09 Mayıs 2021 01:01:49

Gezici- Boğaziçici

Paylaş

Gezi olayları başlamıştı, gezi parkına dokunmayın, ağaçları kesmeyin denildi bütün istek buydu. Hayır denildi biz ne istersek o olacak,

 

İnsanların tepkisi her geçen gün artmaya başladı, mevzu taksimin çok dışına tüm Türkiye’ye yayılmıştı.

Bu Mevzu iki ağaç meselesi değil dedi yöneticiler.

Bu bir terörizm meselesidir denildi,

ABD yatırıyor diyenlerle masonların işi diyenlerin iddiası ölümüne kapışır rekabetteydi.

Bunu falanca destekledi diyenlerden tutun da ömrümüzde duymadığımız oluşumların isimlerini telaffuz edenler bile vardı.

Ne KGB kaldı ne FBI...

O gün ülke anladı ki, aslında ülkenin neredeyse yarısı konunun nereden başladığını biliyordu!

 

Olaylar sırasında eylemcilerden bağımsız birtakım guruplar ortalığı yakıp yıkmaya başladı, polisle çatışmaya kalktılar, hemen ardından bu görüntüler servis edilerek “bakın bu vatan hainlerinin ağaçla mağacla işi yoktur, bunlar dış güçlerin ülke üzerine saldığı unsurlardır” denildi.

 

Geziciler bile merak etti, gerçekten kimdi bu guruplar?

Aslında o kadar basitti ki.

Gençler siz istemiyorsanız yıkmayız bu parkı denilse her şey başlamadan sona erebilirdi.

Peki bu inadın sebebi neydi?

 

Boğaziçi üniversitesi rektör atamasının ardından hem öğrenciler hem öğretim görevlileri bu atamanın hukuksuz ve haksız olduğunu söyleyerek, biz tepeden atanmış rektör istemiyoruz dediler.

Hayır efendim biz kimi atadıysak rektör odur denildi.

Olaylar her geçen gün biraz daha gerilmeye devam ediyor, devletin gösterileri pandemiyi neden göstererek izin vermemesine, Ayasofya açılışı, AK parti kongreleri, açılışlar buna benzer nedenler sunarak izin vermemesi herkesin kafasında şu soruyu getiriyor, yasaklar adamına göre mi?

 

 

Binlerce insanın tıkış tıkış parti kongresine katılması serbestken neden “demokratik hak olan” eylemlere yasak getiriliyor?

 

İki eylemde de çok benzer bir yaklaşım var, bazı medya organları hemen konuya sürmanşetle daldılar:

BUNLAR TERÖRIST

TERÖR DESTEKLİ

BUNLAR ÖGRENCI DEĞİL

BUNLAR BU VATANA ZARAR VERİYOR

DİNİMİZE HAKARET EDİLİYOR

 

SONUÇ!

Gözaltında öğrenciler var, dünyanın gözünde demokrasimizi küçük düşüren bu tutumun derhal son bulması gereklidir.

Dünya tarihine geçerek üniversite kapısına kelepçe takmak nasıl bir demokrasi anlayışıdır?

Öğrencilere plastik mermi sıkmak nasıl bir duygu durum bozukluğudur?

 

Aslında başında da söyledim ya, konunun çözümü çok basitti.

Rektör hemen istifa edip, Cumhurbaşkanı da peki siz seçin rektörümüzü ben atamasını yapayım deseydi konu doğrudan kapanacaktı.

Konunun bu kadar basit olduğunu rektör de Cumhurbaşkanı da bilmiyor muydu? Elbette biliyorlar.

Peki bu inat niye? Ben de sormak istiyorum gerilimden mi besleniyorsunuz? Yoksa konu sadece bir “rektör meselesi” değil mi?