YAVAŞLA

Paylaş

2050 YILININ TARİH KİTAPLARINDA BELKİ DE ŞU İFADELER YAZILACAK
“2020 insanlık adına çok çetin geçti.
Gözle görülmeyen canlılar tüm dünyayı evine kapattı.
Salgından önce insanoğlu çok hızlı yaşıyordu. 
Yavaş ve huzurlu dönemlerden, hızlı lakin huzursuz döneme hicret edilmişti.
İnsanlık sanal sohbetlerle uyuşmuş, her yerde olmasına rağmen hiçbir yere sığmaz olmuştu.
Dostlarının yanında iken bile, telefonun veya sohbet ağının tuzağına düşmüştü.
Hızlı yaşayan haz peşinde koşan insanoğlu, akraba ve komşularından kopmuş çocukları ve yaşlıları bakımevlerine bırakmıştı. 
Bilgiye ulaşmak kolaylaşmış, ilmin ve âlimin değeri azalmıştı.
Un açıp börek yapanlar, doğaya çıkıp çiçek toplayanlar da bu hayatın içinde izole oldular.
AnaBritannica karıştırıp büyüyen anne babalar, çocukları ile kuşak çatışması yaşamakta idiler.
İnternetin sokaklarında “yemeğin ve çiçeğin sepetleri” oluşturulmuştu. 
Ürettiğinden fazla tüketen, kazandığından fazla harcayan, abartan, haddi aşan bir nesil türemişti.
Çocuklar bir dersten diğer derse, babalar bir işten başka bir işe, anneler bir altın gününden diğer güne koşturmaca içindeydiler.
Evler otele dönmüş, akşamları yapılan çaylı muhabbetler rafa kalkmıştı.
Hodgâmlaşan insan, sosyal ağlarda kendisine inşa ettiği yapay dünyada takılıyordu.
24 saat yetmiyordu insanoğluna. Aylar haftalara, haftalar günlere, günler saatlere dönüşmüş, herkes hız tarikatının çocukları haline gelmişti
WhatsApp tarzı programlar ile birbirleriyle çabuk iletişim kurmak, iletişimin kalitesini düşürmüş, insanları birbirlerinden yabancılaştırmıştı. 
Kişiye özel olmayan kandil ve bayram mesajları muhataplarında hiçbir karşılık bulmuyordu. 
İş ortamındaki insan ilişkileri merhamet ve dostluktan nasipsiz idi. İnsani değerler yitirilmiş, karakter aşınması had safhaya ulaşmıştı. 
E-mail hesaplarına ayırdıkları vakitleri, sevdiklerine ayırmayan, işkolik, narsist, duygulardan uzaklaşmış bir nesil ortaya çıkmıştı.
Ve o gözle görülmeyen canlılar gelip bu düzene dur dedi…

 

KEMAL SAYAR’IN ESERİ
Bu süreçte Psikiyatri Profesörü Kemal Sayar beyin “Yavaşla” isimli kitabını inceleme fırsatım oldu. Kitaptan aldığım notları siz değerli okurlarımla paylaşıyorum:

 

MOTORLU TAŞITLARIN DÜNYAMIZA YAPTIĞI KÖTÜLÜKLER
Ufak gezinmeler insana ‘yürümenin erdemlerini’ vermiyor ve arabamızın içinde geçirdiğimiz saatler, bizi gerçek dünyadan yalıtıyor. 
Arabalar erkeklerin yeni şehvet nesneleridir.
Araba kullanamayacak kadar genç ve yaşlı olanlar veya maddi sorunlar yüzünden araba sahibi olamayanlar, giderek ikinci sınıf vatandaş oluverirler. İstanbul’da henüz denizi görmemiş çok sayıda insan olduğunu biliyoruz. 
Çok yakın mahallelerde olsalar da, hareketli zenginler ve hareketsiz fakirler farklı dünyalarda yaşamaya başlar. Fukara, görünmez duvarlarla çevrilen zindanlara hapsolur. Zenginleri yanından yöresinden hızla geçerken görür. 

 

EVLERE VE OKULLARA “YAVAŞLA” TABELASI ASABİLİRİZ
Bir bilimsel araştırmaya göre, İngiliz anne babalar çocuklarıyla sekiz dakikalık anlamlı konuşma gerçekleştirirken, bu süre Amerikalı anne babalar için sadece beş buçuk dakika. 
Oysa bir ebeveynin çocuğu ile hem dem olabilmesi, kafası dağılmadan, sıkıntısız bir biçimde onu dikkatinin odağına oturtabilmesiyle mümkün. 
Evin içinde televizyonun uğultusunun, bilgisayarın vızıltısının dindiği kurtarılmış anlar olmalıdır. Atalarımızın öykülerin çocuk ve gençlerimize usul usul anlatmaya başladığımız anlar.

 

KENDİ ÖMRÜMÜZÜ VE SEVDİKLERİMİZİN ÖMRÜNÜ GÜZELLEŞTİRMEK
Bir fidan dikmeli. Kuruyan bir ağaca su vermeli. Ânın evlatları olmalı. İnsanlara tebessüm etmeli. Güzellik ve iyiliği dile getirmeli, olmuyorsa susmalı. 
Ölüme, o küçük kıyamete hazırlanmalı. 

Sağlıcakla kalın efendim…