ABD ‘NİN KANLI TARİHİ

Paylaş

46 yaşındaki George Floyd’un gözaltına alınırken, polisin uzun süre ensesine diziyle basması sonucu hayatını kaybetmesi vicdan sahibi insanları derinden üzdü.

ABD bu olay nedeniyle karıştı, 34 eyalette 43 binden fazla ulusal muhafız sokaklara indi. Amerikan ordusu ilk defa kendi ülkesinde , kendi vatandaşlarına özgürlük (!?) getirmeye başladı.

Olayları sağlıklı tahlil etmek için, bu ülkenin tarihine bir seyahat edelim dedik.

 

13 KOLONİ

Sömürgecinin işgal ettiği toprakta, kendine bağlı yönetim kurmasına koloni diyoruz.

Koloni; hem sömürge olarak çalışırken aynı zamanda sömürgeci devletin kültür ve dini anlayışıyla asimile olarak erimektedir.

Amerika kıtasına 1492 yılında Kristof Colomb’un ayak basmasının ardından; İspanyollar, İngilizler, Portekizler ve Fransızlar yerlilerin elindeki toprakları alarak hâkimiyet kurmaya başladılar.

13 koloni bu şekilde oluştu. Kıtanın yerli halkı, dışardan gelen sömürgeci bu yapının kölelik sisteminin pençesine düştü.

İngiltere, kıtadaki kolonilerinden ağır vergiler almaya başlayınca, bağımsızlık ateşi yakılmaya başlandı. İlk olarak 4 Temmuz 1776 tarihli Amerikan Bağımsızlık Bildirgesi yayınlandı.

George Washington ve Thomas Jefferson tarafından kaleme alınan bildiride özgürlük söylemlerinden bahsedilmekteydi. Daha sonra 4 Temmuz tarihi her yıl Amerika’nın bağımsızlık tarihi olarak kutlanmaktadır

Bu surecin sonunda 13 koloni ile İngiltere büyük bir savaşa girişmiş, İngiltere savaştan mağlup ayrılmış, koloniler kendi iç işlerinde serbest olmak koşuluyla Amerika Birleşik Devletleri’ni kurmuşlardır (1787). Amerikan bayrağında bulunan 50 yıldızın her biri bir eyaleti temsil etmektedir.

 

‘EFENDİ-KÖLE’ ZİHNİYETİNİN SONU ELBET GELECEK

1800’lü yıllarda Kızılderililere yapılan soykırımın kara lekesini, ABD hiçbir zaman silemedi.

1960’lı yıllara kadar tüm Afrika kökenliler yasalar ile ötekileştirilmiş, ırkçı zülüm altında yaşamak zorunda bırakıldılar.

 

O yıllarda Amerika’da adeta iki çeşit sosyal yaşam vardı. Bütün sosyal hayat siyahlar ve beyazlar diye ayrılmıştı. Siyahiler toplu taşımalarda ancak kendilerine ayrılan koltuklara oturabilirken, kafelere, lokantalara, berberlere, tiyatrolara gidecekleri zaman ancak kendilerine ayrılan işletmelere gidebiliyorlardı.

 

Amerikan yüksek mahkemesi 1896 yılında bir yasa çıkararak bu ayrımcılığı resmi hale getirdi. ‘’Ayrı ama eşit’’ olarak çevrilebilecek bu yasa 1954 yılına kadar yürürlükte kaldı.

 

Bugün “Beyaz Amerikan Irkçılığı” hastalığı buharlaşıp yok olmuş değil.

Meclis’te “Demokrat Parti”den 54 Siyah yer alıyor. Buna karşılık tek bir Cumhuriyetçi Siyah vekil var.

Virüs en çok siyahları vurdu. Sağlık sistemine erişimleri son derece kısıtlı olan Siyah yaşlıların çoğu bakımevlerinde can verdi. 

 

AMERİKA BATIYOR MU?

ABD normal şekilde kurulan bir devlet değil;  iç savaşla kuruldu, birçok kez iç savaş yaşadı.

Eyaletlerin durumu belli.  Fransız, İspanyol ve İngiliz menşeli olanlar mevcut. Ortaya karışık bir devlet diyebiliriz.

Kurulduğundan beri Siyonizm’in kontrolünde ABD… Siyonizm kendisine başka bir karargâh (Çin) seçerse ; dağılma hızlanabilir… Sovyetlere benzeterek, ABD’nin sonu geldi demek hamasi bir nutuk olur.

Bu nutukların atıldığı sosyal medya hesapları (twitter), video barındırma web siteleri (youtube) ve fotoğrafları temin ettikleri arama motorlarının (Google) hepsi ABD’li şirketlere ait.

Dolar, en büyük sömürge aracı. Karşılığında mal, hizmet, emtia olmadan karşılıksız olarak basılıyor. Bir avuç imtiyazlı zümrenin elinde bulunan FED (Federal Reserve), karşılığı olmayan bu kâğıt parçalarıyla dünyaya hükmediyor.

 

BUNDAN SONRA NE OLUR?

Yaşanan her kriz çözülmeyi hızlandırır.

Dünyayı yönetecek ahlaki güçleri yok.

Ekonomik güçlerini Çin ellerinden alabilir, askeri olarak rakipleri atakta…

COVID-19 skandalı ABD imajını yok etti. Bir Üçüncü Dünya ülkesi görüntüsü verdiler.

Ebu Gureyb’de, Guantanamo  ve Afganistan’da yapılan insanlık dışı zulümlerin faili, kadim şehir Bağdat’ı yerle bir eden eli kanlı devletin sonu mu geliyor?

 

Önümüzdeki süreç birçok olaya gebe, hep birlikte izleyeceğiz…