Yasaklar… Yasaklar… Yasaklar…

Paylaş

 

 

Koronavirüs…

Milletin başına tam bir bela…

Yaşaması da zor, katlanması da…

Üzerimize çöreklenen sürekli bir hastalık tehdidi psikolojisini hiç saymıyorum bile.

Tabi bir de sürekli cepten yememize sebep olan ekonomik etkisi var olayın. Açıkça belirtmek gerekirse devlet bu konuda elinden geleni yapıyor gibi. Ancak bazen gösterdiğiniz çaba yetmeyebiliyor. Ulusal ve uluslararası ölçekte yaşanan ekonomik daralmanın böylesi bir ortamda sizi teğet geçmesi en zor ihtimal olsa gerek. Fakat en azından hala ayakta kalma çabası içindeki bir ülkeden söz ediyorsunuz. O yüzden bu konuda söyleyebileceğim olumsuz bir görüş yok…

 

xxx

 

Bu işin en başında bazı yasaklar uygulandı. Hepimiz hafta sonları ve bazı özel günlerimizde, bayramlarda falan evlere hapsolduk. İşletmeler geçici olarak kepenk indirdi. Devlet bu kurumlara her ne kadar yardım yaptıysa da yine de ipin ucu kaçmak üzereyken haziran ayı ile birlikte normalleşme adımları atılmaya başlandı.

Haliyle tam böyle “Kurtulduk, toparlanıyoruz” derken tatil dönemi başladı.

Bizim milletimiz böyledir. Belli ki şımartılmayı sevmiyoruz. Biraz da yapımızda lakaytlık var galiba. Bir boşluk görmeyelim, hemen dalıveriyoruz oraya…

Abarta abarta yapıyoruz her ne yapacaksak…

Suyunu çıkarıyoruz resmen…

Belli ki koronavirüs tantanası devam ederken verdiğimiz tatil izni galiba toplumun büyük bir kesimine, yani tatile gidemeyen ya da lüksünden taviz verip gitmek istemeyenlere karşı biraz haksızlık olmuş.

Elbette turizm sektörü canlı tutulmalı. Fakat bu tatil modumuzdan çıkışımızın bedelini bugün vaka sayısında 1700’leri geçen, vefat sayısında da 60’lara dayanan bir hale geldiysek bunda tatilcilerimizin hiç mi payı yok?

İl Sağlık Müdürümüz Şenol Ergüney…

Kocaeli bugün pandemi dönemini çok başarılı bir şekilde atlattıysa, bunda Ergüney ve onun şahsında sağlık personelimizin katkısı ve etkisi çok büyüktür. Bu vesile ile ülkemizin ve bilhassa Kocaeli’mizin her köşesinde görev yapan sağlık çalışanlarımıza teşekkürü bir borç biliyoruz.

İşte Şenol hocamızın yaptığı bir uyarı vardı. Şenol Bey, tatil döneminin içinde barındırdığı riskli durumu bizlere hatırlatıp, “Tatil dönüşü herkes mutlaka kendini en az bir hafta, en çok 14 gün boyunca izole etmeli” uyarısını yapmıştı.

Fakat şimdi bu uyarılara uymamanın cezasını ülke ve toplum olarak çekmeye başladık.

 

xxx

 

Kimsenin kimseye böyle bir hastalığı bulaştırmaya hakkı yok…

Bakın…

Vaka sayısı yeniden pik yapmış durumda…

Vefat edenlerin sayısı giderek artıyor…

Allah aşkına biraz durup düşünelim ve bu konuyu yeniden ciddiye almaya başlayalım.

Bu anlamda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açıkladığı ve bazı sıkıntılı yasakları içeren sözlerini maalesef desteklemek durumundayım.

Her ne kadar yasaklarla bir yere varılamayacağı fikrini savunuyor isem de bu durumu farklı bir şekilde ele aldığımın, gelinen noktanın bir mecburiyet olduğunun bilinmesini isterim.

Başta muhalefet partileri olmak üzere bazı kesimlerin sürekli dillendirdiği “Rakamlar gerçeği yansıtmıyor. Aslında vaka ve vefat sayısı açıklanandan çok daha fazla” sözlerinin gölgesinde açıklanan vaka ve vefat sayıları kontrolsüz şekilde bugünkü noktaya kadar gelmiş ise ne yapmamızı bekliyorsunuz…

Erdoğan’ın açıkladığı en önemli husus bana göre şuydu…

“Maske takmayan, sosyal mesafe kuralına uymayan, karantina ihlali yapanlara kesilen cezaların tahsilatı ciddiyetle yapılacak”

Evet…

Bu söz yerine getirilmeli…

Çünkü belli ki bedel ödemeden biz bu lakaytlığın peşini bırakmayacağız.

Caydırıcı bir şeyler yapmalı ve ona göre davranmalıyız.

Ceza ise ceza…

Başka türlü bir dilden anlıyor isek o da bulunup denenmeli…

 

 

Sağlıkçılardan özür diliyorum

 

 

Pandemi döneminin en başından bu yana çok büyük bir özveri ile mücadele ettiler.

Adeta bir savaş verdiler.

Ne için?

Bizler için…

Bizlerin, ailemizin, toplumumuzun hayatta kalabilmesi için…

Fakat biz ne yaptık?

İlk fırsatta onları sattık…

Lakaytça…

Hoyratça…

Ve biraz da aptalca…

Onların aylardır verdiği emekler bir anda çöp oldu resmen. Şimdi filmi yine başa sardık.

Ve sarıyoruz…

Her ne kadar…

Yapılan hatanın…

Yanlışın…

Bana göre yapılan ihanetin bir parçası olmasam da…

Onlardan…

Tüm sağlık çalışanlarımızdan…

Tüm toplumumuz adına özür diliyorum.

Ve kendilerinden şunu rica ediyorum:

Ne olur…

Bizler sizi mücadelenizde yalnız bıraktık. Ne olur sizler bunu yapmayın…

Bizleri yalnız bırakmayın…

Biz yanlışa saptık diye, mücadelenizden vazgeçmeyin…

Sizlere yakışanı yapın…

 

TIPKI ATATÜRK GİBİ…

Bu ülkenin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk…

Onun sözüydü…

O, “Beni Türk hekimlerine emanet edin!” demişti…

Bu ülke size hiç bu kadar ihtiyaç duymamıştı.

Hatta bu durum ihtiyaçtan öte…

Artık bir muhtaciyettir bana göre…

Gelin, bu milleti yalnız bırakmayın.

BİZ ETTİK, SİZ ETMEYİN!!!