26 Eylül 2021 14:01:35

Boş mu Konuşuyoruz!

Paylaş



Çok küçük yaşlardan beri...

Hatta ilkokuldan beri siyasetin ve ideolojik tartışmaların içinde büyümüş...

Soğuk Savaş kültürünün göbeğinde yoğrulmuş bir yurttaşım...

* * *

Düşüncelerimde...

Kabullerimde...

Güncel siyasi öngörülerimde çokça yanıldım...

* * *

Çünkü bir kutbun parçasıydım...

Kalın gözlüklerim vardı...

Ve bu durum...

Net görme yeteneğimi sınırlıyordu...

* * *

Sadece ben bir kutbun parçası değildim...

Beynimin içinde de kutuplar vardı...

Hayat ak ve karadan...

Kahramanlar ve hainlerden...

Doğrulardan ve yanlışlardan...

Korkaklar ve cesurlardan ibaretti...

* * *

Birgün kendi kendime dedim ki...

Bu işte bir hata var...

Bu kadar çok yanılıyorsam...

Sorun...

Hayatı anlamaya çalışırken kullandığım yöntemde olmalı...

* * *

Ve...

O gün dedim ki...

Bildiğim herşeyi unutacağım...

Ve hayata sıradan insanlar gibi bakacağım...

* * *

Bunun için çok çabaladım...

Ama büyük oranda başardım...

* * *

O zaman gördüm ki...

Hayat ak ve karadan ibaret değildi...

* * *

“Adam olmak”...

Düzgün olmak...

Dürüst olmak...

Ahlaklı olmak...

Hiçbir ideolojinin tekelinde değildi...

* * *

Onbin yıllık insanlık tarihinde...

Bugün bizim çoğumuzun bir ucundan tuttuğu...

Veya dört elle sarıldığı ideolojilerin en fazla birkaç yüzyıllık geçmişi vardı...

* * *

Ama insanı insan yapan değerler...

Onlardan çok çok daha eskilere dayanıyordu...

* * *

Ve giderek daha çok...

Benim gibi düşünmeyenleri incelemeye...

Anlamaya...

Empati kurmaya başladım...

* * *

Ve gördüm ki...

Özellikle Soğuk Savaş kültürü...

Her kesimin beynini sakatlamış...

Empati yeteneğini ortadan kaldırmayı başarmıştı...

* * *

Benim gibi düşünmeyen insanları...

Büyük bir yanılgı...

Bilgisizlik ve bilinçsizlik içinde görmekten vazgeçtikten sonra...

Kendi düşünce sistemimdeki eksikleri ve artıları da daha net görmeye başladım...

Ve öngörülerimde...

Tespitlerimde...

Daha az yanılmaya başladım...

* * *

Bana göre...

Öyle veya böyle...

Er yada geç...

Eninde sonunda...

Siyaset kurumunda son tahlilde sözü halk söyler...

* * *

Halk...

Medyanın da etkisiyle...

Tercihlerinde zaman zaman yanılabilir...

Uzun bir süre uyuyabilir...

Ama sonsuza dek halkı yanıltamazsınız...

* * *

Halkın uykusu ne kadar derinse...

Uyandığındaki tepkisi de o kadar yıkıcı olur...

* * *

Ve halk...

Çoğu zaman uyumaz...

Uyuyor numarası yapar...

Ve birgün numara yapmayı bıraktığında...

Suskunluğunu bozduğunda...

Şaşar kalırsınız...

* * *

Bizler...

Eli kalem tutanlar...

Yerel veya ulusal medyada fikir belirtenler...

Zaman zaman boş konuştuğumuzu...

Yazıp çizdiklerimizin havaya gittiğini düşünmeye başlarız...

* * *

Ta ki halk bir gün...

Uyuyor numarası yapmaktan başlayıp...

Suskunluğunu bozma kararı alana dek...