Haddini bilmeli insan

Paylaş

 

 

İslam’ın şartı beştir, altıncısı “haddini bilmektir” buyurur kelâm-ı kibâr ...

Haddini bilmek, “sınırı aşmamak” yani “edepli olmak”.

İnsanı insan yapan en önemli ahlak manzumesi: “Edep”…

“Kişinin noksanını yani haddini bilmesi kadar irfân olamaz” , denilmiş.

Edep; kişinin her konuda haddini bilip, sınırı aşmaması, insanlara iyi muamelede bulunması…

Peygamber Efendimizin buyurduğu ve davrandığı gibi hareket etmesi…

Berber, tıraş için gelen müşterisinin saç sakal ve bıyığını keser. Kaş ve kirpiklerine dokunmaz. Neden? Haddini aşmayana dokunulmaz.

İnsanın boynundan beynine binlerce hat gidiyor. Biri tıkansa ya deli ya ölü.

Hangi akla güveniyoruz, neyimiz var bizim?

Tüm nimetler; ilim, servet, makam bizim değil, bizden değil, emânet…

Kendisini dev aynasında görenlere; “konumunu bil” derler.

Nefsini bilen, kendini bilir.

Kendini bilen haddini bilir.

Haddini bilen Rabbini bilir.

Hem sever hem sevilir…

 

EDEPTE ÖLÇÜ

Kişinin; en başta sahibine, yaratanına karşı edepli olması lâzım.

Şeytanı huzurdan kovduran sebep ilimsizlik değil, “edepsizlik”ti.

Ukalâlık yapıp, “ateş çamurdan üstündür” dedi.

Yaratandan sonra, O’nun en değerlisine Efendimiz -aleyhisselam- a karşı edepli olmalı.

Ashab-ı Kirâmın arasında, En Sevgilinin yanında sesini yükselterek konuşanlar, ayeti kerîme ile ağır bir şekilde uyarılmışlardır. (Hucurat Süresi)

Sultan 1. Ahmet Han, kendi camisini altı minareli yaptırınca, Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’e hürmeten, Mescid-i Nebevî’ye bir minare daha ilâve ettirmiştir. (İlber ORTAYLI, Osmanlı’yı Yeniden Keşfetmek, s. 150). Bu örnekten de anlaşıldığı gibi, atalarımız Allah Resulüne karşı aşırı hürmetli ve muhabbet doluydu.

Sonra sırasıyla Kuran-ı Azimüşşan’a karşı edep, Anne –babaya, akrabaya, komşuya karşı edep.

Evlât haddini bilirse, anne-babasına iyilik hâlinde olur. İki cihanda huzur ve esenlik isteyen ana babasının gönlünü hoş eder, dualarını alır.

Komşu haddini bilirse, komşusunu üzmez…

Tüccar haddini bilirse, işini iyi yapar, kimseye zarar vermez…

Öğrenci haddini bilirse, öğretmenine vefalı olur.

Şairin dediği gibi;

Edep bir tâc imiş nûr-i Hüdâ’dan

Giy o tâcıemîn ol her belâdan…

 

 

Manevi bahar: ÜÇ AYLAR

 

Her yıl heyecanla gelişini beklediğimiz nâdide zamanlar; Üç aylar.

Kur’an-ı Kerim ile istikâmetlenme ayı.

Kur’an-ı Kerim kendisine indirildiği için Efendimiz -aleyhisselâm- en değerli Nebî.

O’nu indiren melek Cebrail, en değerli melek.

O’nun indirildiği ay en, değerli ay (Ramazan-ı Şerif) .

O’nun indirildiği ümmet, en değerli ümmet. Yâni biz, layık olabilirsek…

Efendimiz buyuruyor:

“Sizin en hayırlınız Kur’an’ı öğrenen ve öğretendir.” (Buhârî, Fedâilü’l-Kur’ân, 21)

Yani Kur’an’ı yaşayan ve Kur’an’ı yaşatan.

Bu manevi iklimden layıkıyla istifade edebilmeyi, Rabbim nasip eylesin. Âmin

 

Not: İdlip’te hain bir hava saldırısı sonucu şehit düşen kahraman askerlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Milletimizin başı sağ olsun.