Faiz enflasyonu döver (mi)

Urla’da deniz kenarında oturmuş geçen tatilden biriktirdiğim konular üzerine haftalık yazımı hazırlarken,  Amerikan Merkez Bankası’nın (FED) Haziran ayı toplantısında  faizi 75 baz puan artırarak %1,75 seviyesine çıkardığı,  1994'ten sonra ilk defa tek seferde bu oranda bir faiz artışı yapıldığı haberi gelince konu değişti.

Bugüne nasıl geldik kısaca hatırlayıp, gelişmekte olan ülkeler grubunu ve bu grupta yer alan  Türkiye’yi nasıl etkiler anlamaya çalışalım istedim.

Önce FED Başkanı Powell’ın bu kararı neden verdiklerine dair beyanına bakalım:

·        Enflasyon baskılarının nasıl olduğuna baktık, beklentimiz önce yataylaşıp sonra yavaşlamasıydı. Fakat enflasyon yükseliyor, güçlü bir faiz artışı gerekti bu noktada.

·        75 baz puanlık faiz artışının doğru olduğuna karar verdik.

·        Enflasyona bağlı gelecek toplantılarda 50 ya da 75 baz puanlık faiz artışı olabilir. Bu durum Temmuz’un sonunda faizi daha olması gereken seviyelere getirecektir. Ama her toplantı için 75 baz puan beklenmemelidir.

·        Çok belirsiz bir dönemdeyiz ama beklenti %3-%3,5 arası bir faiz oranı. Gerekirse daha fazlası olabilir, tamamen verilere bağlı.

 

Ayrıca, komite üyelerinin  tahminlerinde nasıl  revizyona gittiklerine de bir göz atalım:

·        2022 için büyüme beklentisi %2,8’den %1,7’ye düşürüldü.

·        işsizlik oranı tahmini de %3,5’ten %3,7’ye çıkarıldı.

·        Enflasyon tahmininin de %4,3'ten %5,2'ye yükseltildi

 

Bana göre bu açıklamaların özeti şöyle:“Biz enflasyon yükselirken arz kaynaklı dedik, geçici dedik hafife aldık, ama geçici olmadığı gibi inatçı ve yapışkan çıktı.  Biraz issizlik biraz yavaşlama olabilir ama bizim için en önemli konu enflasyonu durdurmaktır.”

 

Aslında hikaye daha eski. Biraz geriye 2006’ya kadar uzanalım. ABD piyasalarında fısıltı yoluyla başlayan konut kredileri (mortgage) sorunu likitide krizi olarak 2006 sonlarında başladı, 2007’deki finansal dalgalanma ile gelişip, 2008’de küresel krize dönüştü.

Çözüm olarak, ilk önce ABD’de tahvil alımları yoluyla (QE) parasal genişleme dönemi başladı. Sonra bu durum tüm Dünya’ya yayıldı. FED’in 2013 de tahvil alımlarını azaltması (tapering) sürecinin başlangıç sinyaline kadar dünya likitideye boğuldu. 2015 yılında ilk faiz artışı geldi. 2016 yılında bir kez ve 2017 yılında 3 kez faiz arttırımı ile faiz oranı 1,5 oldu. 2018 yılının Şubat ayında bugünkü başkan Powell göreve geldi ve  Fed’in  faiz  yükseltmeye son vereceğini açıkladığı 2018 yılının Aralık ayında faiz oranı 2.5du.

Fed büyümenin yavaşlayacağından endişe duyuyordu ve 2019 yılında 3 kez faiz indirerek fed faiz oranını 1.75 e getirdi. 2020 Mart ayında pandemi başlangıçında 1.25 e inen faiz hemen ardından Nisan’da 0.25 e (etkili sıfır) indirildi ve uzun süre değiştirilmedi. Bu arada pandeminin etkisi ile tüm iş alanlarına ve çalışanlara mali yardımlar yapılmaya devam edildi. Fed’in bilançosu 9 trilyon doları aştı. 2021’de ABD ekonomisi yüzde 6.9 ile 1984 yılından bu yana en büyük sıçramayı yaptı, ama enflasyon da 1982 den bu güne en yüksek orana, yüzde 7’ye yükseldi.

Enflasyon 2022' nin başında sıcak seyretmeye devam etti. Yıllık enflasyon Şubat ayında %7,9 olarak gerçekleşti.  Enflasyon Mart ayında %8.5 ile son 40 yılın zirvesini görünce  daha önce tahvil azaltımına başlayan Fed 2022 Mart ayında faiz arttırma döngüsünü başlattı ve önce yüzde 0.5 e sonra yüzde 1 e en son olarak da 1,75 e yükseltti. Faiz arttırımının yanında Haziran ayından itibaren 9 trilyon doları aşan  Fed bilançosunu da  küçültmeye başlayacağını ilan etti.

Bugüne geldiğimizde, Yellen’in söylediği gibi enflasyon konusunu hafife alarak hata yapmışlardı ve şimdi ekonomiyi durgunluğa sokmadan bu işi halletmenin yollarını arıyorlardı. Ancak daha önce parasal genişlemenin ucunu kaçırdıkları için Fed’i eleştirenler, bu kez parasal sıkılaştırmada geç kaldıklarını dillendirmeye başladılar. Bu arada Fed’in faiz arttırımdan sonra İngiltere, İsviçre başta olmak üzere bir çok ülkeden art arda faiz arttırım haberleri gelmeye başladı bile.

Yine de son bir yıldır Fed’i enflasyona karşı hareket etme konusunda uyaran ünlü ekonomist Mohamed El-Erian’ın söylediğine göre bu karar “merkez bankalarının enflasyonda çok geride oldukları gerçeğinin bir uyanışı”.

El-Erian’a göre, herkesin sıfır faiz oranlarına alıştığı, öngörülebilir devasa likitide çıkışlarından oluşan bu yapay dünyadan çıkmamızın zamanı geldi, bu çıkış inişli çıkışlı olacak.

Bu iniş ve çıkışların Türkiye’nin de içinde bulunduğu ülkere etkisi ne mi olacak?

Haftaya.......

Haftanın Fragmanı: Faizle Eğlenenler Derneği

 

 

 

 

 

 

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yusuf Dilaver - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Demokrat Kocaeli Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Demokrat Kocaeli hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Demokrat Kocaeli editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Demokrat Kocaeli değil haberi geçen ajanstır.



Kocaeli Markaları

Demokrat Kocaeli, Kocaeli ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (262) 323 40 00
Reklam bilgi