Çok sıkıntılı bir neslin evladıyım

Yaşım 50’yi çoktan geçti.

Geriye dönüp baktığımda çok sıkıntılı bir neslin evladı olduğumu görüyorum.

Eski Türkiye’yi de gördüm.

Yeni Türkiye’yi de…

1970’li yıllarda bakkala gittiğinizde seçeneğiniz çok azdı.

Melek çikleti, leblebi tozu, iğde, nemlenmiş açık bisküvi ve neşe gazozu, çocukların tek seçeneğiydi.

Cepteki 2,5 lira büyük paraydı.

Zaten mevcut ürünlerin fiyatları da üç-beş kuruştu.

İlkokul öğrencilerine devlet, beslenme saatinde bir sandviç ile bir bardak sütü ücretsiz dağıtırdı.

Okullarda kantin bile yoktu.

Yokluk ve karaborsa dönemlerini yaşadık.

Yağ yok, şeker yok, un yok… Benzin karneyle…

Bir de üstüne Kıbrıs savaşı…

Ambargo nedeniyle hazine tamtakır. Yetmiş sente muhtaç bir ülke…

Daha acısı anarşi…

1 Mayıs 1977’de Taksim’de 34 kişinin öldüğü o kara gün…

12 Eylül öncesinde silahlar hiç susmadı, cinayetlerin, katliamların arkası kesilmedi...

1980'li yıllarda şiddet sokakta değil, ama bu kez karakollardaydı... İşkencelerle geçti...

1990'lı yıllarda PKK terörü ve faili meçhul cinayetlerle tanıştık...

2000'li yıllarda ekonomik terör öne geçti...

2010'dan sonra bombalar patlamaya başladı... Sokaklarda can güvenliği kalmadı. Küresel terör tüm dünyayı sardı... Fransa, Almanya korku dağlarına yenildi... Biz; Irak, Suriye, Afganistan, Pakistan olduk...

Silahlı, bombalı, kanlı günlerin ardından biraz nefeslenir gibi olmuştuk. Ama bu kez de bir virüs dünyaya yayıldı.

Koronadan en çok etkilenen ülkelerin başında geliyorduk. Her gün bir tanıdığımız, bir sevdiğimiz, ailemizin bir parçası koronaya yakalanıyor ve kimileri hayata tutunamıyordu. Yaklaşık 3 yıl insanlar tam bir karamsarlık içinde ve yarından umutsuz. İşlerini kaybedenler, kurulu düzeni bozulanlar…

Tüm bunlar yetmezmiş gibi, müthiş bir gıda enflasyonu peydahlandı. Halkın en temel ihtiyaçlarının fiyatı ikiye üçe katlandı.

Elinde malı olan tüccar, pandemiyi fırsata çevirdi.

Beş litrelik sıvı yağın fiyatı 200 liraya çıktı.

Peynirin kilosu 100 liraya dayandı. İnsanlar artık markete girince raflara korku dolu gözlerle bakıyor, evine çoluk çocuğuna bir gofret bile alamıyor.

Asgari ücretlinin, emeklinin gözü devlete dönmüş, üç kuruşluk yeni zammı bekliyor.

İşverenler de yarından endişeli. Onlar da kabus görüyor. Çarklar tıkanmış, piyasada nakit akışı çoktan kesilmiş. Kapanan işyerleri, şirketler gırla…

Bunaldık… Köşeye sıkıştık.

Bir labirentin. bir girdabın içindeyiz adeta.

Hava güneşli ama, perdeyi bile açasımız bile yok.

Yarına yönelik en ufak bir ümit ışığı görünmüyor.

Biz böyle yaşamayı hak edecek ne yaptık?

Biz nerede hata yaptık?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ali Gündoğdu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Demokrat Kocaeli Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Demokrat Kocaeli hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Demokrat Kocaeli editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Demokrat Kocaeli değil haberi geçen ajanstır.



Kocaeli Markaları

Demokrat Kocaeli, Kocaeli ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (262) 323 40 00
Reklam bilgi