15 Haziran 2021 Salı 01:07:42

SALGINDAN SONRAKİ DÜNYA

Paylaş

 

Salgının şiddeti dünya genelinde azalma eğilimi gösteriyor.

Sağlıktan sonraki en büyük darbe ülke ekonomilerine oldu. 2020 yılının Mart ayından bugüne dek genelde yüzde dörtlük bir daralma mevcut. Almanya, İspanya, İtalya, Fransa, Hindistan, Kanada, Meksika, Britanya, Brezilya ve Rusya gibi ülkelerin ekonomileri küçüldü.

4 ülkenin ekonomisi büyüdü. Çin ve ülkemiz bu dört ülkenin arasında.

Gelirlerini kaybedenler milyonlar var. Kaybetmeyenlerde tasarruf politikası oluştu. Salgından sonra oluşan bu tasarruf nedeniyle, ani harcamalar ve ciddi para akışı olabilir. İşini kaybedenler yeni teknikler deneyerek ekonomiye katkı sağlayacak.

Şimdi tartışılan konu başlığı, “Salgından sonraki dönemde yenidünya düzeni nasıl olacak”?

Tarihte tüm dünyayı etkilemiş savaşlar ve salgınların ardından sosyolojik olarak ne gibi değişimler olmuş? Konunun uzmanları bu soruyu masaya yatırıp incelese ve bizlere aktarsa ne kadar güzel olur. Salgın tarihi konusunda birileri uzmanlaşmalı.

Bu süreçte çok ciddi bilgi kirliliği oluştu. Sadece maske konusunda bile çok farklı açıklamalar geldi bilim insanlarından. 

Vatandaşı duyan saha adamları eksikliği mevcut.

Küçük esnafı etkileyen zincir marketler meselesi, bahçelerde çürüyen meyve sebze meselesi ya da sanatçıların bu dönemde yaşadıkları ekonomik sıkıntılar… Bu gibi meseleler sahadaki aktörler tarafından devlet yöneticilerine ivedilikle aktarılmalı. Devleti yönetenler bu konuda yalnız bırakılmamalı.

Özellikle işçi sağlığı açısından, salgın sonrası için bir yol haritası oluşturulabilir. Virüsü kapanların çalışma performansı etkilendi mi? Bu insanlar eski hallerini arıyor mu?

Başka bir sağlık başlığı ise “aşı”.  Aşı meselesinde insanların kafasındaki karışıklıklar nasıl giderilecek? Yan etkileri gerçekten var mı? Halk merak ediyor. Sosyal medyada aşı ile alakalı olumsuz bir propaganda mevcut.  

Yeni düzende, ülkeler sağlık verilerini açmak zorunda. Yeni salgınların önüne geçmek için küresel bir sağlık veri tabanı oluşturulması gündemde.

Salgını haber veren devlet gizlenecek, ama hemen önlemler alınacak. Eğer o ülke maddi olarak sıkıntı yaşarsa, o ülkeye maddi destek çıkılacak. Biyolojik bir ordu kurulup, tüm ülkelerde temsilcileri olacak. Önceden tedbir alınıp, salgının yayılmaması amaçlanıyor.

Salgından sonra evden çalışma modeli ve uzaktan eğitim tüm dünya da yaygınlaştı. Bu modeli de ciddi manada masaya yatırmamız gerekiyor.

Youtube’dan alınan eğitim, okuldan alınan eğitimin önüne geçecek gibi duruyor. Dijitalizm tavan yapacağı için, nesiller sahip oldukları her dört değerin üçünü ailelerinden değil de kendilerine oluşturdukları eko sistemden alacaklar.

Yeteneklilerle sıradanlar arasındaki makas her geçen gün artacak.  Kendini geliştirmiş, dijital dünyada iş yapan, günümüzün ihtiyaç duyduğu yetenekleri kazanmış kişilerle, sıradanlar arasında çatışma çıkabilir.

Kentlerden köylere kaçış, önümüzdeki sürecin diğer bir değişim maddesi. Artık köyler değerli. Büyükşehirler mecburiyetten dolayı yaşanılan açık hapishane haline dönüşebilir.  

Salgın süresince insanlar evlerinde aileleri ile daha fazla vakit geçirdi, hırsları törpülendi. Hayatın anlamı hakkında daha fazla düşünmeye başladı. Bu bulmacayı çözmemiz gerekiyor. Bir saniye sonrasına hâkim olamadığımız bir dünya için, kırmaya dökmeye gerek var mı? Vicdan ve merhamet sahibi olmamız lazım.

Maneviyata önem vermeyen toplumlarda kopuşlar yaşanacak. Yalnızlaşmış kalabalıklar, duygusal bağları kopmuş aile, akraba ve arkadaş kümeleri görülecek o toplumlarda.

Dünya genelinde, genç nüfus ile maneviyat arasına duvar örmeye çalışan küresel aklın oyunu görüp aileler olarak teyakkuzda olmalıyız.

Sevgili dostlar kalın sağlıcakla.