Deli Petro’dan Putin’e Rusya’nın hikâyesi

Paylaş

 

Toprakları hem Avrupa hem Asya’ya yayılmış bir güç Rusya…

Bu güç iki asırdır en çok bizim canımızı yaktı.

Slav ırklarından; Ukrayna ve Beyaz Rusya gibi.

“Slav” köle demek.

Anavatanı Ukrayna’nın kuzeydoğusundaki Dinyeper bataklıkları olan bu ırklar, vaktiyle Hunların kölesiydi.

Altınordu Devleti (1227-1502)  ardında hanlıklar bıraktı.

Kırım hanlığı da bunlardan biri.

Moskova, Kırım Hanlığı üzerinden Osmanlı’ya bağlıydı.

Kırımla bizim çok derin bir bağımız var.

“Osmanlı yıkılırsa, bayrağı Kırım Hanı alacak”,  diye perde arkasında bir antlaşma yapıldığı söyleniyor.

Rusya’nın kurucusu; Çar (imparator) unvanını ilk kullanan Korkunç İvan (1533-1584)

Büyükannesi Zoe, son Bizans İmparatoru’nun yeğeni olduğu için kendisini Bizans tahtının varisi sayarmış.

Rus bayrağındaki Bizans kartalı buradan geliyor.

Moskova Patriği de bu sebeple, İstanbul’a rağmen bütün Ortodoksların reisi iddiasında.

“Deli” lakaplı “Çar Petro” 1682’ de tahta geçtikten sonra Rusya dünyanın en güçlü birkaç devletinden biri haline geldi.

Ruslarla girilen 7 savaştan 5 tanesinden yenilgi ile ayrılan Osmanlı, yıkılışın önüne geçemedi.

Mithat Paşa ve avenesinin memleketi sürüklediği 1877 tarihli 93 Harbi’nde Ruslar, Yeşilköy’e kadar geldi.

Sultan Hamid, 30 senelik saltanatı müddetince İngiltere ve Rusya’yı dikkatle idare etti.

 “Rusya’dan korkulmaz; çarı elde etmek kâfidir. Zira çar onlarda hem hükümdardır, hem tanrı gibi görülür. İngiltere böyle değildir; onlar menfaate bakar” derdi.

1914’te Osmanlı bayrağı çekmiş Alman gemilerinin Enver Paşa’nın talimatıyla Rus limanlarını bombalaması üzerine Türk-İslâm tarihinin son felâketlerinden biri başladı. 4 sene süren bu harpte yenildik. En ağır darbe de Rus cephesinden geldi.

1917 Martında I. Dünya Savaşı’nın olumsuz etkileri çarlık yönetimi üzerinde kendisini gösterdi. Hayat şartlarının daha da ağırlaşması, yolsuzluk ve vurgunlar toplumun her kesiminden insanları çarlık yönetimini devirmeye yöneltti. Çarlık yerini Komünist rejime devretti.

1917 Lenin öncülüğünde kurulan Komünist Sovyetler Birliği 1991 de da Gorbaçov’un istifasıyla dağıldı.

 

MODERN RUS ÇARI: “PUTİN”

Dünyanın en güçlü liderlerinden bir tanesi.

20 yıldır devletin başında. (4 yıl ara verdi, koltuğu Dimitri Medvedev’e bıraktı. Üç dönem kuralından dolayı)

Halk arasında çok popüler bir figür. Alkolik Boris Yeltsin’ den sonra ülke yönetimini devraldı.

Halk, O’nun Rusya’yı eski gücüne kavuşturacağını düşünüyor.

Medya, Putin için devamlı bir imaj pompalaması yapıyor; “maço, kuvvetli, etkileyici ideal bir Rus erkeği imajı”…

Eski bir KGB ajanı olan Putin, biyografisini gizli bir kasada saklıyor. Örneğin annesinden hiç bahsetmiyor. Kimliğini ve geçmişini araştıran gazetecilerin başına hep bir şeyler geliyor.

Rusya’da muhalif olmak, gazeteci olmak hiç kolay değil.

Ülkede birçok ayrılıkçı hareket var. Putin; yönetime gelir gelmez muhalefete, Çeçenlere, sermayeyi elinde tutan ailelere, mafyaya demir yumruğunu gösterdi.

 

BUGÜN GÜNDEM YİNE RUSYA

Osmanlı yıkılırken Kafkaslardan ve Balkanlardan ülkemize göç dalgası oldu. Sebebi, Rusların yayılma politikası idi.

Bugün Suriye den bir göç dalgası ile muhatabız. Arkasında yatan sebep yine Rusya.

Dün gelenleri muhacir diye bağrımıza basmıştık, bugün mülteci sıfatını kullanıp yük haline getirdik.

Hâlbuki Balkanlardan ve Kafkaslardan gelen de Müslüman’dı, Suriye’den gelen de…

Son olarak İdlib’de ateşkes ilan edildi.

 

REKABET BİTMEYECK

Rusya düşman mı rakip mi? Kanımca “rakip”…

Karşılıklı menfaatler nedeniyle fevrî politikalar izlenmemesi gerekiyor.

Türkiye, Avrasya Ekonomik Topluluğuna rakip.

Türkiye’nin,  Orta Asya ve Kafkasya’ya kan bağı ile bağlılığı mevcut.

Ukrayna ile sıkı bir diplomatik ve ticari ilişkisi var.

Rusya’nın içindeki ayrılıkçı etnik gruplar için itici güç…

Rusya bu manzaranın farkında.

İki lider ne zaman bir kriz çıksa masaya oturduklarında anlaşıyorlar.

Son söz, bizim için İzmit ne ise İdlib’de odur.

Bursa ile Halep’i birbirinden ayırmayız.

Mazlumun umudu, zalimin korkulu rüyası olmaya devam edeceğiz.

“Şehitler tepesi boş kalacak” açıklaması yapan gafiller bunu unutmasınlar.