Akşener’in Erdoğan’a yanıtını nasıl okumalıyız?

Paylaş

Meral Hanım aslında çok açık konuştu. Çok net sözlerle net bir çağrı yaptı.

Bu çağrı aynı zamanda uyarı mahiyetinde gibi geldi bize…

Hem AK Parti’ye hem de CHP’ye…

Açıklamasında AK Parti lideri Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a çağrısı ile ilgili şu sözlerle yanıt verdi:

“Aslında iki partinin (AK Parti ve MHP) sayısal çoğunlukları var. Türkiye’nin içi ile ilgili oluşan herhangi bir soruna yönelik bize ihtiyaçları yok. Dış politika açısından hadiseye baktığımızda ise Millet İttifakı’nda yer alan hiçbir parti dış politikaya yönelik Türkiye’nin sorunu olduğunda orada devletini, milletini yalnız bırakmadı.

İkincisi bu çağrı Türkiye’nin taşınamaz hale gelmiş yüklerinin ve problemlerinin çözümü ile ilgili ise o zaman 5 Mayıs 2018’den beri söylediğimiz bir şey var, uçacak, kaçacak dediğiniz tek partili cumhurbaşkanlığı sistemi Türkiye’ye uygun değil dedik. Dolayısıyla haklı çıktık bu konuda.

Buna karşılık önerimiz de iyileştirilmiş, güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçiş. Parlamenter sistemin eksiğini, gediğini giderip 21. yüzyılın taleplerine uygun bir sisteme geçmek. Bu konuda bizden yardım, destek isteniyorsa bunu en başından beri talep eden biziz, dolayısıyla elbette bu konuda destek verilir.

Şayet bu çağrı siyasi bir taktik üzerine samimiyetten uzak ise biz, İYİ Parti olarak milletimizin çıkarlarına, menfaatlerine, değerlerine aykırı davranılmadığı süre içerisinde yola çıktığımız hiçbir insanı yolda bırakmadık.”

Dikkat çektiğim gibi, Meral Akşener çok net ifadeler kullanmış…

İlk mesajı Cumhurbaşkanı Erdoğan’a…

Sözlerinin meali şu;

“İyileştirilmiş ve güçlendirilmiş parlamenter sistemi gündeme almadığınız müddetçe anlaşma imkanımız yok”…

Peki, şayet AK Parti bu konuyu gündemine alırsa ve radikal bir değişikliğe yeniden “evet” derse İYİ Parti, Erdoğan’ın belirttiği noktaya gelir mi?

Bana göre evet, yapabilir…

Millet nezdinde şurası kesindir ki; İYİ Parti gibi milliyetçilik üzerine siyaset yapan, gençlerinin hala bozkurt işareti yaptığı bir partinin HDP ile yan yana durabilmesi çok mümkün görünmüyor…

Ya da İYİ Parti’nin bu partiyle yan yana durmasına sebep olan herhangi bir parti ile…

Haliyle gerçekten milliyetçilik üzerine siyaset güden bir partinin genel başkanından en küçük birimindeki çaycısına kadar tüm fertlerine sorsanız, “HDP’yi mi, yoksa AK Parti’yi mi tercih edersiniz?” diye, alacağınız cevap tektir…

Bu noktada belki de parlamenter sistem mantığı üzerinden İYİ Parti’nin ve genel başkanı Meral Akşener’in beklentisinin olabileceğini düşünüyorum…

 

GELELİM AKŞENER’İN DOLAYLI CHP MESAJINA…

Erdoğan’ın çağrısının samimi olmaması, tamamen siyasi bir taktik olarak yapılması durumunda meseleye kayıtsız kalacağını belirten Akşener, şu ifadeyi kullanmıştı:

“Şayet bu çağrı siyasi bir taktik üzerine samimiyetten uzak ise biz, İYİ Parti olarak milletimizin çıkarlarına, menfaatlerine, değerlerine aykırı davranılmadığı süre içerisinde yola çıktığımız hiçbir insanı yolda bırakmadık.”

Akşener’in kullandığı sözler de gayet açık bana kalırsa. Akşener bu cümlesi ile İYİ Parti’nin içinde bulunduğu Millet İttifakı ortağı CHP’yi yalnız bırakmayacağını, ancak milletin değerlerine aykırı bir davranış içinde bulunmamasını istiyor.

Bu davranışın ağababası sizce nedir?

Yani CHP, en fazla hangi konuda eleştiriliyor?

Elbette HDP ile arasına koyamadığı mesafe konusunda…

Bu durum bırakın milletimizi, CHP içindeki ulusalcı tarafta bile büyük bir sorun olarak görülüyor.

Yapılan konuşmaları dikkatle dinlediğimizde ve okuduğumuzda ise Meral Akşener’in bu konuya dikkat çekmiş olabileceği fikrine kapılıyorsunuz. Yani bu konudaki sözlerinin mealinde Akşener’in CHP’ye, “HDP ile aranıza mesafe koyun” demek istediğini düşünülüyor.

Önce Meral Akşener, ardından Muharrem İnce’nin açıklamaları sonrasında CHP’nin bir yol ayrımına gelebileceği çok net şekilde dillendiriliyor. Tabi anladığımız kadarıyla bu durum özellikle “Zulüm 1453’te başladı” zihniyetinin sahipleri tarafından hiç hoş karşılanmıyor.

CHP’yi HDP ile yan yana tutmaya çabalayan bu yapının Muharrem İnce gibi isimleri dışlayıp, partiyi bir süre sonra ele geçirmeyi planladığı da acilen cevap bekleyen bir iddia olarak hala notlarda duruyor.

Ayan beyan ortada olan ve hakkından gelinemeyen sıkıntı ister istemez İYİ Parti’ye de yansıyor. Bundan dolayı Meral Akşener, Millet İttifakı’ndaki ortağı CHP’den açık bir tavır bekliyor.

xxx

Fakat CHP buna yanaşmadı…

Emin olun ki ne Meral Akşener ve ne de İYİ Parti’nin tabanı buna daha fazla tahammül göstermez.

Akşener, Cumhur İttifakı’na gider mi?

Belki…

En azından olasılık dahilinde bir durumdur bu…

Lakin şu gelişme de bir yerlere not olarak yazılsın lütfen…

Üçüncü bir ittifak yolu her zaman bulunur. Zira Meral Akşener’in, partisinin ve kendisinin sıklıkla gündem olduğu bir dönemde AK Parti’den kopan Ali Babacan’ı ziyaret etmesini çok manidar bulduğumu söylemeliyim.

Kısacası yeni yollar her zaman bulunur.

xxx

Tek sonuç bu olmaz tabi…

CHP ve genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, HDP’yi dışlamaz ve terör örgütü PKK’nın sözcüsü olduğu gerçeğini siyasi mecrada net şekilde dile getirmezse, ne kadar ittifak ortağı varsa kaybeder. Onlar da bir yere kadar sabrederler.

Ayrıca Muharrem İnce gibi isimlerin sayısı çoğalır.

En nihayetinde ise CHP ve HDP baş başa kalırlar.

Kardeş kardeş seçime girerler…