DE JAVU*

Mayıs ayında gerçekleşen genel seçimlerden hemen önce, seçim ekonomisi döneminde rasyonel bir şeyler yazabilmekte güçlük çekmeye başlayınca bu köşede yazmaya bir süre ara vermiştim.

Seçimler bitti, yeni Cumhurbaşkanlığı kabinesi atandı ve kabinede ekonomiden sorumlu bakanlık koltuğuna yeniden Sayın Mehmet Şimşek’in oturduğunu gördük. Bu atamanın piyasada nasıl bir bahar havası yarattığı malum. Daha atanmadan önce seçim süreçinde adı ekonomi yönetimi için konuşulmaya başlanmış ama son ana kadar kesinlik kazanmamıştı. Dolayısı ile Mehmet Şimşek’in atanması daha hiçbir şey belli değilken olumlu bir hava yaratmaya yetti.

Sayın Bakan uygulanacak ekonomi politikaları hakkında ilk başlarda detaylı bilgi vermedi (veya veremedi) ise de, daha ilk günlerde yaptığı açıklamalarda; ekonomi yönetiminde rasyonel politikalara geri dönülmesinin kaçınılmaz olduğunu söylediğinde, bazıları uygulamaları görelim diye beklemeyi tercih etmşti, genel olarak piyasalarda ılık yaz rüzgarları esmeye başlamıştı bile.

Amma Velakin, zaman geçtikce;

Ekonomi politikasını yönetecek koltuklara atamalarının uzaması,

Görevden ayrılmasına kesin gözüyle bakılan Merkez Bankası Başkanı Şahap Kavcıoğlu’nun bir o kadar önemli BDDK Başkanlığına atanması,

Merkez Bankası Başkanlığına atanan Hafize Gaye Erkan’ın, uluslararası alandaki tüm başarılarına rağmen, bu görev için uygun olup olmadığı tartışmalarını yanısıra, başkan yardımcıları ve Para Politikası Kurulu (PPK) üyelerinde değişiklik yapılmaması, yol haritasının gösteren orta uzun vadelili bir programın açıklanmaması nedeniyle, piyasalarda havanın zaman zaman bulutlandığını gördük.

Temmuz maş artışları, vergisel düzenlemeler, merkez bankası para faiz arttırım kararları, peşinden başkan yardımcılarının değişimi, piyasanın beklentisinin üzerinde faiz arttırma kararı ve son olarak uzun zamandır beklenen orta vadeli programın (OVP) açıklanması ile yazı geçirdik.

Artık yazın o bıktırıcı sıcaklarının yerine eylül ayının geleneksel ilk yağmurları ile gelen serinletici havası yaklaşan sonbaharın da habercisi oldu.

OVP’nin açıklanması ile tartışmalar ve eleştiriler çoktan başlamış olsa da; ekonomide 2023 yılının kalan döneminde nelerle karşılacağımız ve 2024’ün nasıl zor geçeçeğini şimdiden görelmesini olanaklı kıldığı için önemli.

OVP konusunu şimdilik bir kenara bırakıp, eski bir bankacı ve yeni bir kobi finans yöneticisi olarak bu yazının başlık konusuna geleyim.

Genel seçimlerden önce, en çok konuşulan konulardan biri reel sektörün finansmana erişimi ve kredi maliyetleri olmuştu. İlk önce sanayi ve ticaret odası başkanlarımız, sonra çatı kuruluşu TOBB başkanı yaptıkları konuşmalarda finansmana erişimde zorluk çekdiklerini ve böyle devam ederse büyük sıkıntılar çekilebileceğini dillendirmeye başladılar.

Hemen ardından Bankalar ile yapılan toplantılar, bankaların kredi imkanlarını seçici politikalar ile genişleteceği açıklamaları ardından KGF destek paketleri ile kamu bankaları yoluyla piyasaya kredi kullandırımlarının hızlandığını gördük.

Bitti mi? Hayır!

Bu defa, yerel seçimler öncesi önce ihracatcılarımızdan sonra yine oda başkanlarından, krediye erişimde zorluklar yaşandığı, bu durumun sıkıntı yaratabileceği söylemlerini, biraz cılız da olsa, duymaya başladık.

Bankaların kredi kullanımları ile ilgili olarak; faiz tavanı konusunda yapılan bazı değişiklikler ve İhracatı Geliştirme A.Ş. (İGE) üzerinden geliştirilen destek paketleri ile taleplerin karşılanması yönünde yeni girişimlere şahit olduk.

Türkiye’de imalat sektörünün ağırlığının kobiler üzerinde olduğu ve kobilerin yıllara sair yapısal sorunlarının devam ettiği bilindiğine göre, bu kadar çok talepkar olmalarını anlamak mümkün.

Lakin, hem aşağıdaki tabloya bakıp, hem de “enflasyonun en önemli sebeplerinden biri yüksek oranda maaş zamlarıdır” söyleminden sonra, sesini çıkarması gerekenlerin susmaya devam ettiği bir zamanda “ben bunu yaşamıştım” hissine kapılmaktan kendimi alamıyorum;

De javu...

DE JAVU*

*Déjà vu (daha önceden görmek) yaşanılan bir olayı daha önceden yaşamışlık veya görülen bir yeri daha önceden görmüş olma duygusu. Anı daha önceden yaşamışlık hâlidir. 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yusuf Dilaver - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Demokrat Kocaeli Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Demokrat Kocaeli hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Demokrat Kocaeli editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Demokrat Kocaeli değil haberi geçen ajanstır.



Anket Yasa geliyor! Sahipsiz köpekler uyutulmalı mı?