09 Mayıs 2021 00:40:31

Kökü kuruyan virüs: Variola

Paylaş

Yaşamakta olduğumuz şu devirde korona virüsü bir kabus gibi dünya üzerine çöktü ve bitmek bilmiyor. Virüs mutasyona uğruyor, hızla yayılıyor.

Çözüm, ya aşı ya da sürü bağışıklığı…

Dünyada ve ülkemizde aşılama çalışmaları ve aşı temini yetersiz.

Sürü bağışıklığı için de toplumun en az yarısının virüs kapması gerekiyor.

Koronanın yeryüzünden silinip gitmesi mümkün olacak mı, bu kabus tekrar başımıza musallat olacak mı, bilinmiyor.

Tarihte İspanyol Gribi sürü bağışıklığı ile ortadan kalkmış.

Ama çok öldürücü bir virüs olan çiçek hastalığı virüsü, yani ‘Variola’ aşıyla tarihe karışmış.

İnsanlık tarihi, yüzyıllar boyunca birçok ölümcül hastalığa tanıklık etti.

Yüz binlerce ölümle sonuçlanan bu hastalıklar, en az savaşlar kadar toplumlar üzerinde büyük yıkımlar yarattılar.

Bu ölümcül hastalıklardan biri olan çiçek hastalığı, yüz binlerce kişinin ölümüne sebep olmuştur.

Çiçek hastalığı, her yaşta ve her cinste kişilerde görülen, irinli kabarcıklar dökerek özellikle yüzde izler bırakan, ateşli, ağır ve bulaşıcı bir hastalıktır. Variola da denir. Bu hastalıktan yüzyıllar önce 300-500 milyon insan ölmüştür. Ölenler arasında çarlar, krallar, rahipler, toprak ağaları da vardır.

 

Yüz binlerce insanın ölümüne yol açan çiçek hastalığının önüne geçebilmek adına insanlar, birbirinden farklı yöntemler deneyerek bir çare arayışı içine girdiler.

Çinliler, derideki kabukların döküntülerini toz haline getirerek soluma veya burun içine sürme vasıtasıyla bağışıklık kazandılar.

Afrika’da, kabuklardan alınan döküntüler derideki bir kesiğe ovularak sürülüyordu. Türkiye’de ise bu işlem, derideki sivilce benzeri yapı kurumadan önce içinden alınan irin ile yapılıyordu. Büyükçe bir iğnenin ucu bu irine bulanarak sağlıklı bireye batırılıyordu.

1716’da, Türkiye’ye elçi olarak gönderilen kocasıyla birlikte İstanbul’a gelen Lady Mary Wortley Montagu, Türkiye’deki bu inokülasyon işleminden çok etkilenip Avrupa’da da uygulanmasına öncü olmuştur. Bu yöntemler, inokülasyonun (‘yamamak’ anlamına gelen inoculare) hastalığı tam olarak nasıl önlediği bilinmiyor iken, deneme yanılma sonucu fayda sağlamıştır. Modern aşı tekniklerinin çıkış noktası bu ilkel inokülasyon yöntemleridir diyebiliriz.

Çiçek hastalığının kökünden bitirilmesi, Doktor Edward Jenner’ın 20 yıllık gözlem ve emeğinin sonucudur. Jenner, ineklerin memelerinde oluşan kabartılar ile kendini gösterip kısa sürede geçen inek çiçeği hastalığına yakalanan insanların, çiçek hastalığına dirençli olduğunu gözlemledi. İnek çiçeği hastalığına yakalanan bir kadının derisinden alınan irini bir çocuğa enjekte etti. Sonrasında aynı çocuğa çiçek virüsü enjekte etti ve çocuğun çiçek hastalığına karşı bağışıklığı olduğunu fark etti.

İnek çiçeği virüsü, çiçek virüsüne oranla daha hafif semptomları olan bir virüstür. Jenner, 1796 yılında inek çiçeği virüsünden elde ettiği aşıyla birlikte, sağlıklı bir insanı hafif şekilde hasta ederek çiçek virüsüne karşı bağışıklık kazanmasını sağladı.

Tarihteki ilk aşı, çiçek aşısıdır. Hatta aşı anlamına gelen vaccine, ‘vacca’ kelimesinden gelmektedir. Vacca, Latince’de inek demektir.  Günümüzde, aşı sayesinde çiçek hastalığının kökü tamamen kazınmıştır ve bu teknik birçok hastalığa da çare olmuştur.

Yani;

Sürü bağışıklığından önce aşı olmamız gerekiyor. Hem de vakit geçirmeden…