Fikri Işık, Gebze’de ne mesajı vermek istedi?

Paylaş

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, önceki gün Kocaeli’de bazı programlara katıldı.

Arada geçtiğimiz günlerde kalp krizi geçiren yeğenini de tedavi gördüğü hastanede ziyaret etti.

Bu vesile ile kriz sonrasında tedavi süreci başlayan Hasan Erdoğan’a da geçmiş olsun dileklerimizi iletelim…

 

 

Erdoğan’ın Gebze ziyareti sırasında kentimiz açısından önemli bir proje ile ilgili olarak da imzalar atıldı. Buna göre Büyükşehir Belediyesi’nin Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Projesi kapsamında TÜBİTAK’ta ilaç, kozmetik ve takviye gıda üretimi protokolü imzalandı.

Törende Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da yer aldı, çalışma dolayısıyla hem Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın’ı ve hem de TÜBİTAK yetkililerini kutladı.

 

 

 

Tabi Erdoğan kenti ziyaret ettiyse AK Parti’nin üst düzeyleri de orada olacaklar.

Olmak durumundalar.

Ve Fikri Işık…

AK Parti’nin kentimizdeki en önemli simalarından biridir.

Milletvekilliğinin yanı sıra Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Milli Savunma Bakanlığı ve başbakan yardımcılığı görevleri ile kabinede yer almıştı.

24 Haziran’da yeniden milletvekili seçilmiş, ancak bakanlar kuruluna girememişti.

Ardından kurultay döneminde de Merkez Karar Yürütme Kurulu’na gireceği, daha doğrusu girmek istediği AK Parti kulislerinde fazlasıyla dillendirildi. Fakat bu dönemde MKYK’ya ilimizden milletvekili Emine Zeybek girebilmişti.

Son genel seçimlerin ardından Fikri Işık’ın üzerine doğru bir hamle oluştu.

Önce bölge milletvekillerinin katılımı ile İstanbul’da düzenlenen bir toplantıda Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan ile restleştiği, eleştirileri üzerine Erdoğan’ın Işık için “Bakanlık vermedik ya, ondan böyle konuşuyor” dediği, ardından Işık’ın da “O zaman ya devlet başa, ya kuzgun leşe” diyerek tepki gösterdiği dile getirildi.

Bu ifadeler medyada yazılıp çizildiyse mutlaka sağlam bir kaynaktan edinilen bilgilerdir.

Ben açıkçası kamuoyuna yansıyan bu diyalogla ilgili olarak Işık’tan yargıya gitmesini beklerdim. Böyle bir girişim olmadığı şeklinde bir görüntü ortalıkla var.

 

 

GEBZE’DE TÖRENDE

Özellikle yerel seçimlerin ardından AK Partili Fikri Işık pek ortalarda görünmemeye başladı. Teşkilat çalışmalarında pek yoktu. Milletvekillerinden ayrı ve kopuk izlenimi veriyordu.

İl başkanı Mehmet Ellibeş başkanlığında düzenlenen ve yerel hizmetlerin ele alındığı koordinasyon toplantısında eksik tek vekil oydu.

Sonra bizim kentin vekilleri toplanıp bir ziyaret mi yapacak, bir bakana hayırlı olsun mu diyecekler, hep bir kişi eksikler. İlyas Şeker, Radiye Sezer Katırcıoğlu, Mehmet Akif Yılmaz, Sami Çakır, Cemil Yaman ve Emine Zeybek gidenler listesinde, ancak Işık yine yok…

Bu programlara katılmamalar yer aldığı birkaç danışma meclislerindeki mesajlarının da göz ardı edilmesine sebep oluyordu.

Onun dışında Gölcük’teki yerli ve milli denizaltı ile ilgili törenin dışında Işık’ı en son başına gelen sıkıntılı bir durum nedeniyle Ali Korkmaz’a yaptığı geçmiş olsun ziyaretinde gördük.

Son olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın TÜBİTAK’ta katıldığı törende Işık bizzat yer aldı.

Erdoğan’la birlikte fotoğrafları medyada yer aldı.

Tabi şurası kesin ki, hem Erdoğan ve hem de Işık için eski ortamın olmadığı gün gibi aşikar. Bundan sonrasını ise kestiremiyoruz. Neticede zamanında yapılması beklenen, ancak olası bir şekilde öne çekileceği konuşulan genel ya da yerel seçimlerde Işık’ın bir yere aday gösterilmeyeceği garantilenmiş durumda.

