Yeni insanı öğretmenler doğurur

Cumhuriyet’in 100. yılını hakkıyla kutlamadığımızı düşünüyorum çünkü kutlamaktan kastım havai fişeklerin gökyüzüne fırlatılması ya da her yerin bayrakla donatılması değil. Mesela, 100. yıla özel kaç kitap yayınlandı? Kaç film, kaç belgesel çekildi? Kaç anıt dikildi? Sözüm sadece hükümete ya da yöneticilere değil, sivil anlamda da Cumhuriyet’i kutlamak sadece sokakta bayrak sallamak değildir, olamaz da. Cumhuriyet bir fikirdir, her şeyiyle yeni bir insan yaratma projesidir. Bugün o projenin taşıyıcı kolonlarından bahsetmek istiyorum, öğretmenler!

Yeni Cumhuriyet, Yeni İnsan ve Öğretmenler

Öğretmenlere ve öğretmenliğe dair az konuştuğumuzu düşünüyorum. Öğretmenler Cumhuriyet’in taşıyıcı kolonları olarak düşünülmüşlerdi. Yeni Cumhuriyet’in öğreti ve hedeflerini sokak sokak, mahalle mahalle, köy köy onlar anlatacaktı. Bir nevi yeni insanın ulağı onlardı, doğurgan olmaları beklendi. Cumhuriyet modern ‘insanı’ ve ‘birey’i meydana getirmek istiyordu, onu öğretmenler yaratacaklardı. Cumhuriyet öncesinde; her şeye kanaat eden, olduğu kötü koşullara ‘şükür’ ile alıştırılan, köyde şeyh ve şıhlara mahkum edilmiş bir halk vardı. Öğretmenin temel misyonu bir çağ öncesinden, orta çağdan kalma bu eski insanı değiştirmekti. Yeni bir kimlik doğurmaları gerekiyordu, bu da modern Türk kimliğiydi. Bu yeni kimliğin sahiplerinin okuryazar olması isteniyordu, kendi akıllarını kullanmaları ve özgürlüğe aşık olmaları bekleniyordu.

Misalen, hilafet ve saltanat mı kaldırıldı? Bunu yeni kuşağa öğretmenler anlatacaklardı. Şahıs değil millet önemliydi. Köylüden alınan öşür vergisi mi kaldırıldı? Öğretmenler öşürün kalkmasının ne demek olduğunu anlatmakla mükellefti. Medeni Kanun’la kadın erkekle eşit hale getirilmeye mi çalışıldı? O zaman öğretmenlerin yeni görevi buydu… Erkeğin yanına bir de kadını eklemek! Saymakla bitmez, cumhuriyet ne kadar hızlı koşacaksa, öğretmenler de o kadar hızlı koşacaktı.

Öyle ki Gazi, cephede Reşat Nuri Güntekin’in Çalıkuşu kitabını hevesle okumuş ve etrafına önermişti. Bitirdikten sonra şöyle söylemişti, "Biliyor musunuz dün gece Reşat Nuri Bey’in Çalıkuşu romanını okudum, çok beğendim. İhmal edilmiş Anadolu’yu genç bir hanım öğretmenin yaşadığı zorlukları ne güzel anlatmış. Bitirince İsmet’e vereceğim. (İsmet İnönü) Sonra da sizler okuyun."

Romanda baş kahraman Feride Anadolu’nun ücra köşelerine gidip hayatını öğrencilerine adayan bir öğretmendi. Gazi biliyordu ki binlerce Feride gerekliydi, onlar olmazsa devrimlerin bu coğrafyada tutunması imkânsızdı. Bu nedenle Yunan saldırısı Kütahya-Eskişehir’de devam ederken, 16 Temmuz 1921’de Ankara’da “Maarif Kongresi” (Milli Eğitim Kongresi) toplamış ve öğretmenlere “Gelecekteki kurtuluşumuzun büyük önderleri” diye seslenmiş ve öğretmenlere görevlerini şöyle açıklamıştır:

"Ordularımızın kazandığı zafer, sizin ve sizin ordunuzun zaferi için yalnız zemin hazırladı... Gerçek zaferi siz kazanacak, siz sürdüreceksiniz ve mutlaka başarıya ulaşacaksınız".

Suyu Arayan Adam ve Yaban’da Türk kimdi?

Kuruluş dönemi yapılanları küçümseyen bir kitle her zaman olmuştur, ikiye ayırıyorum bu insanları. Ya art niyetlidir, başka bir çıkarın peşindedir ya da direkt cahildir.

Öğretmenlerin önemini anlatırken edebiyatı yardıma çağırmak çok önemli.

