Faiz düşmüş neyime para lazım abime (2)

Bir önceki yazımda; kredi faizleri pahallı tartışmasının, kredi fazileri düşüyor ama finansmana erişim de artık “aslanın midesinde” boyutuna evrildiğini anlatmaya çaışmıştım.

Para politikasını sıkılaştırmadan, yani faizleri yükseltmeden, enflasyonu kontrol edebilmek için para arzını, başka bir deyişle kredi genişlemesini, kontrol edebilmek amacıyla makro ihtiyati tedbirlerin devreye sokulduğunu ifade etmiştim.

Geçen yazımızda “makro ihtiyati tedbir” ne demek konusuna da kısaca değindiğimize göre;

bu dönemde ne gibi makro ihtiyati tedbirler uygulumaya sokuldu,

bunlar krediye erişimi zorlaştırdı mı,

bütün bu uygulamalar hangi kesimleri nasıl etkiledi,

kimler neye itiraz ediyor, sorularına cevap aramaya başlayabiliriz.

Aslında 2021 yılının ortalarından itibaren BDDK, Merkez Bankası, SPK gibi farklı kurumlar tarafından açıklanan düzenlenmelerin (regülasyonların) etkileriilk dönemlerde piyasalarda cılız bir tepki oluşturdu.

Bu cılız tepki ve kredilerdeki genişleme eğilimi nedeniyle, 2022 yılının 2. çeyreğinden itibaren BDDK ve özellikle Merkez Bankamız tarafından piyasalar, tabiricaizse “regülasyon bombardımanı” ile karşı karşıya kaldı.

 Bu düzenlemelerden önemli bulduklarıma bir göz atalım isterseniz.

İhracattan kazanılan dövizin yüzde 40’nınMerkez Bankası’na devredilmesi,
KOBİ, esnaf, ihracat ve yatırım kredileri, tarımsal krediler gibi kredilerin haricindeki ticari nakdi kredilere, önce yüzde 10 zorunlu karşılık getirilmesi, sonra bu oranın yüzde 20’ye çıkarılması,
Bankaların Merkez Bankası’nda tuttukları döviz cinsi zorunlu karşılıklar ve iki gün ihbarlı hesaplara komisyon uygulanması,
Bankalarda tutulan döviz yükümlülükleri üzerinden Hazine tahvili tutma zorunluluğu getirilmesi, Bu tahvillerin sabit faizli olması,
KKM dönüşümü düşük olan bankalara tahvil tutma yükümlülüğüne 2 ile 7 puan ek yükümlülük getirilmesi,
Döviz varlığı 15 milyonunun üstünde olan şirketlerin döviz nakit varlıkları yüzde 10’u geçiyorsa Türk lirası kredisi kullanmalarını yasak getirilmesi (Bu oranlar daha sonra 10 milyon ve yüzde 5 olarak revize edildi)
Kredilere koyulan yüzde 20 zorunlu karşılık yerine yüzde 30 Hazine kâğıdı tutma zorunluluğu getirilmesi
Bankaların uyguladığı kredi faizi, referans faizin 1.4 katının üzerinde olması halinde kredi miktarının yüzde 20’si kadar, referans faizin 1.8 katının üzerinde olması halinde kredi miktarının yüzde 90’ı kadarkağıt tutma zorunluluğu getirilmesi.
Okurken yoruldunuz değil mi? Basitleştirilmiş hali ile özetlemeye çalıştığım bu  düzenlemeler hem Bankaların, hem de bu düzenlemelerden etkilenen reel kesimin kafasını yeterince karıştırdı.

Bu düzenlemelerin çıktığı ilk günlerdebankalarda uygulayıcıların neyin ne olduğunu anlayıp aksiyon almak için geciktikleri her gün, piyasalar finansal ihtiyaçlarını karşılamak için nereye kime başvuracaklarını şaşırdılar. Piyasaların kendi yarattığı likidite sayesinde bu dönem az hasarla atlatıldı.

Kurumsal ve büyük ölçekli firmalarımızın, bilançoların sağlamlığı sonucunda sahip oldukları yüksek kredibilite nedeni ile, gerek yerel kaynaklardan gerekse yurt dışından rahat bir şekilde finansmana ulaşabildiklerini zaten biliyorduk.

Diğer yandan, ülkemizde küçük ve orta büyüklükteki işletmeler (kobi) için finansmana erişimin, her zaman çözüm bekleyen bir sorun olarak gündemde olduğunu da biliyoruz. Yine de, özkaynakları zayıf reel sektörümüze rağmen, 2001 krizinden sonra alınan derslerle çok iyi regüle edilmiş ve güçlü bir bankacılık sistemimizin varlığıbu sorunun kronik bir hal almasını engellemiştir.

