27 Şubat 2021 Cumartesi 06:01:44

Okuyun kadınlar…

Paylaş

 

Merhaba sevgili okur.

Ah biz kadınlar olmadan ne de boş bir hayat. Bizim inancımız olmadan… Clarissa P. Estes’in de Kurtlarla Koşan Kadınlar kitabında dediği gibi “Dibe vurmak, son derece acı verici olsa da aynı zamanda tohum ekmenin zeminidir.” Bu yüzden hep mücadele edin hep okuyun ve içinizdeki o vahşi kadını ortaya çıkarın.

Bu hafta Kurtlarla Koşan Kadınlar kitabında siz sevgili okuyucuların okuması için dikkatimi çeken cümleleri sizlerle paylaşacağım. İyi okumalar.

“Bir bahçenin ilkbahara hazır olması için, sonbaharda tersyüz edilmesi gerekir. Bahçe her zaman çiçeklenemez. Ama bırakın, hayatınızın altüst oluşlarının kendi içsel döngüleriniz düzenlesin, dışınızdaki başka güçler, kişiler ya da içinizdeki negatif kompleksler değil.

Kendinizi ister tavanı olan bir odaya, isterse gökyüzünün altında açık bir araziye kapatın. Sanatınızı yapın. Genelde bir şey hareket ediyorsa donmaz. Öyleyse hareket edin. Hareket etmeye devam edin.

Kadınların yaşlarını yıllarla değil de, savaştan kalmış yara izleriyle saymaları iyi bir fikirdir. İnsanlar kimi zaman bana “kaç yaşındasın?” diye sorarlar.  On yedi savaş yarası aldım derim.

Kadınlar yirmili yaşlarına gelmeden önce bin kez ölmüşlerdir. Şu ya da bu yöne gitmişler ve engellenmişlerdir. Engellenmiş umutları ve düşleri de vardır. Aksini söyleyen hala uykudadır.

Kadınların merakına tamamen olumsuz bir anlam yüklenirken, aynı özellikteki erkeklere araştırmacı adı yakıştırılmıştır.

Güçlü olmak, kas geliştirip şişirmek anlamına gelmez. İnsanın, kaçmadan kendi tanrısallığıyla buluşması, kendi kafasına göre vahşi doğayla iç içe bir hayat yaşaması anlamına gelir. Öğrenebilmek, bildiklerimize katlanabilmek anlamına gelir. Dayanmak ve yaşamak anlamına gelir.

Uzattığımız saçlarımızı duygularımızı saklamak için kullandık.

İnsan yeni bilgiler edindiğinde duygu durumu değişir. Duygu durumu değiştiğinde, yüreği de değişir.

Kadınların yüzlerce belki, binlerce kez şöyle dediklerini duydum: Sezgime kulak vermem gerektiğini biliyordum...
Kendin olmak zor, yıpratıcı, tehlikeli ve riskli.

Ama sana dayatılanları yaşamaktansa o riske girmelisin. Unutma: hem kalıp hem gidemezsin.

Görmen gereken her şeyi gör ve dayan.

Bütün ''hazır olmamalar'', bütün ''zamana ihtiyacım varlar'' anlaşılabilir, ama sadece bir süre için. Gerçek şu ki, asla bir ''tamamen hazır olma'' söz konusu değildir, asla bir gerçekten ''doğru zaman'' yoktur. Bilinçdışına her inişte olduğu gibi, öyle bir zaman gelir ki, sadece en iyisi umularak burun sıkı sıkıya kapatılır ve en derin sulara atlanır.

Büyükannem Katerin en cahil kişinin, bilmeyen değil, ama bilmediğini bilmeyen kişi olduğunu söylerdi. En kötü durumdaki, başkaları için fazlasıyla tehlikeli olabilecek kişi ise, bilmediğini bilen ve buna aldırmayan kişidir.

Kadınlar hiçbir şeyin bulunmadığı yerlere kapılar çizer, bu kapıları açar, oradan yeni yollara ve yeni hayatlara geçerler.

Kadınların garip olanı aşağılamasını; yeni ve olağandışı olandan kuşku duymasını; ateşli, coşkulu, yenilikçi olandan kaçmasını; kişisel olanı kişisellikten arındırmasını yüreklendiren herhangi bir grup, toplum, kurum ya da örgüt, bir ölü kadınlar kültürü istemektedir.

Bir hayat çok fazla kontrollü olduğu zaman, kontrol edilemeyecek kadar az hayat kalır.

Güçlü olmak kas geliştirip şişirmek anlamına gelmez. İnsanın kaçmadan kendi tanrısallığıyla buluşması, kendi kafasına göre vahşi doğayla iç içe bir hayat yaşaması anlamına gelir. Öğrenebilmek, bildiklerimize katlanabilmek anlamına gelir. Dayanmak ve yaşamak anlamına gelir.

Sağlıklı kurtlar ve sağlıklı kadınlar belirli ruhsal karakteristikleri paylaşırlar: Keskin bir duyarlık, oyuncu bir ruh ve yoğun bir kendini adama kapasitesi. Kurtlar ve kadınlar, doğaları, araştırıcılıkları, büyük bir dayanıklılık ve güce sahip olmaları bakımından yakın akrabadırlar. Sezgileri çok güçlüdür; yavruları, eşleri ve sürüleriyle yoğun bir biçimde ilgilenirler. Sürekli değişen koşullara uyum sağlamakta deneyimlidirler; tuttuklarını koparmalarının yanında çok da cesurdurlar.

Dikkat Eğer siz odadayken, siz konuşurken, bir davranış sergilerken ya da tepki gösterirken gözlerini kaçırıp iğrenmeyle tavana bakan insanlarla çevriliyseniz -hem sizin hem de bizzat kendilerinin- tutkularını söndüren insanlarla bir aradasınız de­mektir. Sizi, çalışmalarınızı, hayatınızı umursamayan kimselerdir bunlar.

Eğer kadınlar erkeklerin kendilerini tanımalarını, ama gerçekten tanımalarını istiyorsa, onlara derin bilgilerinin bir bölümünü öğretmeleri gerekir. Bazı kadınlar yorulduklarını, bu konuda zaten çok fazla şey yaptıklarını söylerler. Naçizane fikrim şudur: demek ki, öğrenmeye aldırmayan bir erkeğe ders vermeye çabalıyorlar. Çoğu erkek bilmek ister, öğrenmek ister.

Güvenilmesi gereken tek şey, bir bitiş olduğunda başka bir başlangıcın da olacağıdır.

Çoğu zaman başkalarını, kendimizin yaralanmış olduğumuz yerden ya da onun çok yakınından yaralarız.

Başarısızlık, başarıdan daha büyük bir öğretmendir.

Bazı kadınlar soğuk olmak sanki başarıymış gibi davranırlar. Oysa bu bir başarı değildir. Bu, savunmaya yönelik bir öfke eylemidir.

Eğer size bir ara meydan okuyan, işe yaramaz, şımarık, kurnaz, asi, itaatsiz, isyankâr denmişse, doğru yoldasınız.”