Ekonomiyi Ekşi Sözlük’ten takip edenlere notlar 1

Ziraat Bankası Bankacılık Okulu’nda en sevdiğim hocalarımdan biri Prof. Dr. Deniz Gökçe idi. Üniversitelerin farklı bölümlerinden mezun olmuş, bazıları iktisat ve finansın temel kavramlarını bile bilmeyen öğrencilere, çok yalın ve anlaşılabilir bir şekilde, üstelik çok kısa bir zamandaiktisat ve finansın temel kavramlarını  bütün yönleriyle hem öğretmiş hem de sevdirmişti. 1980 ‘li yılların sonunda iktisat ve finans konularında eğitim görenlerde, bu konulara ilgisi olanlar da, bilgi ve veriye erişmek konusunda  bugünkü kadar şanslı değillerdi. Deniz Hocamız bir akşam sohbet sırasında “ ben her gün yabancı bir ekonomi gazetesini 15 dakika okuyarak  ve  haftalık bir  yabancı ekonomi dergisini takip ederek, bir çok kişiden fazla bilgi sahibi oluyor ve bu bilgileri analiz edip anlatarak bir çok kişiden fazla kazanıyorum”  dediğinde, çok sihirli bir şey söylüyormuş gibi dinlemiştik. Bugün olsa muhtemelen “hoca nasıl abartıyor” diye içimizden gülerdik.

Türkiye’de bugün  hepimiz ekonomiyle ilgili olarak adeta bir veri, yorum ve haber bombardımanı altındayız.  Bütün gazetelerin ekonomi sayfalarının olduğu, bütün televizyon kanallarının ekonomi haberleri verdiği, günlük olarak birden çok ekonomi gazetesinin, haftalık ekonomi dergilerinin bulunduğu dönemler bile artık geçmişte kalmış durumda. Günlük gazetelerde ekonomi köşe yazarlarının  hergün yüzlerce yazı ve yorumlarını okuyoruz. Haftalık ekonomi dergilerinin sayısı, sayılamayacak kadar çok. Ekonomi kanalları işyerlerimizde, evlerimizdeki televizyonlarımızda, bilgisayarlarımızda, mobil telefonlarımızda. Bilgi teknolojilerindeki gelişmeler sayesinde, sadece kendi ülkemizden değil tüm dünyadan ekonomi ile ilgili veri, bilgi  ve yorumlara erişebiliyoruz. Sosyal medya uygulamaları ile Amerika’da FED başkanlarının hangi verileri nasıl yorumladıklarını, piyasaların bu yorumlara ne tepki verdiklerini dünya ile aynı anda öğrenebiliyoruz. Mobil Bankacılık uygulamaları ile istediğimiz anda finansal araçlara ulaşıp, istediğimiz ürünleri alıp satabiliyoruz. Kısacası, bu bombardıman altında ve bu imkanlar etrafında ekonomideki gelişmeleri takip etmemek artık istesenizde mümkün değil.

Peki, bu kadar çok veri, bilgi, makale ve yoruma bu kadar kolay erişebilen, bireyler ve şirketler, bu bilgilere niçin ve nasıl bakacaklar? Belki daha da önemlisi bu kadar veri, istatistik, gösterge içinden hangisini nasıl takip edecek ve nasıl yorumlayacaklar? Ve elbette öldürücü soru şu: Bu bilgiler ne iş yarayacak?

Son iki yazımda, ekonominin gidişatını anlamak için nerelere baktığımızı ya da bakmadığımızı hikayeler, gölge oyunları ve “Kitap”ta yer almayan göstergeler üzerinden biraz da mizah katarak anlatmaya çalıştım. Bu defa biraz işin pratiğini bir kenara bırakarak, “Ekonomi nereye gidiyor” anlayabilmek adına, hangi veri ve göstergelere bakmalı, nasıl bakmalıyı anlatmaya çalışacağım.

 

 

 

Fakatyine belirtmeliyim ki, “Kitap”tan okuma yapmak bugünlerde para etmediğinden bende daha popüler bir yere “Ekşi Sözlük”e veya “Ekşi Sözlük” gibi bakalım istedim.

Nelere bakacağımıza başlamadan önce daha kolay olduğunu düşündüğümden, bireyler, şirketler ve kurumlar ekonomiyi neden takip ediyor cevaplamaya çalışalım.

Bireyler için nedenlerden en önemlisi ve belki de birincisi, ekonomideki gelişmeler sonucunda;

- gelirlerinasıl etkilenecek?

- ihtiyaçlarını karşılayabilecekler mi?

- işi olanlar işlerine devam edebilecek mi?

