27 Kasım 2020 Cuma 23:29:20

Hayâ ile hayat bulmak

Paylaş

Ahir zamanın “ekran merkezli” fırtınası bizi oradan oraya savurmakta.

Dijital devrim, yediden yetmişe herkesi küçük ve ya büyük bir ekranla muhatap etmekte.

 

“Hayâyı hayata hâkim kılmakta” zorlanıyoruz.

Görsel idrak; yani “ekranların egemenliği ”ne mahkûm durumdayız.

 

Telefonu elimize aldığımızda, internete girdiğimizde, bir mesaj atacağımız zaman imtihandayız.

 

İMAJ VE REKLAM ÜZERİNE KURULAN YENİDÜNYA DÜZENİ…

İlim ve hikmetten uzaklaşıp; riyâ ve gösteriş karnavalı haline dönüşen “imaj merkezli dijital dünya”nın içinde kayboluyoruz.

 

Aynı zamanda televizyon, internet ve sosyal medya gibi araçları, hayır için kullanma telaşımız mevcut…

 “Modern dünyanın tiyatral vaizleri” haline mi geldik yoksa?

“Bilgi kaosu, yorum anarşisi ve fetva karmaşası” içindeyiz.

 

Gerçek anlamda âlim olmaya ne gerek var ki?!

Ağzın güzel laf yapıyorsa, senden âlâ vâiz mi var ?!?

 

Son iki asrın bütün değişimlerine hazırlıksız yakalanmıştık.

“Dijital değişim”e de hazırlıksız yakalandık. 

 

İlim, hikmet ve basirete dayalı bir davet usulünden uzaklaşıp, ekran medeniyetinin bize dayattığı yeni usullerle yol almak istiyoruz.

 

Oyun, eğlence ve alay üzerine kurulan sosyal medya ortamlarında ciddi meseleler nasıl anlatılacak?

Bütün bunlarla ilgili hazırlığımız ne kadar?

Dersimize ne kadar hazırlandık, orası meçhul…

 

HAYÂ HAYATTIR

“İhya için hayâ” buyuruyor, Mehmet Görmez bey.

Hayâ: “bizi kötülüğe götürecek her türlü şeyden uzaklaştıran ve Rabbimizin daima bizimle beraber hazır ve nâzır olduğu şuurunu veren şeydir.”

 “Hayâ ile hayat bulan insan için hayâsızlık bir ölüm hâlidir.”

 

 

İSLAM ÂLİMLERİ HAYÂYI DÖRDE AYIRMIŞLAR

  1. Allah’tan hayâ (el-hayâuminellah),
  2. Meleklerden hayâ (el-hayâumine’l-melâik),
  3. İnsanlardan hayâ (el-hayâumine’n-nâs),
  4. İnsanın kendisinden hayâsı (el-hayâumine’n-nefs).

 

Dördüncü madde ne kadar da ilginç…

İnsan kendisinden hayâ ediyor.

Böylelikle izzet ve şeref kazanıyor…

 

Sadece ilim sahibi olmak yetmiyor.

Akif’in ifadesi ile:

"Ne ibret, yok mu, bir bilsen kızarmak bilmeyen çehren?
Bırak tahsîli, evlâdım, sen ilkin bir hayâ öğren!”

 

TEMİZ KALMAK, AMA NASIL?

 “Beşer şaşar, kul kusursuz olmaz” denir…

Hiç günah işlememek, meleklere has bir özellik…

 

Tam bu noktada, güllerin efendisi-aleyhisselâm-  Efendimiz’in derdimize ilaç olacak öğütleri ile hayat buluyoruz:

 “Nerede (ve nasıl) olursan ol, Allah’a saygısızlık etmekten sakın/kork.

İşlediğin bir kötülükten hemen sonra bir iyilik yap ki, o kötülüğü silip süpürsün.

İnsanlarla güzel geçin!” (Tirmizi, Birr 55;Dârimî, Rikâk 74; )

 

Bu peygamber kelâmından üç kural çıkarabiliriz:

  1. Kirlenmemek istiyorsan her halükarda, Allah’a karşı edepli ol. İmanın en üst seviyesi her an Allah ile beraberlik kıvamına ulaşmaktır.
  2. Hata işlediğin zaman, bu kirlenmeyi bertaraf edecek bir iyilik yap.
  3. Sosyal hayatta geçimli bir insan ol.

Geçim ehli olmak, temiz kalmanın en önemli âmillerinden bir tanesidir.

 

Allahım!

Yûsuf peygamberine lütfettiğin hayâ ve ahlâk güzelliğini bizlere de nasip eyle… Âmîn…