Fakat buna rağmen sürekli adı yeni partilerle anılan Fikri Işık’ın Gebze’deki toplantıya katılması “Her şeye rağmen AK Parti’deyim” şeklinde verilmek istenen bir mesaj gibi algıladım.

Ne diyelim, hayırlı olsun…

 

 

 

MHP’nin tek liste kararı doğru mu?

 

 

Aslında büyük bir talihsizlik…

O talihsizliği MHP’li Ferit Taşdemir yaşadı.

Adam il başkan adaylığını açıkladıktan birkaç saat sonra genel merkez genelge yayınladı ve “Kongreler tek liste ile yapılacak” dedi.

Taşdemir şimdi ne yapsın?

Vallahi isyan da etse, “Teşkilatımdır” deyip bağrına taş da bassa hakkıdır.

Ne tepki verirse versin eyvallah denilmeli…

 

 

AK Parti’de sanıyorum 2009 yılındaki kongre döneminde ortaya çıkan tek liste zorunluluğu açıkçası partideki tüm üyelerin ve delegasyonun tepkisine neden oluyordu.

Engin Koyun’un ilçe başkanı seçildiği Körfez’deki son kongreyi iyi hatırlayın…

Son ana kadar tek liste baskısına direnen isimler kongrenin iptal edileceği sırada geri çekilmek durumunda kalmıştı. Sonrasında ise oylar kullanılmış, delegasyon kamuoyuna çok büyük bir mesaj vermişti…

Delege listesinde imzası bulunan delege sayısı 400 küsurdu. Fakat sandığa giden kişi sayısı ise 200 küsur…

Bunu nasıl okumak lazım?

Açık şekilde delege “Tek listeye karşıyım, konu mankeni gibi gelip oy kullanmam” demişti.

Üstelik Engin Koyun’un destekçilerinden bile bu tepkiyi almışlığım vardı. Belki de onlar Koyun’un seçimi çekişmeli bir şekilde kazanmasını istiyordu.

 

 

Şimdi de MHP tek liste kararını aldı ve bir yerde Cumhur İttifakı’ndaki ortağına ayak uydurdu.

Burada önemli olan soru şu;

“Böyle bir karara gerek var mı?”

Galiba var…

Detaylarına çok girmeyeceğim. Fakat kongrelerin demokratik teamüllerle yapılması gerektiğine başından sonuna kadar inanmış, AK Parti’nin genel merkez yönetimini tek liste gerekçesi ile “Demokrasiyi ayaklar altına almayın” diyerek sert sözlerle uyarmış bir yorumcu olarak bu kez tam tersini düşünüyor ve savunuyorum.

MHP’nin bu seçimde birliğe ve bütünlüğe daha fazla ihtiyacı var…

AK Parti’den…

CHP’den…

İYİ Parti’den…

Ve diğer partilerden çok daha fazla hem de…

Haliyle genel merkezin kongre süreçlerini bölünmüşlükle yürütmek istememesi içinde bulunduğumuz durumda belli ki bir gereklilik olarak görülmüş.

 

ÜNLÜ BİRLEŞTİRMELİ

 

Burada MHP’nin il başkanı Aydın Ünlü’ye ciddi bir ikazda bulunmak istiyorum.

Evet, partisi bir genelge yayımladı ve kongrelerin tek liste ile yapılacağını duyurdu. Ardından gazetemize bir açıklama yaptı Ünlü ve dedi ki, “Karara karşı çıkan bedelini ağır öder”

Hiç gerek yok…

Gerçi Ünlü’nün genel siyasi tavrı bu gibi ifadelere açık olduğunu gösteriyor. Fakat bence hele ki böylesine hassas bir süreçten geçerken bence daha derli toplu, toparlayıcı ve partinin tüm kesimlerini kucaklayan bir anlayışla açıklamalarını yapmalı.

MHP için asıl dert bedel ödetme olsaydı, sıralamada belki de aday olmak isteyenlerden önce başka birileri olurdu.

Aydın Bey, o yüzden bu konuda bence hiç öyle gergin ifadeler kullanmamalı.

Çünkü bu tür siyaset anlayışı ancak kaba saba insan tiplemeleri tarafından kabul görür ve anlayışla karşılanır. Ünlü böyle olmamalı. Sonuçta kendisi bir il başkanıdır ve bulunduğu makam sebebiyle daha bütünleyici olmalıdır…

Sadece küçük bir dost tavsiyesidir…