Tarihin dönüm noktasındayız

Paylaş

 

 

21. yüzyıl çılgınlıklar çağı; yeni bir siyasi, ekonomik, sosyal düzen kurulacak gibi duruyor.

1. ve 2. Dünya savaşlarından sonra dünya yeniden bir kırılma yaşıyor.

Gözle görülmeyen virüslerin istilası, savaş tarihini yeniden yazdıracak.

Şehirlerin boşaldığı, sınırların değiştiği, toplumsal isyanların patladığı dönemlerin ayak sesleri…

Sınırlar , mâbetler kapanıyor ve Kâbe’de duran tavaf…

AB ülkelerinin sağlık sistemi çatırdıyor, “Refah Ülkesi” kavramının içinin ne kadar da boş olduğunu ibretle izliyoruz.

Bâriz bir güç kayması mevcut;  AB bitik, ordular şehirlere indi,  ülkemiz ise tüm dünya tarafından takdir edilen bir duruş sergiliyor.

Sanki bir deneme süreci; birileri devletlerin direncini ölçüyor.

Tersine dönüş var. Afrika Avrupa’ya, Meksika ABD’ye sınırlarını kapatmaya hazırlanıyor.

Global şirketlerin üst düzey yöneticileri istifa ediyor? Neden istifa edip, yeraltına çekiliyorlar.

 

BU MANZARANIN BİR DE MANEVİ YÖNÜ VAR

Kendimize geleceğiz, özümüze döneceğiz, ailemize yuvamıza hicret edeceğiz.

Ölümden kaçış yok.Ölüm bizim için yeniden doğuş; ahiret hayatına…

Tâtil değil tâdil(ruh ve zihni tamir)  dönemi.

İnsânî ve vicdânîgelişime yöneleceğiz.

Yaşadığımız hayatlar pamuk ipliğine bağlıymış, virüs bize bunu öğretti.

Muhasebe ve murakabe, sorgulayıp idrak etme…

Hayret, hürmet, haşyet, hikmet; ne kadar da ihtiyacımız var.

Hayat yavaşladı, bunu fırsata çevirip kaybettiklerimizin peşine düşme vakti…

Acılı ailelere virüsün bulaştığı insanlara dua vakti…

İNŞALLAH 21. ASIRTÜRKİYE ASRI HALİNE GELECEK

Bütün bu gelişmeler olurken Çanakkale zaferimizin 105. yılını gururla kutladık.

Ânı yaşarken tarihimizden kopmuyoruz.

Milletler tarihleriyle vâr olurlar.

Tarihinden sıyrıldıklarında insan sürüsü haline gelirler.

Çocuklarına Çanakkale Zaferini ninni yapan nesil, hâin kalkışmanın olduğu 15 Temmuz gecesi o ruh ile bu vatanı işgalden kurtarmıştır.

Anadolu’da her aile Çanakkale Destanının yetimidir.

Tüten her ocaktan bir yiğit cephede şehâdet şerbetini içmiştir.

Türkiye İslam’ın son karakoludur.

Hâtıralardan okuduğumuz kadarıyla Çanakkale’deki asil ordumuzun iki mânevî yönü öne çıkıyor:

1.            Allah Rasûlüne olan şiddetli muhabbet

2.            Savaşın en zor dönemlerinde bile 5 vakit namaza riayet.

Şehitliği saadet, gaziliği şeref bilen bir milletiz.

Çanakkale’de bu manevi manzaralara şâhid olan İngiliz ordu kumandanı Orgeneral Hamilton’un:

“Bizi Türkler’in maddî gücü değil, mânevî gücü mağlûb etmiştir. Çünkü onların atacak barutu bile kalmamıştı. Fakat biz, gökten inerek onlara yardım eden güçleri müşâhede ettik!..” şeklindeki îtirâfı da bu gerçeği sergilemektedir.

Şairin dediği gibi: “Gül yüzlü afetti ki her bûsesi lâle; girdik zaferin koynuna, kandık o visâle”...

Düşmanını bile sırtında taşıyıp, onların hidayetine vesile olan bir ecdâdın torunları olarak, aynı şuurla kenetlenmek, bu rûhu geleceğe taşımak zorundayız.

Virüs imtihanını şehitlerimizden aldığımız ilham ile aşacağız inşallah.

Bu vesile ile cefakâr sağlık personelimize şükranlarımızı sunuyorum.

Dün cephede çarpışan yiğitler, bugün şifâhanelerde hizmet eden hekimler… İYİ Kİ VARSINIZ.

 

YâRabbî! Bizleri o şanlı ecdâda lâyık bir nesil eyle! Milletçe birlik ve beraberlik hâlinde senin rızânı yaşamaya cümlemizi muvaffak kıl!..

Âmîn!..