05 Mart 2021 Cuma 10:02:48

Büyük takım refleksi

Paylaş

Manisa maçındaki farklı mağlubiyet sonrası Kocaelispor'lularda oluşan “Eyvah kurulan kadro yetersiz mi” düşüncesi oluştu.Yolda rastlaştığımız herkes bu çekincesini ve hatta karamsarlığını belirtti.Tabii bu tedirginliğin ana sebebi, oluşturulan kadronun bu kesim tarafından beğenilmemesi ve yetersiz bulunmasıydı. Zira tamamına yakınının, çok fazla transfer yapıldığını, alınan oyuncuların birçoğunun gönderdiğimiz ve özellikle de İzmitli çocuklarımızdan daha iyi olmadıkları yönündeki kanaatleri var. Tüm bu olumsuz düşünceler Manisa maçıyla doruğa çıktı. Birde, maç öncesi çıkan hoca krizinin devam etmesi, çözülememesi buna eklenince Çorum maçı öncesi stresli bir ortam oluştu. Bütün bu anlatmaya çalıştığım atmosfer maçtan alınacak kötü neticenin camiada karamsarlığı arttıracağı kesindi. Hafta içinde anlaşılan Erhan Altın hocamızın gelişi önemli ölçüde bir rahatlamaya sebep olsa da, giden hocanın henüz mukavelesini fesih etmemesi nedeniyle sahaya giremeyişi de kafalarda soru işaret olark duruyordu. Tabii bu resimlemeye çalıştığım tablo taraftar gurubundaydı. Ben hiç tedirgin değildim, bunu da TV41 deki 3. Devre programında da dile getirdim, sosyal medya sayfamda da yazdım. Zira Kocaelispor ülkenin önemli camialarından ve kulüplerinden biridir. Büyükler her zaman düştükleri yerden doğrulup, tekrar koşmayı başarır. Bizim de bunu başarabileceğimizden emindim. Nitekim Çorum maçında bunu gösterdik. Tabii tek maç ile herşeyin düzeldiğini söyleyemeyiz. Önümüzde çok çalışmamız gereken günler var.

 Gelelim maça; Manisa maçının 11’den 4 farklı oyuncu ile başladık. Belli ki Erhan hoca ve ekibi Manisa maçını doğru tahlil etmiş. Bu değişikliklerin ve hocanın yeni görevlendirmelerinin takımı biraz daha öne taşıdığını gördük. Manisa maçındaki gibi rakibi ceza alanının 10-15 metre önünde bekleyen görüntümüz yoktu. Fakat bir türlü organize olamayan, bilinçli atak geliştiremeyen bir görüntümüz vardı. Çorum bizde daha organize görünmesine rağmen yuncu gücü olarak onlarda iyi değiller. Bu nedenle de ortaya çok sıkıcı bir futbol oyunu çıktı. Seyreden herkes sıkılmıştır mutlaka. İkinci yarı için Erhan hoca gerekli uyarıları yaptı, zira maçı tribünde Güvenç hoca, Zeki hoca ve ben birlikte izledik ve o sırada telefon ile yardımcılarına söylediklerini duyuyorduk. Gördüğü eksikliklerin düzeltilmesi yönünde ısrar ediyordu. İkinci yarının hemen başında İzmitli Yiğitali'nin ceza sahası dışından çektiği mükemmel şutla gelen gol bir anda hepimizi zıplattı. Bu sezon sahamızdaki ilk golümüzdü, gol çok güzeldi, hezimetten sonraki galibiyet golümüzdü, daha ne olsun. Golden sonra, takımda koruma iç güdüsüyle bir telaş oluştu, bazı oyuncularımız oyundan düşmeye başladı. Kısa bir bölümde Çorum'un atakları vardı, hatta bir ara acaba “gol mü yiyeceğiz” diye tedirgin olduk.

 

Hem oyunda hem de oyuncularda bazı değişiklikler gerekiyordu. Tecrübeli hocamız da bunu görüp hemen müdahale etti ve değişiklikleri yaptı. Bu değişikliklerden sonra oyun dengelendi. Bizim etkili olabilecek ataklarımız vardı. İşte böyle durumda maçboyunca ilk kez ileri çıkan İzmitli Mesut'un şutunda rakibe çarpan top kaleciyi de yanıltınca ikinci golü attık ve rahatladık. Son dakikada organize atakla gelen ve yine ceza sahası dışından atılan güzel gollede maçı bitirdik. Demek ki neymiş? Doğru oyun planı, doğru oyuncu seçimi, doğru görevlendirme ve doğru müdehaleler ile oyuncu kapasitesi çok iyi olmasa da “Maç kazanılır” Yıllardır Türkiye futbol kamuoyuna empoze edilen ve yanlış algıya neden olan “Maç sadece iyi oyuncularla kazanılır” fikri bazen geçerli olsa da mutlak değildir. Göklere çıkardığımız anlı-şanlı antrenörlerin sürekli transfer istemesinin altında yatan da bu yanlış düşüncedir. Önümüz açık 5-6 hafta sonra çok daha iyi takım göreceğiz. Devreyi liderin 5-6 puan gerisinde bitirsek bile ikinci yarı bu farkı kapatabileceğimize inanıyorum. Tabii sezon başında yaptığımız hataları yapmamak,teknik adamların tavsiye ve istekleri doğrultusunda işler yaparak.