16 Nisan 2021 Cuma 21:09:30

İYİ Parti’ye dair...

Paylaş

TÜRKİYE'de Meral Akşener liderliğinde yeni bir partinin kurulması bir süredir siyaset gündemini meşgul ediyordu...
Kimine göre... Bu partiyi kurmaya çalışanlar hapse tıkılacaktı...
Kimine göre... Partinin kurulması için hukuki engeller çıkarılacaktı...
Kimine göre... Bu partinin kuruluşunda yer alan işadamlarının üzerine...
Maliye ve benzeri kamu kurumları salınarak... Baskı altına alınacaktı...

* * *

Liste bu şekilde uzayıp gidiyordu ki... Bu konuda en net açıklamayı yine Meral Akşener yaptı...
Akşener’e göre...
Tayyip Erdoğan, 'Bir kadından korktu' dedirtmezdi... Ve bu yüzden komplo teorilerine gerek yoktu...
Asıl problem... Kraldan daha kralcı olanlardaydı...
Ve bu kesimler... Sırf yukarıya yaranmak için...
Kendi kafalarına göre hareket ederek baskı yaratıyordu...
Ve bu durum bir mağduriyet havası yaratarak... Yeni kurulacak partiye yarayacaktı...

* * *

İktidardaki bir partinin... Yeni bir partiye bu denli baskı uygulaması büyük bir özgüvensizlik göstergesi olurdu...
Ki... Yerel bazı işgüzarların gayretleri bir kenara bırakılırsa... Komplo senaryolarının hiçbiri şu ana kadar tutmadı...

* * *

AK Parti’nin kurmay kadrosu... Mağduriyet ve baskı algısının toplumda yarattığı reaksiyonu yöneterek, her defasında daha güçlü çıkmış bir parti olarak, bu kozu başkalarına vermeyecek kadar deneyim sahibidir...
Ve daha alt kadroların da bu yönde hata yapmalarına müsaade etmeyecektir...

* * *

Benzer felaket senaryoları, CHP’nin Adalet Yürüyüşü için de konuşuldu...
Ama...
Dünya siyaset tarihinin,Gandhi’ninkinden bile uzun olan bu başarılı yürüyüşü sadece CHP’ye artı yazmadı...
Türkiye’ye dönük uluslararası karalama ve imaj çalışmalarının, Türkiye’nin güvenlikli bir ülke olmadığı yönündeki propagandaların boşa çıkmasında rol üstlendi...
Ve önemli bir dönüm noktası olarak toplamda...
Devletin güvenlik birimlerinden hükümete kadar, tüm kesimler için başarılı bir süreç oldu...

* * *

 

Nitekim Meral Akşener...
Yeni partiyi, İYİ Parti adıyla, Ankara Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nde kurdu..
2002 yılında kurulan SHP’yi hatırlıyorum da... İYİ Parti, kıyaslanmayacak kadar büyük...
Ulusal ve uluslararası kamuoyu ilgisiyle kuruldu... Ve o ilgi devam ediyor...
Bu ilgi ne abartılmalı ne de küçümsenmelidir...
İYİ Parti’nin geleceğini doğru kadrolarla, doğru projelerle, doğru söylemlerle halkın karşısına çıkıp çıkmayacağı belirleyecek...
Ama, uzun süredir tek kale maça dönüşen, ve sıkışıp kalan Türkiye siyasetine, en azından ilk etapta yeni bir soluk getireceği kesindir...

* * *

İYİ Parti’nin zorluklarının başında; Milliyetçilerden, merkez sağcılardan, muhafazakarlardan, solculardan oluşan bir hareket olmaya çalışması geliyor...
Ama bunu gerçekten becerirse, bu zorluk başarının anahtarına dönüşebilir...

Buna benzer bir projeyi... Mehmet Bekaroğlu, İlhan Kesici, Aytun Çıray gibi merkez sağ kadroları; Mansur Yavaş gibi milliyetçi kadroları transfer ederek CHP de denemiş bulunuyor...
İYİ Parti, merkez sağdan büyük bir kitleyi kendine çekebilme hedefinde...
Başarılı olamazsa, küçülür ve avuç kadar kalır...
Bir başka mesele, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da etkin bir güç haline gelmektir...
Bu bölgelerde gerekli bir güce erişemeyen bir parti, ulusal değil bölgesel bir parti olarak kalmaya mahkumdur...

