09 Mayıs 2021 01:18:35

Zor zamanlar ve polislerin yaşadığı güçlükler

Paylaş

YAŞADIĞIMIZ bu zor zamanların yalnızca “fiziksel” değil, “zihinsel” etkisinin de olduğu bir gerçek…

Sıfırlanan sosyal hayatlar… Dört duvar arasında geçen zamanlar… Sosyalleşememenin verdiği buhranlar… Ve bunların tamamının psikolojimize etkileri…

Dolayısıyla sorunları – güçlükleri yalnızca bizlerin yaşadığını düşünmek yerine, toplumun tamamı olarak zor zamanları yaşadığımızı ve dahası, kimi meslek gruplarının zorluklarla daha çok boğuştuğunu da bilmeliyiz.

Kuşkusuz ki sağlıkçılar…

Kuşkusuz ki eczacılar…

Evet, koronavirüs döneminin en çok yorulanları onlar…

Peki, polisler?

***

Düşünün; bizler maskeyi sadece zorunlu hallerde takıyoruz… Örneğin kapalı ortamlarda ve karşımızda birileri varken… Örneğin zorunlu olduğu yerlerde…

Şundan eminim: Bir polis mesai saatinin tamamında maske takıyor… 12 saat, 13 saat, 14 saat…

Bizler aracımız bir polis tarafından durdurulduğunda virüs kapmamak için maskemizi takıp, camı yarım açıp emniyet görevlisiyle konuşuyoruz…

Peki onlar?

Günde kaç kişiyle mesafesiz karşı karşıya kalıyor?

Maske takmayanlar…

Virüs taşıyanlar…

Hasta olanlar…

***

Bakınız yaz geldi…

Güneş gözlerimizi alıyor artık…

Bakın yollara; güneşin altında çevirme yapanlar var…

***

Baştaki “zihin” meselesine geleceğim…

Bizler bu zor zamanlarda dünden daha agresif, dünden daha kaygılı bir hale gelmişken; bizlerden çok daha güç şartlarda çalışanlarında zihinsel açıdan güç şartlarda olmaları ihtimalini düşünmüyoruz?

***

Sosyal medyaya bakıyorum;

Çevirmeler nedeniyle yolların tek şeride düşmesinden rahatsız olanlar var…

Ukalaca, kendisine kimlik soran polisle alakalı ti’ye aldığını ifade edenler var…

Dahası… Hükümet tarafından alınan kararları sanki polis almışçasına, polisle tartışmaya kalkanlar var…

Bir polisin yaptığı hartayı tüm polislere mal edenler var…

Dahası, “Git parti kongrelerinde ceza kes!” demeyi marifet sayan kitleler var…

Ve hiç düşünmeyenler var;

Onların yaşadıkları güçlükleri…  

***

Ben, geçtiğimiz günlerde kaleme aldığım bir yazıdaki birkaç ifademle polislere teşekkür etmek istiyorum:

Saat 19.00’u geçmişti ki D-100’de uzun bir kuyruk oluştu ve dakikalarca süren beklemenin ardından polis arabasının ışıklarını gördük. Yanımıza hızla yaklaşan polis memuruna eşimle birlikte sokağa çıkma kısıtlamasından muaf olduğumuzu belirten kartlarımız gösterdik. Polis memuru nezaketle, “İyi akşamlar, hayırlı yolculuklar” dedi. Sözcüklerini tamamladığında gülümsedi. Tavrı, konuşması, ifadeleri öyle kibardı ki, emniyet güçlerimizin bu zor günlerde yalnızca görevlerini yapmakla kalmayıp, aynı zamanda toplumun bozulan psikolojisini yönetme konusunda da çaba harcadıklarını gördüm.

Ve onca kısıtlama zamanında Kocaeli sınırlarında nezaket ve tebessüm dolu halde gördüğüm ilk polis memuru değildi o…

En az on defa, on beş defa görmüştüm.

Bu konuda çok hassas olan İl Emniyet Müdürü Veysel Tipioğlu’na bir vatandaş olarak teşekkür ederim. 

Emniyet çok yapıcı ve anlayışlı…

 

……………………

 

Turist ne yapsın?

 

DİYELİM Kİ bir ay önce Fransa bileti aldınız; zamanı geldi ve Fransa’ya gittiniz. Hükümetleri de sokağa çıkma yasağı ilan etti.

Bu durumda ne yapacaksınız?

Eve mi kapanacaksınız?

Bana göre sokağa çıkma kısıtlamasının turiste uygulanması hukuki açıdan çeşitli sorunlara yol açar…

Zaten ülkemizdeki turistlerin biletleri de çok önceden alınmıştır ve son süreçte ülkemize gelen turist de yoktur.

Bu mesele üzerinden “Kendi ülkende garipsin” şiirinin dillendirilmesini abartı buluyorum.

 

………………….

 

İki doz Biontech

aşımı da oldum

 

SAĞLIK Bakanlığı’nın sarı basın kartı taşıyan gazetecileri aşıda öncelikli olarak kabul etmesinin ardından ben de iki doz Biontech aşımı oldum.

Bilindiği gibi hiçbir aşıda yüzde yüz koruyuculuk yok…

Ama ne olursa olsun; artık daha güvendeyim…

Sırası gelenin aşı olmasını temenni ediyor; aşıdaki tedarik sorununun bir an önce giderilmesini ümit ediyorum.

Bu arada, ikinci dozdan sonra baş ya da kol ağrısı çekenler olmuş…

Bende ikisi de olmadı!