23 Ekim 2021 Cumartesi 09:57:31

Kılıçdaroğlu’nu neden dinliyorum?

Paylaş

BİR akademisyen öğrencilere soruyordu:

“Her gün size çay getiren görevlinin ismini hatırlayan var mı?”

Öğrencilerden biri bile, “Ben biliyorum; ismi şu” demiyordu.

İstediği yanıt alamayan akademisyen, “Herkesin ismini biliyorsunuz; öğretim görevlilerinin, memurların, öğrenci arkadaşlarınızın… Fakat bir tek, her gün masanıza çay getiren çaycının ismini bilmiyorsunuz” karşılığını veriyordu.

Düşünmüştüm;

Neden bir tek onun ismi bilinmiyordu?

Sebebi belli:

Sınıfsa bakış…

Sınıflar, ekonomik açıdan kendilerinden alt sınıftakileri “insan” değil, “hizmetçi” olarak görüyorlardı. Çünkü bir çaycıdan sağlanacak çıkar yoktu.

***

Bu testi siz de kendiniz için yapın…

Çıkar sağlamadıklarınız, hayatlarınızda ne kadar var?

Onların isimlerini biliyor musunuz?

Aile yapıları…

Çocukları…

Evleri…

***

Bir parantez…

AK Parti, Türk siyasetinde bir “devrim” yaptı.

Görülmeyen, fark edilmeyen, söz sahibi olmayan sosyo-kültürel gruplar, AK Parti iktidarı ile birlikte öne çıktı?

Kimlerdir onlar?

Köylüler…

Varoş mahallelerde kentliliği değil, kendi kültürünü yaşayanlar…

Çeşitli sebepler nedeniyle ezildiklerini, ötekileştirildiklerini düşünenler…

“Devlet eliti”nin baskısı altında olduklarına inananlar…

Özetle;

Daha muhafazakar kitleler…

AK Parti ile birlikte bu kesim güçlendi;

Siyasette var oldu.

Fakat AK Parti, ekonomik açıdan bir sınıf mücadelesini öncelemedi. Onun için varoş bir mahalledeki marketçi ile çalışanı arasında bir fark yoktu. Hatta marketçi daha önemliydi.

Dolayısıyla AK Parti’nin yaptığı, yazının girişinde sunduğum fark edilmeyen / yok sayılan kitleye dönük değildi.

Sınıfsal bir amaç taşımıyordu.

***

CHP’ye gelip bir itirafta bulunayım:

Ben CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu bir siyasi aktörü dinler gibi değil, fark edilmeyen, yok sayılan sınıfların sorun ve sıkıntılarını anlayabilmek amacıyla dinliyorum.

Kimler onlar?

Örneğin bizlerin kapıcı dediği apartman görevlileri…

Kimler onlar?

Kağıt toplayıcılar…

Kimler onlar?

Kuryeler…

Kimler onlar?

Merdiven altı atölyelerinde sigortasız çalışanlar…

Fark ediyor musunuz;

Kılıçdaroğlu onların sorun ve sıkıntılarını öyle derinlikli dile getiriyor ki, bir yandan onları tanırken bir yandan da yaşadıkları her şeye vakıf oluyoruz.

Ve en önemlisi, sorunlarının çözümü ne?

Onları da Kılıçdaroğlu’nun ağzından duyuyoruz.

***

Şunu ifade etmem gerek:

Kılıçdaroğlu’nu sevmeyebilirsiniz…

Kılıçdaroğlu’na oy vermeyecek olabilirsiniz…

Ama bir önerim var:

O sınıfların ne halini merak ediyorsanız, Kılıçdaroğlu’nun açıklama metinlerini “bilgilenmek” için okuyun…

***

Sosyal demokrasinin en basit tanımı şudur:

“Toplumun katmanları arasında adil bir yaşama düzeyi dengesi sağlamayı amaç olarak alan siyasal akım…”

Kılıçdaroğlu’nun özellikle son döneminde, “sosyal demokrasi” teriminin vücut bulmuş hali olarak siyasi sahnede yer alıyor.

Ve yok sayılanlar…

Ve ismi bilinmeyenler…

Ve unutulanlar…

Kılıçdaroğlu sayesinde fark ediliyor.

**

Özetle;

Dün AK Parti unutulan sosyo-kültürel grupları fark ederek başarıya ulaştı;

Bugün de CHP, unutulan sosyo-ekonomik kitlelere ulaşıyor.

Ve CHP gibi kurucu partiyi sosyal demokrat bir parti haline getiriyor.

 

Yorumlar
  • Hüseyin Erhan

    Yorumunuz çok güzel açıklamışsınız

  • Yorumunuz