***


İYİ Parti’nin AK Parti, CHP ve MHP başta olmak üzere, diğer önemli partilerle ilişkisine gelince...
Kaçınılmaz olarak bu partilerden az yada çok oy kayması beklenebilir...
Fakat, CHP ve MHP gibi mevcut muhalefet partilerinden oy kapma çabası, doğru bir algı yaratmayacağı gibi, toplumda ters bir algı yaratabilir...
Bunun yerine İYİ Parti, siyasetten umudu kesmiş ve sandığa gitmeyen büyük kitle ile kararsız seçmen kitlesine dönük politikalar üretmek zorundadır...
Ve eğer başarılı olursa, Türk demokrasisine hizmet etmiş olur...

* * *

İYİ Parti; MHP ve CHP başta olmak üzere, diğer muhalefet partilerine ilişkin diline ve üslubuna dikkat etmek, saygılı ve yapıcı bir söylem üretmek zorundadır...
İYİ Parti yönetimi... Hem genel merkez nezdinde hem de yeni kurulan il ve ilçe yönetimleri nezdinde, tüm birimlerini kullanılacak dil konusunda sıkı sıkıya uyarmalıdır...
İYİ Parti’nin iktidarı eleştirme hakkı ve görevi tabii ki saklıdır.

Ancak iktidarın her yaptığını olumsuzlamak gibi klasik, kolaycı, bayatlamış, halka kabak tadı vermiş, geleneksel muhalefet partisi üslubunun dışına çıkamazsa büyümez, küçülür...

* * *

İYİ Parti bir yandan iktidarın yanlışlarını eleştirirken, diğer yandan doğrularını takdir edecek özgüveni göstermeli. Ulusal çıkarlar söz konusu olduğunda yapıcı önerilerde bulunabilmeli, gerektiğinde iktidarı ve muhalefeti ile birlikte durma zeminlerini zorlayabilmelidir. Ama her şeyden önemlisi, yeni bir Türkiye vizyonu ortaya koymak zorundadır...
Bu vizyon, içerideki kısır parti çekişmelerinin yerine... Küresel ekonomi, bilim, teknoloji, sanat, diplomasi ve kültür alanlarındaki uluslararası rekabette Türkiye’yi üst sıralamalara taşıyacak bir programı içermelidir.

Bu programın her bir parçası ülkemizdeki iş, bilim, kültür, sanat, yüksek teknoloji ve diplomasi dünyasının birikimli ve rüştünü ispat etmiş kesimleriyle oluşturulan platformların katılımıyla, edebiyatın değil matematiğin diliyle oluşturulmalıdır, aksi takdirde masal olarak kalır...

* * *

Diğer yandan, küresel ve bölgesel ilişkilerde yaşanan büyük jeopolitik değişimler de göz önüne alınarak; NATO, AB gibi ittifak ilişkilerine ilişkin de yeni önermeler yapılmalıdır...
Bu konu atlanarak, Türkiye’nin geleceğine yön verilemez...

* * *

İYİ Parti’de siyaset iç çatışma üretme, eski hesapları görme değil; Türkiye toplumuna yeni ufuklar açma sanatı olarak ele alınmalıdır...
İYİ Parti kuruluş amacını memleket meselesi olarak görüyorsa; Bunu şu veya bu partiye karşıtlık üzerine değil; Türkiye’nin genel hedefleri üzerine inşa etmelidir...

* * *

İYİ Parti'de Soğuk Savaş ruh halinden çıkılmalı...
Siyasetin geleneksel tarzına mesafeli duran, 1980 doğumlu Y ve 2000 doğumlu Z kuşaklarını ikna edecek söylem ve yöntemler geliştirilmelidir...
O Z kuşağı ki, yapılan araştırmalara göre Facebook ve Twitter gibi sosyal medya mecralarını bile demode buluyor. Ağırlıkla Instagram’ı kullanıyor...

* * *

Söyleyecek sözü olan, ülkenin hizmetine sunacak birikimi olan herkesin siyasette rol üstlenmesi, hak değil sorumluluktur. Bu bağlamda, İYİ Parti bünyesinde görev üstlenen tüm bireyleri de bu sorumluluğu üstlendikleri için kutluyorum...
Umarım İYİ Parti; Siyasette partiler arası rekabeti değil, dünya rekabet sisteminde Türkiye’nin gücünü artırmaya ve sıralamasını yükseltmeye dönük proje, program ve üslubu benimser...
Türkiye’nin ihtiyacı budur...
Bu ihtiyacı karşılayan partiler büyür...
Karşılayamayanlar ise kağıt üstünde kalmaya mahkumdur...