16 Nisan 2021 Cuma 20:28:32

Gece yarısı yazışmaları

Paylaş

Gece 2’ye doğru telefonuma gelen bir mesajın sesiyle uyandım...

Mesaj merhabamız olan bir gazeteci arkadaştan geliyordu...

Bu saatte gelen bir mesaj acil olabilir diye...

Gelen mesajı açtım, okudum...

 

***

 

Mesajda şunlar yazıyordu:

Siz cumhuriyet çocukları...

‘Gözümüzü zaferle açtık’ avuntusundasınız.

Şimdi unutulmaz yerlerde beklenmedik yenilgilerle karşılaşınca apışmayın!

Biz batıyla er geç ister istemez hesaplaşmak zorundayız.

Bunu gerçekten yapmadıkça batıya hizmet teklif etmekle belayı başımızdan defeyleyemeyiz.

Kemal TAHİR

 

***

 

Acil bir durum olmamasının rahatlaması...

Ama bölünmüş uykumun verdiği allak bullaklık içinde...

Mesajı birkaç kere okuyup anlamaya çalıştım...

Mesajın altındaki ‘Kemal Tahir’ imzası üzerine düşündüm...

Bu Kemal Tahir...

Bizim bildiğimiz ünlü edebiyatçı Kemal Tahir miydi...

Değil miydi?

 

***

 

Sonra...

Mesajın sahibi kim olursa olsun...

Madem bu saatte uyandım...

Bu mesajın içeriğine uygun bir cevap yazayım da...

Uyandığıma değsin dedim...

 

***

 

İşte o cevap mesajım:

 

***

 

Seni tebrik ederim Kemal Tahir…

Ama keşke Kuvai Milliye’ye sıktığınız kurşunlardan birkaçını da...

Yurdu işgal eden emperyalistlere sıkaydınız!

Keşke işgalcilere karşı bir ordu da siz kuraydınız...

Da hem onları hem Kuvvacılar’ı yeneydiniz Kemal Tahir!

Elinizi tutan mı vardı?

Yeriniz mi dardı?

Yoksa Kuvvacı’lar Anadolu’da mücadele ederken...

Sizler Padişah’ı ve vatanı kurtarmak için...

İstanbul’da işgalcilere karşı isyan üzerine isyan mı çıkarmakla meşguldünüz de...

Bizim haberimiz mi olmadı?

Kemal Tahir?

Duyamıyorum?

Öyle ya...

‘Bilmiyorduk, kandırıldık ve biz de Kurtuluş Savaşı’na katkı verdik’ diyemezsiniz...

Çünkü o Kurtuluş Savaşı sürerken...

Siz Kuvvacılar’a karşı propaganda yapıyordunuz...

Fetvalar çıkarıyordunuz...

İsyan ediyordunuz...

Kurşun sıkıyordunuz...

Yunan Ordusu’nun lehine bildiriler dağıtıyordunuz...

Yani emperyalistlere bir taş bile atmayıp...

Sonra Kuvvacılar’ın zaferine çöküp...

Onların kurtarıp kurduğu yeni yurda onlardan daha çok sahip çıkmak...

‘Cumhuriyet Çocukluğu’ olmadığına göre nedir Kemal Tahir!

Ah Kemal Tahir, vah Kemal Tahir, şark kurnazı Kemal Tahir!

Savaş zamanı samanlıkta saklanan, zafer zamanı fener alayının en önünde meşale taşıyan...

Uyanık Kemal Tahir!

Kurnaz Kemal Tahir!

Batılılaşma diye bir idealimiz hiç olmadı...

Onun adı ‘muassırlaşma’ydı...

Yani çağdaş medeniyet seviyesini yakalama...

Çağdaş Medeniyet ise bir yerde durmaz, gezinir durur...

Bazı yüzyıllarda doğudadır, bazı yüzyıllarda batıdadır...

Tıpkı bir süreden beri ağır ağır tekrar doğuya, Asya’ya kaydığı gibi...

Bana ‘Cumhuriyet Çocuğu’ diyorsun, peki kabul...

Peki, sen ne çocuğusun Kemal Tahir?

 

***

 

Gece yarısı yazdığım bu mesaj...

Un ufak edilmiş, dört bir yani işgal edilmiş...

Bir imparatorluğun küllerinden...

İşgalcilere isyan ederek...

Yeni bir devlet kuran Kuvvacılar’a...

Teşekkür etmek yerine...

Sanki o imparatorluğu Kuvvacılar yıkmış da...

Yurdu işgalden kendileri kurtarmış havalarına girip...

Kurtuluş Savaşı’nı karalamayı adet haline getirenlere gitsin...

 

***

 

Ki onlar...

İşgalcilere karşı...

Bırakın orduyu...

Bir çete bile kurup mücadele etmemişlerdir...

 

***

 

Ve onlar...

Sadece utanmaz değil...

Aynı zaman da arsızdırlar!