26 Eylül 2021 13:56:34

Yargıya gitmesinler de ne yapsınlar?

Paylaş

HAKSIZLIĞA uğrayan, itibarının sarsıldığı düşünen kişilerin en çağdaş ve en demokratik yöntem olan hukuk yolunu denemesini yadırgayan gazeteciler de var…

Adam “50 yıllık gazeteciyim” diyor;

Ve kendisi hakkında suç duyurusunda bulunulmasını garipsiyor.

“Benim dışımdakiler gazeteci bile değil” yazıyor;

Muhatabın mağdur olduğunu düşünüp yargıya gitmesini “tuhaf bir davranış” olarak görüyor.

Merak ediyorum:

Ne yapsın Tahir Büyükakın?

Ne yapsın Sadettin Hülagü?

Ne yapsın İbrahim Aracı?

Ne yapsın başka isimler…

***

Yazar diyor ki:

“Ben sana hakaret edeyim ama sen yargıya gitme!”

Yazar diyor ki:

“İtibarını sarsayım ama asla hukuk yolunu deneme!”

Yazar diyor ki:

“Mağdur olduğunu düşünenin yargıya gitmesindeki amaç, suç duyurusunda bulunulan kişiyi bezdirmektir.”

Zamana, çağa, ne ters bir düşünce…

Ve şunu da ekliyor:

“Suç duyurusunda bulunuyorlar ama hâkim soruşturma açmıyor.”

Ne güzel!

Böylelikle hakaret etmediğini, muhatabın itibarını sarsmadığını ispatlıyorsun.

***

Bir kez daha anlatayım;

Bir yazımdaki bir bölümü izninizle tekrar edeyim:

Toplulukların, medeniyetlerin, devletlerin varlığının tek bir sebebi vardır:

Hukuk…

Yüzyıllar önce padişahların atadıkları, geri toplumlarda kabile şeflerinin belirledikleri, başka zamanlarda din adamları, başka topluluklarda aşiret liderleri hukukun belirleyicisi olmuştur… Ardından devrimler, ulus devletler ve çağdaş anayasalar…

Ve hukuk… En kısa tanımla: Toplumu düzenleyen ve devlet yaptırımıyla güçlendirilmiş bulunan kuralların, yasaların bütünü…

***

Düşünün, bizim hem devletle hem de halkla ilişkilerimizi belirleyen bir hukuk olmasaydı ne yapardık?

Örneğin evimize giren bir hırsızdan nasıl hesap sorardık; ya da bir gaspçıdan… Elimize silah alıp onu vurmaya kalktık örneğin; sağ kalanın biz olacağının bir garantisi var mıydı?

Peki, hakaret…

Peki, iftira…

Peki, küçük düşürme…

Eğer hukuk olmasaydı, bizlere karşı bu suçları “işlediğini düşündüğümüz” kişilerin bu suçu işleyip işlemediğinin ölçüsünü kim, nasıl belirlerdi?

***

Hukuk çağdaşlıktır…

Hukuk demokrasinin ilk ayağıdır…

Bir kişi, hakkında suç duyurusunda bulunulması, o kişi için de suçlu olup olmadığının ispatı için şanstır.

Bu yüzden, kendisine karşı suç işlendiği fikrinde olanın yargı yolunu tutmasından daha “demokratik” bir yol yoktur.

Bu yolu en katı şekilde, yargılanan da savunmalıdır.

Çünkü yargılanan, “yargılanma yolu” olduğu için “özgür”dür.

Olmasa… Yani, suçu belirleyen suçlanan kişi olsa, yargılanan kişi için bir “yargısız infaz” süreci yaşanır.

Orada sadece güçlü olan kazanır.

***

Ve biz gazeteciler… Bizler için suç duyurularında bulunulması ve daha sonra yargılanmamız, bir hukuk devleti için en tabii uygulamadır. Ve bu tabii uygulama, sadece suçlu olduğumuzun değil, aynı zamanda “haklı” olduğunuzun da ispatı için gereklidir.

Aksi durumda, “güçlünün kuralları” geçerli olur.

Ve bu aksi durumdan en çok zararı biz görürüz.

***

Bu kentte kendisi ile ilgili suç duyurusunda bulunulan bir gazeteci, bu pek doğal ve olması gereken durumu bir “baskılama”, bir “tehdit”, bir “yıldırma” operasyonu olarak sunup, “suçlandığını iddia edenin hukuk yoluyla hak araması”nı meşru görmeyen bir dille çağdaş demokrasilerin ön koşulunu “normalmiş” gibi sunuyor.

Örneğin Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Doç. Dr. Tahir Büyükakın kendisine hakaret edildiğini düşündüyse yargıya gitmesin…

Örneğin Kocaeli Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Sadettin Hülagü kendisine iftira atıldığını hissettiyse suç duyurusunda bulunmasın…

Örneğin bir gazete yöneticisi aşağılandığı fikrine kapıldıysa yargı yolunu seçmesin…

Peki, soruyorum:

Ne yapsın?

Ya da ne yapsınlar?

***

Bir hukuk devletinde haksızlığa uğradığını düşünen kişinin hak arama yöntemi nedir?

Elbette hukuk…

Ve gazeteci… Hukuk hepimiz için bir şans… Ve varlığımızı hukuka borçluyuz.

***

Son not:

50 yıllık gazeteci, “Mahkemede Kur’an’a el basalım” falan da yazıyor…

Oku da inanma!

Anayasaya aykırı bu yöntemi bir gazeteci nasıl savunur?

Hem de sosyal demokrat…  

 

 

Yorumlar
  • Savaş Barış

    "hukuk devleti için en tabii uygulamadır" demisşiniz de, sizin söylediğiniz hukuk devletlerinde olur..! Maalesef siz de gayet iyi biliyorsunuz ki mevcut rejim/düzen/siyasi iktidar döneminde "hukuk kalmamıştır".. Ama siz de haklısınız. Böyle yazmak zorundasınız . ::)))

  • Doğrucu Mahmut

    Büyükakın, Hülagü, Arıcı ne mi yapmalıydı? Sorulara cevap vermeliydi en azından...