27 Şubat 2021 Cumartesi 05:57:47

CHP’nin yaptığı, baskı ve sansürün farklı şekli

Paylaş

 

 

BİLGİLENDİRME bir:

Sansür, baskı, kimi zaman direkt zaman zaman da dolaylı yoldan olur.

Eğer siz, bir basın mensubunun sorusundan hoşlanmayıp, “Havuz medyasının gündemi farklı, özgür medyanın gündemi farklı” derseniz, soru soranı “havuz medyası” torbasına atar ve bundan sonra size yöneltilecek soruların da önüne geçersiniz.

Çünkü eline mikrofonu alan gazeteci, “Eğer aklımdan geçen soruyu sorarsam havuz medyası sınıfında değerlendiririm” diyerek susar.

Nitekim CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun İzmit Belediye Başkanı Fatma Kaplan Hürriyet ziyaretinde basın mensupları, Kılıçdaroğlu’nun “havuz medyası” göndermesi nedeniyle akıllarındaki soruları soramamışlardır.

İşte bu, baskı ve sansürdür.

***

Kılıçdaroğlu’nun ağzından “havuz medyası” ifadesini çok duymaktayım; hatta ve hatta kimi zaman emekçilerin yüzüne bakarak “havuz” dediğini görüyorum.

Meraktayım;

Kılıçdaroğlu, muhabirlerin ne yaptığını bilmiyor mu?

Çünkü sahadaki emekçilere yönelik bu ifade, ortada bir bilgi eksikliğinin olduğu gerçeğini sunuyor.

Oysaki muhabir haberi yazar ve gazetesine gönderir.

O haberin nasıl değerlendirileceğine yazı işleri karar verir.

Yani, muhabir “karar veren” değil, bilgiyi toplayandır.

***

Kocaeli Gazetesi’ndeyim, heyecanla merhum Erkan Nigiz’in yanına çıktım, “Ben bu başlığı atmamıştım, niye bu başlıkla çıktı?” diye sordum. Dedi ki:

“Senin işin, haberi yazıp attıktan sonra biter. Haber çıkar ya da çıkmaz, haberin başlığı değişir ya da değişmez, bu seni ilgilendirmez.”

Başımı öne eğip, kös kös odadan çıktım.

***

Bilgilendirme iki:

Ülke gündeminde önemli konular varken Kılıçdaroğlu’na parti içi meselelerin sorulmasında da hiçbir tuhaf yan yoktur.

Oysaki doğrudur.

Neden mi?

Çünkü Kılıçdaroğlu zaten ülke gündemindeki önemli konuları eline her mikrofon aldığında konuşur.

Yoksulluk, ekonomik kriz, salgın…

Bunlar için bir gazetecinin soru yöneltmesine lüzum yoktur.

Muhabir, bir liderin değinmediği ya da değinmeyeceği konularla alakalı soru hazırlar ve sunar.

Örneğin ben orada olsaydım, Hürriyet’le ilgili “Büyükşehir” ifadelerinin çok kullanılması üzerine bir soru yöneltirdim.

Ne yapayım, Halk Tv gibi, “Aşılama sizce nasıl gidiyor?” diye soru mu yönelteyim?

***

Bir örnek vereyim:

Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Doç. Dr. Tahir Büyükakın’a, bir proje açıklarken, “Halk çöpten besleniyor, ne diyorsunuz?”, “İzmit Belediyesi’ni CHP kazanmasaydı Yürüyüş Yolunu yine yapar mıydınız?” şeklinde sorular yöneltildi.

Pek memnun olmamış olabilir;

Ama nezaketle yanıtladı.

***

Sonuç:

CHP’nin yaptığı dolaylı yoldan baskı ve sansürdür.

Ve bu durum, CHP’nin dillendirdikleri ile çelişki taşımaktadır.

 

………………….

 

Şaka dışında bir şey yoktu

 

CUMHURBAŞKANI Recep Tayyip Erdoğan’a bakıyorum; bir kente gitmeden önce o kentle alakalı “güçlü veriler” topluyor.

Örneğin o kentin eksiklikleri…

Örneğin o kentin demografik durumu…

Örneğin o kentte yapılanlar…

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu İzmit’e geliyor; İzmit’le alakalı tek bir cümle bile kurmuyor.

Yaptığı, genel belediyecilik değerlendirmeleri…

“Kul hakkı yemeyeceğiz.”

“Halkın sorunlarını önceleyeceğiz”

Vesaire…

Örneğin ben, Kılıçdaroğlu’nu dinlerken İzmit’le ilgili güçlü ve dikkat çekici bir değerlendirme yapacağını düşündüm.

Neden mi?

CHP İzmit’te tam 15 yıl sonra belediyeyi kazandı.

İzmit’i CHP’nin kadın ve gençlik politikalarına rol model olacak çok genç bir isim yönetiyor.

CHP’nin merkezdeki başarısının CHP’yi Büyükşehir’de de iddialı konuma sokacağı bir gerçek…

Olmadı!

Gazetelere baktım, “Büyükşehir Belediye Başkanımız” şakası dışında bir şey yoktu.  

 

………………..

 

Büyükşehir ifadesi

 

CHP’de bir kısım kurultay delegelerinin bir araya gelip Muharrem İnce’ye “Genel başkanım” demesi, kurultay iradesine saygısızlıktır.

Bana göre Kılıçdaroğlu’nun da Hürriyet’e “Büyükşehir Belediye Başkanımız” demesi, aynı şekilde seçmen iradesine saygısızlıktır.

Bir: Ortada bir Büyükşehir Belediye Başkanı var.

İki: Bir alt belediyenin başarılı olabilmesi için bazı alanlarda Büyükşehir Belediyesi’nin desteğini alması elzemdir.

Şimdi örneğin Fethiye Caddesi için Hürriyet, Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın’a gitse ve örneğin, “Efendim, altyapı için İSU’nun şurada çalışmasına ihtiyaç var” dese… Buna karşılık Büyükakın da, “Efendim siz Büyükşehir Belediye Başkanısınız, bizim desteğimize ihtiyacınız olur mu? Yetki zaten sizde” dese, nasıl olur?   

***

Ve dahası…

Kılıçdaroğlu’nun “Büyükşehir” şakasının Hürriyet’in omuzlarındaki yükü artıracak olması da bir gerçektir.