Bu görüntüye bir dur diyen yok mu?

Paylaş

Çevre konusu çok hassas bir mevzu.

Altından kalkması zor bir konu.

En küçük bir hatanız varsa bir şekilde yakayı ele veriyorsunuz.

Meseleyi ne kadar geciktirirseniz geciktirin, mutlaka işlediğiniz kabahatle yüzleşmek zorunda kalıyorsunuz.

Er ya da geç…

Tabi bu arada çevreyi kirlettikleri ayan beyan ortada olan arkadaşların bir girişimi oluyor. Onlar meseleyi en tepeden çözmenin derdine düşüyorlar genelde. Hadi para cezası kesildi diyelim, bu defa karizmayı kurtarma girişimleri başlıyor. Konuyu pek gündemde tutmadan işi kotarmanın çabası içine giriyorlar.

Yukarıda tanıdıkları kim varsa onlarla teması güçlü tutmanın derdine düşüyorlar.

Çünkü biliyorlar ki, bugün çevresel sorunlarla anılacak olurlarsa yarın karşılarına çok daha büyük problemler çıkacak. Bundan sonraki ticaretleri isteseler de istemeseler de olumsuz etkilenecek. O yüzden kendilerini hep sütten çıkmış ak kaşık göstermek isterler…

 

xxx

 

Malum, birkaç gündür Nuh Çimento’nun sebep olduğu sorunları gündeme getiriyorum.

Gerçi öyle aman aman bir çabam olmuyor. Çünkü bu şirketin yaptıkları o kadar ortada ki, sormayın gitsin.

Arama motoruna “Nuh Çimento” ve “Çevre kirliliği” kelimelerini yazdıktan sonra bakın hele karşınıza neler çıkıyor.

Eskisi ve yenisi…

Yıllar öncesinden bugünlere kadar…

Ve aynı şekilde sosyal medya.

Zaten bu mecra Nuh Çimento dediğinizde ortalık adeta yangın yerine dönüyor.

Şikayetin bini bir para…

Son olarak paylaşılan şu fotoğrafı bir bakın ya…

Bu nasıl bir vicdansızlıktır…

Bu nasıl bir boş vermişliktir…

Bu nasıl bir para hırsıdır…

Bu nasıl bir neme lazımcılıktır…

Bu ne derece insan sağlığını umursamazlıktır…

 

xxx

 

Bahsettiğim fotoğrafın tarihini bilmiyorum, fakat paylaşım tarihi çok yeni…

Lakin eski ya da yeni olması hiç önemli değil. Çünkü sebep olduğu şu dumana bir bakar mısınız. Bu kadar külü çevreye savuran bir fabrikanın yaptığı üretim için “İnsan sağlığına zararı yok” diyebilir misiniz?

Benim vicdanım mümkün değil el vermez.

İnsanın ahlakı gereği bu görüntüyü reddetmesi, olmamasını gerektiğini haykırması gerekir.

Şayet bu vicdansızlığa siyaset ön ayak oluyorsa onlara da elbette söylenecek iki çift söz bulunur.

Buna sebep olan yerel yönetimimiz ise her şeyi göze alıp onları da karşıma almaya hazırım.

Dahası şu İl Çevre Müdürlüğü’nün yetkilileri…

Bu arkadaşlar ÇED toplantısında, “Toplantı başlamıştır” diye tutanağa not düşüp tüymekten başka ne işe yararlar?

Kabak gibi meydanda bulunan bu kadar rezilliği görmezden gelen bir bürokratik camiayı en hafif tabirle “boş insanlar” olarak nitelendiriyorum.

Devekuşu gibi gömdüğünüz başınızı hele bir topraktan çıkarın. Çevrenize bir bakın.

Ve insandan daha değerli bir canlının olmadığını fark edin…

İdrak edin…

Şuna emin olun ki, Nuh Çimento’nun bu sebep olduğu bu aymazlığa sesinizi çıkarmazsanız, yarın bu işten en ağır şekilde sorumlu tutulursunuz.

Eğer bu işe karşı sorumsuzluk halindeyseniz -Ki kokusu er ya da geç çıkar, çünkü bu çevre sorumsuzluğunu yakından takip ediyorum- yasalar önünde bu sessizliğinizin bedelini ödetmek için elimden gelen her türlü çabayı gösteririm…

 

VALİ SEDDAR YAVUZ’A KÜÇÜK BİR NOT!

Kocaeli Valisi Seddar Yavuz…

Çok önemli bir kentte görev yapıyor.

Ve kendisinin bu zor durumun farkında olduğunu biliyorum.

Biliyorum, çünkü;

Vali Bey’i ziyaretimizde şuna yakinen şahit oldum ki, hem ne yapacağını biliyor ve hem de yapılması gerekenlerin farkında.

Tespit ve tedavi konusunda işinin ehli bir isim olduğunu düşünüyorum.

Ziyaretteki sohbetimiz sırasında hakkında bende böyle bir kanaat oluştu.

Ayrıca çevresel hassasiyeti olan bürokrat. Bu anlamda ilimizde ismi ne olursa olsun hiçbir sanayi kuruluşu ya da özel kurumların sebep olacakları en küçük bir çevre sorununa sessiz kalmayacağına yürekten inanıyorum.

Haliyle belirttiğim hususlar hakkında kendisinden bir çalışma yapılması talimatını bekliyorum.

Bu aynı zamanda Dilovası ve Körfez halkının talebidir.

Bu iki ilçe sanayinin en yoğun olduğu bölgelerdir. Eğer bu ilçelerdeki firmalardan biri ya da birkaçı çevresel sorunlara sebep oluyorsa bedelini en ağır şekilde ödemeli. Çünkü kimsenin üç kuruş daha fazla kazanacağı para, bir insanın hayatından daha değerli olamaz…

 

 

 

Barış havarileri ve mavi vatan!