Şevket Süreyya Aydemir’in Suyu Arayan Adam kitabını bilir misiniz? Şevket Süreyya Osmanlı’nın son kuşağını, Cumhuriyet’in ilk neslini temsil eder. Bu insanların hepsi ‘suyu arıyorlardı’, dibe, en dibe ısrarla ve inatla sondaj yapmak zorundaydılar çünkü yeni insan çok derinlerdeydi… Şevket Süreyya kitapta Anadolu’da karşılaştığı halkı anlatır. O halk kendine Türk demez, diyemez mesela. Halka göre Türk yoktur.

Bu askerler... hangi milletten olduklarını da bilmiyorlardı.

- Biz hangi milletteniz?

deyince her kafadan bir ses çıktı:

- Biz Türk değil miyiz?

deyince de hemen:

- Estağfrullah!

diye karşılık verdiler. Türklüğü kabul etmiyorlardı. Halbuki biz Türktük. Bu ordu Türk ordusu idi ve Türklük için savaşıyorduk. Asırlarca süren maceralardan sonra son sığınağımız ancak bu Türklük olabilirdi. Fakat ne çare ki bu “biz Türk değil miyiz?” diye sorunca “estağfrullah” diye cevap verenlerin görüşüne göre Türk demek kızılbaş demekti. Kızılbaşlığın ise ne olduğunu bilmiyorlardı ama, onu her halde kötü bir şey sayıyorlardı...” Aydemir, s.113-14

Bugün Türk müsünüz deyince kaçınız “estağfurullah” der? Çoğunluk Türk olmayı bir kimlik, bir temel kabul ediyorsa bunu Cumhuriyet sağlamıştır. Bunun taşıyıcısı Şevket Süreyya’nın anlattığı halka giden, koşan, bıkmadan anlatan öğretmenlerdir.

Bir diğer kitap ise Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun Yaban eseridir. Kitapta, kurtuluş için gönüllü olarak Anadolu’ya geçen milliyetçi bir aydının karşılaştığı tablo anlatılır. Şevket Süreyya’nın anlattığı halk burada da vardır.

Köylü- Bilmiyorum beyim, sen de onlardansın emme…

Aydın- Onlar kim?

Köylü- Aha, Kemal Paşa’dan yana olanlar…

Aydın-İnsan Türk olur da Kemal Paşa’dan nasıl yana olmaz?

Köylü-Biz Türk değiliz ki beyim…

Aydın-Ya nesiniz?

Köylü- Biz İslamız elhamdülillah, o senin dediklerin Haymana’da yaşarlar…”

İşte Gazi’nin ve onun öğretmenlerinin en büyük misyonu, yeni insanı; modern bir kimlikle doğurmaktı. O kimlik Türk kimliğiydi ama ortada öyle bir halk da yoktu, onu icat etmek, yaratmak, inşa etmek gerekliydi. Yakup Kadri bu durumun zorluğunu, yukarıdaki alıntıyı verdikten sonra romanında şöyle anlatır, “Eğer bize zafer nasip olursa bile kurtaracağımız şey, yalnız bu ıssız toprakla, bu yalçın tepelerdir. Millet nerede? O henüz ortada yoktur ve onu, bu Bekir Çavuşlar, bu Salih ağalar, bu Zeynep Kadınlar, bu İsmailler, Süleymanlarla yeni baştan yapmak gerekecektir…”

Baştan yapan yalnız öğretmenlerdir… İkinci yazımda bugünün öğretmenlerini anlatacağım.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Emirhan Akman - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Demokrat Kocaeli Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Demokrat Kocaeli hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Demokrat Kocaeli editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Demokrat Kocaeli değil haberi geçen ajanstır.

03

Şengül - doğru tespit öğretmenlerin yollarını aydınlatırlarsa öğretmenlere engel konmazsa çok daha güzel nesiller yetişir.

Yanıtla . 3Beğen . 0Beğenme 06 Kasım 10:16
02

Sıtkı Koçak - Sevgili Emirhan;

Congratulations...

Tebrikler...

Öğretmenler en güç durumda...

Yanıtla . 3Beğen . 0Beğenme 04 Kasım 11:10
01

Eyuphan Ati̇la - Araştırma güzel, tespitler isabetli, sunum çok başarılı. Kaleminiz korkusuz ve güçlü, çalışmalarınız gayretli, emeğiniz " YAĞLI " olsun kardeşim. Teşekkürler.

Yanıtla . 5Beğen . 0Beğenme 03 Kasım 22:24


Anket Yerel seçimlerde Derince'de kime oy vereceksiniz?
Tüm anketler