Yerel para ile tasarruflarımızın göreceli olarak düşük olduğu bir eko sistemde; mevcut ekonomik programların verdiği imkanlarla Bankalarımız, yurt dışından uygun faizler ile borçlanabilmiştir. Bu sayede, kullanılan finansal araçlarla, yerel para ve yabancı para üzerinden reel sektörü fonlayabilen Bankalarımızın çok kar ettiği, yatırım kredisi kullandırımında sorun olduğu gibi hususların hep gündemde olmasına rağmen, son zamanlara kadar işletme sermayesi amacıyla kredi kullandırımı konusunda yüksek sesle tartışıldığına tanık olmuyorduk.

Ancak söz konusu regülasyonlardan bunalan bankacılık sisteminin, kendi açılarından ilerde oluşabilecek (ki bankalar bu duruma kesin gözüyle bakıyor) yüksek faiz döneminde, ellerindeki düşük faizli devlet tahvilleri ile zarar yazacakları ve özkaynaklarının zayıflayacağını düşündükleri, bu öngörülerinin kredi kullandırımında daha cimri davranmalarına neden olduğu açık. Bu durum, Banka Genel Müdürlerinin Hazine Bakanı ile yaptıkları toplantıda “sistematik risk” olasılığından bahsedilerek  net bir şekilde ifade edilmişti zaten. 

Bütün bu gelişmeler esnasında, artan üretici enflasyonun geldiği boyut dikkate alındığında, zaten geleneksel olarak işletme sermayesi açığı olan reel sektörün işletme sermayesi ihtiyacı artarken, temsilcilerinden duyduğumuz kadarı ile, faizler düşmekte ama  finansmana erişim daha da zorlaşmaktadır.

Üstelik Tüsiad ve Müsiad başta olmak üzere,  reel sektörün üst kuruluşlarının başkanlarından, uluslararası piyasalardaki koşulların yerel üreticilerimiz, ihracatçı firmalarımız lehine döndüğü ve bu nedenle kapasitelerin zorlandığı bu süreçte; bırakın yatırım kredi taleplerini, artan cirolara paralel olarak artan işletme sermayesi ihtiyaçları  için bile kredi taleplerinin karşılanamadığını çok duyar olduk.

Sonuç olarak, hem para satarak para kazanan bankalarımız, hem de bankalardan sağlanan krediler ile faaliyetlerini devam ettirebilen, büyümek için krediye bağımlı reel sektörümüz mevcut durumdan şikayet etmektedir.

Bu düzenlemelerden etkilenen her iki tarafın itiraz ve şikayetleri devam ederken, gelin bir de bu düzenlemelerin “merkezindeki” Merkez Bankamızın Başkan Yardımcısı Taha Çakmak’ın Reuters haber ajansına verdiği röportajından bazı bölümleri birlikte hatırlayalım,

“2022 yılının Ocak-Eylül döneminde bankacılık sektörü tarafından tüm firmalara 1,21 trilyon TL kredi sağlandı. Sektörün sadece Eylül ayında firmalara sağladığı 163 milyar TL kredi, önceki yılın ilk 9 aylık toplamından daha fazla ve geçen yılın aynı ayının 5 katı seviyesindedir. Uygulanan makro ihtiyadi tedbirlerle kredilerin daha hedefli kullandırılması amaçlanmıştır. Bunun en önemli sonucu, KOBİ'lere Ocak-Eylül döneminde nette 558 milyar TL kredi kullandırılması olup, bu tutar 2021'in aynı döneminde 54 milyar TL olan KOBİ net kredi kullanımının 10 katıdır.

KOBİ, esnaf ve tarım kredileri gibi krediye erişim imkânı daha sınırlı olan müşterilerin uzun vadeli ve düşük maliyetli finansman imkânına kavuşarak faaliyetlerini sürdürülebilir bir yapıda devam ettirmeleri amaçlanmakta.

Makro ihtiyati politikalarla yatırım, istihdam, katma değerli üretim ve ihracatı artırıcı selektif kredi anlayışını uygulamaya başlattık. Bu anlayış çerçevesinde, ihracatçılara 1 yıl vadeye kadar %9'a kadar faizle Türk Lirası cinsi reeskont kredisi kullandırılmaktadır. 20 milyar dolar Eximbank kanalı ile 10 milyar dolar da diğer bankalara reeskont kredisi kaynağı oluşturulmuştur.

Bankaların menkul kıymet tesisiyle birlikte istediği alanlardaki firmalara kredi kullandırmalarının önü açıktır. Düzenlemeler sonrası bankacılık sektörü tarafından alınan Hazine kağıtlarıyla getiri eğrisi özellikle uzun vadelerde aşağı gelmiştir.”

Sizlerin bu satırları okuduğunuzda aklınıza ne geliyor bilmiyorum, ben aklıma gelen bir atasözü ile yazımı bitiriyorum.

 

“Barika-i hakikat müsademe-i efkardan doğar”

 

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yusuf Dilaver - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Demokrat Kocaeli Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Demokrat Kocaeli hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Demokrat Kocaeli editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Demokrat Kocaeli değil haberi geçen ajanstır.



Kocaeli Markaları

Demokrat Kocaeli, Kocaeli ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (262) 323 40 00
Reklam bilgi