 

 

Hırdavatçı zihniyeti bunlarınkisi…

Aşırı romantizmin sonu bu…

Bu kez “Savaş istemiyoruz” naraları ile Türkiye ve Yunanistanlı Kadınların Barış İnisiyatifi diye bir grup kurmuşlar…

Fakat hiç samimi değiller. Çünkü yaptıkları açıklama bana göre tek taraflı. Çünkü biliyorlar ki, Yunanistan zırvalarının Türkiye’nin etkin gücü karşısında en küçük bir şansı yok.

Olamaz da…

Püf desek uçacaklar.

Ve dahası aynı Yunanistan artık giderek yalnızlaşmaya başladı. Fransa’nın sahip çıktığını zanneden Yunanistan, etrafında örülen duvarın farkına varamadı bile. Muhtemelen bu körlükle varamayacak…

 

BARIŞI HEPİMİZ İSTEYELİM, AMA…

Duyduğuma göre HDP’li kadınlar da “Barış” muhabbetleri ile olayın üzerine gidiyorlar. Aslında onlar da Bizans’ın tohumlarının yıllar yılı PKK’ya verdiği açık desteğin diyetini böyle ödemek zorunda kalmış olabilirler.

Evet…

Barışı isteyelim...

Hep birlikte isteyelim…

Fakat bu barış havarisi kesilerek Yunanistan’ın olası bir şekilde Türkiye karşısında zaafa uğramasının önüne geçmek isteyen gereksizler takımının ortaya konulan “Mavi Vatan” tezi karşısında rahatsız oldukları o kadar belli ki…

Bu “Mavi Vatan” haykırışı onları sıkıntıya sokuyor.

Tepki gösterecekler…

Ancak çareleri yok.

Mecburen yine bilinçaltlarına işlemiş olan sahte barış nidalarıyla bunu yapabileceklerini iyi biliyorlar.

Bana göre açıklamaları ile gündeme gelen bu sahte barış havarilerinin …

Yıllar önce teröre karşı başlatılan operasyonlara karşı çıkmak için yine “Barış” kelimesinin arkasına sığınan, bu şekilde milleti “aptal” yerine koyan sözüm ona akademisyen bozuntuları arasında hiçbir fark yok.

 

BU BARIŞI İSTEYENLER DİYARBAKIR’I NEDEN GÖRMEZ?

Evet…

Hepsi bakarkör…

Ya da düşünceleri neyse o kadarını görme meziyetleri olan ucuzcu takımı hepsi…

Terör operasyonlarına karşı savundukları o teröristler kadar evladını özleyen annelere özen göstermediler…

Bilinçaltlarındaki Bizans tohumlarını kurtarma çabası içindeki bizim sözde barış havarilerimiz nedense Diyarbakır’da evlatlarını terör örgütü PKK’nın elinden kurtarmak için HDP İl binası önünde eylem yapan annelere neden destek olmazlar…

Eğer kadınlık muhabbetleri ile öne çıkılacaksa, burada da kadın var.

Ve üstelik bunlar evladını istiyor.

Bir kere de neden PKK’ya çatıp, “Bu annelerin evlatlarını serbest bırakın, analar artık ağlamasın” demezler…

Fakat şunu çok iyi biliyoruz…

Böyle bir şeyi yapamazlar.

Bu kadınlar çıkıp şimdi deseler ki, “Diyarbakır anneleri haklıdır. PKK bir terör örgütüdür. Gençleri kaçırmış ya da kandırarak yanına almıştır. O gençler annelerine dönmelidir” derlerse çıkıp hepsinden özür dileyeceğim.

Yoksa böyle boş boş samimi olmayan, sahte “Barış” naraları ile ancak kendinizi kandırırsınız.

“Diyarbakır anneleri evlatlarına kavuşmalıdır. PKK şerefsiz bir terör örgütüdür” demediğiniz müddetçe yaptığınız hiçbir barış çağrısının bizim için bir anlamı kalmaz…

Yoksa bunu demeyecekseniz…

Kullandığınız “Barış” sözünün bir anlamı yok demektir…

Aksi halde sizin bu barış çığlığınızın;

Haklarımızı talep ettiğimiz için terör estirmeye çalışan Yunanistan’ın…

Milletin canı gibi sevdiği evladını kaçırıp terörüne alet eden PKK’nın barış sahteciliğinden bir farkı kalmaz…

Milleti boşuna aptal yerine koymayın…

 

----- -----

 

Teşkilatlar Şeker’den memnun

 

 

AK Parti’de kongreler yapıldı.

İlçelerde durum netleşti.

Son olarak dün İzmit’te Av. Ali Güney…

Gebze’de de Recep Kaya ilçe başkanı seçildi…

Teşkilatlar oluştu ve bundan sonrası için çalışmalar büyük olasılıkla çok daha hareketli bir kent siyaseti bizleri bekliyor olacak.

Yapılan seçimlerin ardından AK Parti’de Kocaeli Milletvekili İlyas Şeker bir çalışma içine girdi. Teşkilatları geziyor ve yeni ya da yeniden seçilen ilçe başkanlarına hayırlı olsun dileklerini iletiyor.

Bakın; İlyas Şeker teşkilatın bizzat içinden gelmiş, geçmişini bildiğimiz önemli bir siyasetçi. Teşkilatın bir milletvekili olarak yaptığı bu ziyaretlerin parti içinde olumlu tepkiler gördüğünü ve AK Partililerin Şeker’i çok ayrı bir yere koyduklarını iyi bilin.