İŞ-SİZ-SİNİZ...

Türkiye’de, özellikle 80’li yıllarda, orta halli işçi veya memur bir ailenin çocuğu iseniz; anne ve babanızın sizden ilk beklentisi üniversite sınavlarını kazanıp mezun olmanız, ikincisi de okuldan sonra, mümkünse bir devlet kurumunda, işe başlamanızdır.

Ben şanslıydım. Üniversite diplomamı aldıktan bir hafta sonra iş hayatına başladım. Hem de ‘657 Sayılı Devlet Memurları Yasası’ kapsamında iş garantili bir devlet kurumunda. Ben mutlu, annem babam benden mutlu. Gelecek kaygısı, işimi kaybederim, kovulurum, işsiz kalırım kaygısı yok.  Kriz olmuş, patron zorlanmış, işler bozulmuş ne gam? Her ayın başında maaş hesapta. Tek dert, hafta sonundan sonra Pazartesi sendromu.

Şimdi yazı böyle başlayınca, ne anlatıyor bu adam dediğinizi duyar gibiyim. Haklısınız, kağıt üstünde saçma geliyor ama, şarkıda olduğu gibi, ‘bu milyonların gerçek öyküsüdür’. Bir Türkiye klasiğidir. Bu şekilde iş hayatına başlamış, yıllarca çalışıp emekli olmuş milyonlar vardır bu ülkede.

Aslında, başlarına gelmedikçe, ne kadar çok empati yeteneğine  sahip olsalar da, işsiz güçsüz olmayı tam olarak anlayamazlar. (Hatta bazıları, bu deyimdeki güçsüzün anlamını düşünmez, deyimi genel olarak aylaklar için kullanır.)

Çanakkale’de, çok genç bir müfettiş yardımcısı iken,  engelli kadrosundan insanların iş alımı için yapılan mülakatlarda komisyon üyesi olarak görevlendirilmeseydim, eminim benim de anlamam daha uzun sürebilirdi. Tek  bir kadro için başvuru yapmış,  farklı düzeylerde engeli olan ve maalesef o tek kadroya bir önceki adaydan daha çok ihtiyacı olan  onlarca aday ile mülakat yapmak ve sadece birini seçmek zorunda kalmasaydım, belki de hiç anlayamazdım.

Ama itiraf etmeliyim ki; iş hayatınızda kıdem aldıktan , farklı görevlerde birçok iş alımı mülakatına katıldıktan sonra  bazen mülakatlardan elenmiş adayların başka başka kurumlarda çok daha iyi şartlarda işe başladığına şahit olunca bu durumu kanıksamaya başlıyor ve bu gerçekle yaşamaya devam ediyorsunuz.

Sonra, bir gün siz anne baba oluyorsunuz. Sizin çocuklarınız büyür, tek tek okullarını bitirmeye başlarlar ve siz yine hatırlarsınız. Bu ülkede yaşıyorsunuz ve bu ülkede, yıl 2022’de karşılaştığınız tablo budur.

 I. Çeyrek 2022 İşgücü İstatistikleri (TÜİK)

İşsizlik oranı Martta yüzde 11,4 olmuştur. 15-24 yaş arası genç nüfus işsizliği ise yüzde 21,1 dir.  Bu oran genç erkeklerde yüzde 18,5’e düşerken, kadınlarda yüzde 26’ya yükselmektedir.

Mart ayı verilerinde öğrenim durumuna göre işsizlik dağılımına baktığımızda yükseköğretim mezunları arasında işsizlik yüzde 11,4 iken, okur yazar olmayanlarda işsizlik oranının yüzde 8.7 olduğunu görüyoruz. Bu veriye cinsiyet açısından bakıldığında aynı sıra ile erkeklerde bu oranın; 9,4’e 17, 4, kadınlarda 14.1’e,karşın 4,6 olduğunu görüyoruz. Yani yüksek okul mezunu genç kadınlarda işsizlik oranı okur yazar olmayan genç kadınlara göre 3 kattan fazla görünmektedir. 

Elbette bu grupta işgücüne katılma ve istihdam oranlarında yüksek okul mezunları lehine büyük fark vardır. Ama sonuç olarak, bu rakamlar bu ülkede yüksek okul bitirmenin iş bulacağınız anlamına gelmediğinin en açık kanıtıdır. Üstelik birçok rapor ve ankette bu oranlar çok daha yüksek çıkmaktadır.

Yüksek okulları bitiren gençlerimizin birçoğunun mezun oldukları bölümlere kıyasla  çok farklı alanlarda çalışmaya başladıkları ve maalesef birçoğunun nitelik gerektirmeyen işleri kabul etmek zorunda kaldıkları açık bir gerçektir. Gençlere kulak verirseniz, okullarını  bitirip  işe başlama şansına erişmiş olanlardan  birçoğunun aldıkları ücretlerden ve yaptıkları işlerin niteliğinden memnun olmadıklarını dile getirdiklerini kolaylıkla duyabilirsiniz. (İşverenlere göre bu gençler iş beğenmemektedir.)

Tevekkülü ve şükretmeyi bilen nesiller olarak anne ve babalar, bu durumu kabul etmeseler de, teknojinin getirdiği tüm imkanları kullanarak küreselleşen dünyadaki yaşıtları ile iletişim içinde bulunduklarından,  kendilerini onlarla kıyaslayabilen  bu şükürsüz nesil, her şeyin farkındadır.

O yüzden sevgili büyükler onlar değil, iş-siz-siniz.

 

 

Haftanın Fragmanı: Fadime’ nin düğününde halay çekelim (mi?)

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yusuf Dilaver - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Demokrat Kocaeli Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Demokrat Kocaeli hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Demokrat Kocaeli editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Demokrat Kocaeli değil haberi geçen ajanstır.



Kocaeli Markaları

Demokrat Kocaeli, Kocaeli ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (262) 323 40 00
Reklam bilgi