- işi olmayanlar veya yetişkin çocukları iş bulabilecek mi?

- Borçları ödemek için kredi bulmakta zorlanırlar mı, ev sahibi, araba sahibi  olmayanlar bunlara sahip olabilecek mi?

Ve bunun gibi onlarca soruya yanıt bulabilmek.

 

Diğer önemli bir neden de;

-  Çalışıp kazandıkları gelirlerinden yaptıkları tasarrufları nasıl değerlendirecekler?

-  Banka da mevduat mı yapsın?

-  Gayrimenkul mu alsın?

-  Altın yıl sonunda  ne olur?

-  Borsaya girmek için erken mi, biraz daha mı beklese?

- Yatırım Fonları iyi bir alternatif olabilir mi?

-  Yoksa döviz almak en güvenilir liman mı?

Ve yine bunlar gibi sorular ve bu sorulara bulunmaya çalışılan yanıtlar.

Türkiye’de finansal okuryazarlık, teknolojinin verdiği imkanlar ile bilgiye erişmedeki imkanların çoğalmasına  paralel olarak,her geçen gün artıyor olsa da, gelişmiş ekonomilerde yaşayan insanların düzeyine ulaşmaktan henüz uzakta. Bireysel finansal danışmanlık kurumu ve mesleği de hemen hemen yok denecek kadar az.  Doğru yazarı, ekonomisti veya kanalı bulanlar kafaları karışmazsa yatırımlarını medyadan aldıkları bilgilere göre, bulamayanlarsa mahallenin bir bilenine sorarak yatırım yapmaya devam ediyor. Deneyimlerinden ve geleneklerinden vazgeçmeyenler için araçlar zaten belli;

Mevduat, Altın, Döviz ve Gayrimenkul, kısaca mahşerin 4 atlısı.

Şirketlere gelince;

Büyüklüklerine, sektörüne göre değişmekle birlikte hepsinin temel amacı işlerini büyütmek, karlarını katlamak. Bunun için;

-  Cirolarını, yani hasılatlarını büyütebilecekler mi?

-  Emtiya fiyatları ne olur?

-  Maliyetlerini kontrol edebilecekler mi?

-  Kredi İmkanları, faizleri ne olacak?

-  Tedarikçi mal sağlayacak mı, vadeler ne olacak?

-  Alıcılar, müşterilerin taleplerinde değişiklik var mı?

-  Yurt dışına mal hizmet satabilecek mi, hangi koşullarda?

- Döviz fiyatları, enerji fiyatları ne olur?

- Nitelikli işçi bulabilecek mi, asgari ücret ne olur?

- Vergiler artacak mı, af gelecek mi, teşviklerde değişlik olur mu?...

 gibi onlarca soruya yanıt bulmaya çalışacaklar.

 

Şirketlerimizin çoğu mikro ve küçük işletmeler. Patron firmanın hem satın almacısı, hem muhasebecisi, hem finans uzmanı. Profesyonel hizmet almak hem zor hem pahalı. Varsa, bir yada iki bankanın müdürüne sorarak, tedarikçisinden ve meslek büyüklerinden de aldığı bilgiler ile işi görür. Nakit akışı, bütçe mi? Hepsi patronun kafasında.

Orta büyüklüktekiler, aileden yetişmiş ve biraz okumuş evlat veya akraba varsa onu da işe monte ederek, bir de mali müşavir ile işini yürütür. Zaten işi kurup büyüten kendisi olduğuna göre bundan sonrası için kimseye ve akla ihtiyacı yoktur.

Büyükler ve mega büyükler için ise profesyoneller ile çalışmak zaten artık nerdeyse mecburi. Sorun, doğru adam doğru kadro. Bunları buldular ise patronların stratejiyi belirleyip, bütçeyi onaylayıp, gerçekleşme ve gerçekleşmemeyi takip etmeleri yeter.

İşte bu ahval ve şeriatte bakacak onlarca veri, gösterge mevcut olup, içinden seçip almak ve yorumlamak bir vatan görevine dönüşür. Yapabilenler kahraman, iyi yapamayanlar gazi der, yapamayanlara da  rahmet diler geçeriz.

O zaman başlayalım. Ama haftaya.....

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yusuf Dilaver - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Demokrat Kocaeli Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Demokrat Kocaeli hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Demokrat Kocaeli editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Demokrat Kocaeli değil haberi geçen ajanstır.

01

Şahin - Sevgili yusuf

Güzel yazını okudum tebrik ederim haftaya detayı bekliyor olacağım

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 20 Eylül 23:06


Kocaeli Markaları

Demokrat Kocaeli, Kocaeli ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (262) 323 40 00
Reklam bilgi