olduğu, yatırımın bu sürede gerçekleştirilememesi halinde Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın bu sürenin yarısı kadar ek süre vereceği ibaresi soru işaretleri yaratmaktadır?

 

- Türkiye’de pek çok üniversitede elektrikli otomobil projesi üretilmiş olmasına, bu konuda Hacettepe Üniversitesi’nin geliştirdiği ‘EVT S1’ elektrikli spor otomobilin devletin televizyon kanalı TRT HABER tarafından, 16 Ekim 2015’te test sürüşünün yapılarak, 100 kilometrede sadece 4 TL elektrik sarfiyatıyla seri üretime hazır olduğunun duyurulmasına rağmen neden desteklenmediği eleştiri konusu olmaktadır ve cevap beklenmektedir?

 

DÜNYA BASINI NE DİYOR?

Bizim gibi aşırı siyasallaşmış ve kutuplaşmış ülkelerde, kimi büyük tartışma yaratan olayları, dünya basınından ayrıca takip etmek...

Daha serinkanlı değerlendirmelere olanak tanımaktadır...

Bu açıdan bakıldığında...

Amerikan Washington Post, New York Times, Bloomberg, Voice of America...

Rus Sputnik...

Somalili Somali Times...

Fransız Reuters...

İngiliz Daily Mail, Independent...

Alman Deutsche Welle, Tagesspiel, Die Welt, Der Spiegel, Bild, Focus, Handelsblatt...

Katarlı El Cezire...

Avusturyalı ORF, Krone ve Die Presse...

Belçikalı Belga...

Hollandalı NOS ve RTL...

İsveçli TT...

Norveçli NRK...

Yunan Ta Nea ve Capital.gr...

Gibi gazete, dergi, televizyon ve haber ajanslarının...

Yapılan lansmanı haberleştirdikleri ve ciddiye alan yorumlar yaptıkları görülmektedir...

 

GERÇEKTEN YAPABİLİR MİYİZ?

Türk otomotiv yan sanayisinin geldiği yüksek düzey, rekabetçilik yeteneği ve kapasite...

TESLA ile başlayan elektrik motorlu yeni nesil otomotiv dalgasının yarattığı yenilikçilik ve fırsatlar...

Türk kamuoyunun özlem, ısrar, beklenti ve büyük desteği...

Kamu kesiminin yarattığı bazal talep altyapısı...

Türkiye’nin milli ve yerli otomobil projesini...

Her zamankinden daha fazla mümkün ve elzem hale getiriyor...

Evet, hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde...

Başarabiliriz...

Başarmamamız için hiçbir gerekçe yok!

 

İNANDIRICI BİR PROJE İÇİN HÜKÜMETE DÜŞEN GÖREVLER NELERDİR?

Milli ve yerli otomobil markası yaratmak için en önemli görev öncelikle hükümete düşüyor...

Hükümetin yapması gereken şeyler...

Öncelikle milli ve yerli otomobil özlemini...

Seçim zamanlarında oy devşirmek için...

Kamuoyu yoklamalarında destek kaybettiği dönemlerde desteğini artırmak için gündeme getirdiği...

Ve sonrasında ise zamanın akışına bırakıp boşladığı algısını kırmaktır...

Hükümete düşen bir başka görev ise...

Otomotiv sektörüne bütüncül bakarak...

Bir dünya markası olmayı başarmış olan TEMSA’nın satışıyla başlayan krizi çözerek yeniden millileşmesini sağlamak...

TUZLA JİP projesini yeniden hayata geçirmek...

Hacettepe Üniversitesi’nin ürettiği yüzde yüz yerli elektrikli ‘EVT S1’ için...

Gemlik’te yapılacak olan fabrikada hat ayırmak ve diğer üniversitelerimizin çabalarını da bu havuza toplamaktır...

 

TMMOB VE SANAYİ ODALARINA DÜŞEN GÖREVLER

Yerli elektrikli otomobil üretiminin başarılmasında...

Sadece hükümet çevrelerine değil...

Özellikle ve öncelikle Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği’ne (TMMOB)...

Ve Makina Mühendisleri Odası başta olmak üzere bağlı odalarına düşen görev...

Kuruluş ve varoluş misyonuna uygun hareket ederek...

Bu konudaki edilgen tutumunu terk ederek...

En azından Kanal İstanbul projesi gibi projelerde gösterdiği duyarlılığı bu alana da yönelterek...

Daha görünür, daha aktif, daha denetleyici, daha teşvik edici bir rol üstlenmek...

Ve kendisi dışındaki...

Sanayi Odaları ve benzeri kurum ve kuruluşlara öncülük etmektir...

Yaklaşık 600 bin üyesi olan TMMOB yapılanması...

Bu kadar kritik bir meseleye uzaktan bakmakla, eleştirmekle yetinemez, yetinmemelidir...

 

HALK İNANIRSA...

Eğer bu halk inanırsa...

Eğer hükümet bu işi siyasi sömürü malzemesi yapmazsa...

İnanın milyonlarca yurttaş...

Her birimiz...

O fabrikanın şantiyesinde bilabedel hamallık yaparız!