Video sahtekârlığı: “Deepfake”

Paylaş

 

8 milyarlık dünya nüfusunun yarısı aktif sosyal medya kullanıcısı durumunda.

Ortalama sosyal medyada geçirilen saat: “6”

Yani günün dörtte biri.

83 milyon insanın yaşadığı ülkemizde, 54 milyon birey aktif sosyal medya kullanıcısı.

Ülkemizde, sosyal medyada geçirilen vakit dünya ortalamasının üzerinde: “7 buçuk” saat…

SOSYAL MEDYA SİTELERİNİN KULLANICI SAYILARI

YouTube: 2 milyar

Facebook: 1,95 milyar

İnstagram: 928,5 milyon

Snapchat: 381,5 milyon

Twitter : 339,6 milyon

Rakamlar, sosyal medyanın geldiği noktayı gözler önüne seriyor.

 

Uzmanlar bağımlılık konusunda uyarıyor:

“Sosyal medyada çok vakit geçiren kişi için uzun süreli mutluluğun, neşenin ve derin hislerin yerini yüzeysel ve anlık duygular alır.

Kişi zamanla gerçek hayatta emek ve sabır gerektiren kalıcı ve derin deneyimlerden uzaklaşmaya başlar”

 

BAĞIMLILIĞA GİDEN YOLLARIN 3 BASAMAĞI

  1. Dozunda Kullanım: Zararı yok. “Yerinde zamanında dozunda” kuralı bu konuda da geçerli.
  2. Kötüye Kullanım: Zarar görme dönemi… Yine de bağımlı sayılmıyor bu süreçte.
  3. Bağımlılık: Kontrol kişiden çıkar. Kişi vakti olmasa da sosyal medyada vakit geçirir. Onsuz yapamaz. Günlük en basit işi bile onu kullanmadan yapamaz hale gelir.

 

SOSYAL MEDYA DÜZENLEMESİ

Bu kadar çok insanın, yadsınamayacak kadar günlük vakit geçirdiği bu alana çeki düzen verilmesi gerekiyordu.

 

Meclisten geçen sosyal medya düzenlemesini dört maddeyle özetlersek:

  1. Artık kimse bana rahat rahat küfür edemeyecek, özgürlüğüm kimse tarafından taciz edilemeyecek.
  2. Ben nasıl devlete vergi ödüyorsam, sosyal medya şirketleri de verecek.
  3. Sosyal medya şirketleri Türkiye’de ofis açmak zorunda olacak ve ben şikâyetlerimi kolayca iletebileceğim
  4. Türkiye Cumhuriyeti yasaları benim için nasıl geçerliyse sosyal medya şirketleri için de geçerli olacak.
  5. Sosyal medya kapanmayacak, haklarım korunacak.

 

 

AHİR ZAMANIN BÜYÜK NİMETİ

Saniyeler içerisinde istediğimiz her konuda, en doğru bilgiye ulaşmak ne muhteşem bir nimet.

Şeytan bu nimeti zulmet haline çevirmek istiyor.

Uyanık olmak zorundayız.

Müslüman, sosyal ağların kendisini esir etmesine izin vermez.

 

İnternet başında, ne kadar vakit geçireceğine ve bu süre içerisinde hangi amaç doğrultusunda neler yapacağına aklını ve vicdanını kullanarak karar verir.

Bu nimeti kötü emellerine alet edenler yok mu ?

DERİN SAHTEKÂRLIK:  “DEEPFAKE”

Yapay zekâ korkutucu gelişmelere ön açmaya başladı.

Bunlardan bir tanesi de  “deepfake” (derin sahte)  videoları…

Yapay zekâ ile montajlanan videolar.

Gerçek ile sahte arasındaki ince çizgi bulanıklaşıyor.

 

Bir kişinin yüzünü başkasının vücuduna yerleştiren, hatta sesini birebir benzeten bu sahte videolar şimdilik gençler arasında eğlence aracı olarak kullanılıyor.

 

Lâkin kötü niyetli insanlar;  kişilerin itibarına yönelik suikast videoları çekmeye başladılar bile.

Barack Obama, Putin ve Merkel bu şekilde sahte videoları çekilen siyasiler arasında.

 

İstedikleri kişiye istedikleri şeyi söyletebiliyorlar.

Teknoloji devleri gerçek ve sahte videoları birbirinden ayır edebilmek için milyonlarca doları gözden çıkarmış durumdalar.

Uygulama sayesinde, 30 – 60 adet arasında fotoğraf ve birkaç video ile herhangi bir insanın yüz, beden mimikleri ve sesi tanımlanıp, bir başka kişiye entegre edilebiliyor.

Bir sabah uyandığınızda patronunuzun ya da CEO’nuzun hiç bulunmadığı bir yerde, hiç söylemediği sözleri ya da davranışları içeren ‘derin sahte’ bir videosu ile karşılaşmanız işten bile değil.

 

Sonuç olarak teknoloji her geçen gün etki alanını arttırıyor.

Artık görmek inanmak değildir…