27 Şubat 2021 Cumartesi 06:50:36

Başiskele’de bir türlü yanıtlanmayan soru

Paylaş

 

 

YAVUZ Erkut Koç Grubu’ndan emekliliğinin ardından İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde genel sekreter olduğunda neler yazılmıştı neler?

İstanbul’u Koç’un yöneteceğinden ortada daha büyük bir üst aklın olduğuna kadar…

Öyle ki, örneğin iktidara yakın bir medya kuruluşunda “Türkiye’de iç savaş çıkartmaya yeltendiler” minvalinde bir haber yayınlanmıştı ve videonun bir bölümünde Koç’un en yüksek mertebesindeki yönetici o videoda gözüküyordu.

Ve önceki gün Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank’ın dili damağı, Koç’a teşekkür etmekten kurudu.

Neden?

Çünkü Koç Grubu Başiskele’ye dev bir üretim tesisi kuracaktı.

Biz de teşekkür ediyoruz Koç’a…

Yatırımları kentimize değer katıyor. 

Ve fakat söz konusu AK Parti’nin alacakları olunca onca bu tip “çelişkili durum”ların üzerinin de kapatıldığını görüyoruz.

Bu, birinci örnekti.

***

İkinci mi?

Bir şirket, değeri birkaç milyonun üzerinde olan 71 tane aracı bir belediyeye neden hediye eder?

Bununla ilgili Başiskele halkının kuşkularını giderecek bir açıklama belediye başkanı tarafından yapıldı mı?

Değerli ağabeyim Engin Şahin, bir yazısında şu ifadeleri kullanmıştı:

“Şurasını vurgulamadan da geçmemek lazım;

Başiskele Belediye Başkanı Yasin Özlü’nün hibe sürecini şeffaf bir şekilde yönetmesi,

Bu bilgiyi ilk kez mecliste, meclis üyelerine aktarması,

Hibe alınan tüm araçları ayrıntılı olarak anlatması,

Yani şeffaf olması, olduğunu net olarak ortaya koyması…

Bence en az hibe alınan 71 araç kadar önemlidir diye düşünüyorum.”

***

Kentte araç konusunun gündeme geldiği son bir ayda çıkan haberleri okudum; Başiskele Belediye Başkanı Yasin Özlü’nün dediklerini dinledim. Ve bir ifadeye rastladım:

“İyi niyet…”

Yani, Özlü’ye göre Ford’un milyonlarca liralık araç hibe etmesinin sebebi karşılıklı “iyi niyet.”

Ve de bir meclis konuşması var; şunları söylüyor:

“Onların bakanlıktan bazı belgeleri almalarını hızlandırmamız için imar uygulaması talepleri vardı. Bizim bir anlamda görevimiz. Ama bizim için öncelikli değildi, onlar için öncelikliydi. Biz kamu yararı açısından kendilerinden istedik. Onlar da araç desteği verebileceklerini söylediler. Biz de kendi filomuzdaki araçlarımızı yenilemek istediğimizi söyledik.”

***

Görüşüm şu:

Bu konuda daha fazla şeffaf olunmalıydı.

Bu yüzden halk soracaktır:

Koç’a yapılmış bir iltimas var mıdır?

Varsa, bunlar nelerdir?

İmar değişikliği tam olarak nedir?

Bu değişikliğin Koç’a sağladığı avantaj maddi olarak ne kadardır?

***

Ve soruyu bir kez de AK Partililere sorayım:

Bir şirket, değeri birkaç milyonun üzerinde olan 71 tane aracı bir belediyeye neden hediye eder?

Ve hediye ettiği belediye örneğin İzmit olsaydı, tavrınız ve düşünceniz ne olurdu?

 

…………………

 

İşin daha kötü yanı

 

YAZIYI devam ettireyim çünkü Ergün Demir’in yazısındaki “Bana kalırsa, burada bu aracı veren değil, bu kadar aracı kabul eden büyük risk altında. Yarın bir gün bitmez tükenmez isteklerle belediyenin kapısına gelirlerse ne yapacaksınız?” ifadeleri çok dikkatimi çekti.

Çünkü evet;

“Alanı genişletelim” diyebilirler…

Çünkü evet;

“Şurada imarı değiştirelim” diyebilirler…

Fakat işin daha sorunlu yanı var…

Ya diğer şirketler de benzer durumları uygularlarsa…

Yani, “Sana bilmem şundan hibe edeyim, sen de bize şu kıyağı yap” derlerse…

Sonuç ne olur?

Bu işler süreklilik halini alır mı?

 

………………..

 

Soru işaretleri

 

ÖRNEKLER aynı değil ama vurgulamam gerek:

İzmit Real bölgesinde emsal adaletsizliği ortadan kaldırılsaydı. Real’i alarak önemli bir yatırıma imza atacak olan şirket, bölgedeki diğer yapılarla aynı emsal hakkına sahip olsaydı, İzmit’in çehresi değişirdi.

O bölge bir çekim merkezi olurdu.

O bölgede doğal bir kentsel dönüşüm hayata geçerdi.

O bölge değerlenirdi.

Ama şimdi Real ve çevresi, insanların önünden geçmeye korktuğu bir bölge…

Bazı şirketlere “emsal eşitliği” verilmezken bazı şirketlerin taleplerinin kamu yararı adı altında karşılanması, kafalarda soru işaretleri bırakıyor.