Cep telefonu varsa dünya küçücüktür!  

İsrail’in Gazze katliamını cep telefonumuzdan saniye saniye izliyoruz.

Sosyal medyada paylaşımlar yapıyor, altına yorum yazıyoruz.

İsrail’i protesto ederken Starbucks’ta insanların kahvelerini alıp yere döküyoruz, bu görüntüleri de Amerikan I-Phone telefonumuzdan paylaşıyoruz!

Bunlar bir yana.

Haberleşme artık hayatımızın bir parçası.

 

Özellikle 70’li ve 80’li yıllarda tek kanallı TRT’de haber bülteninin sonunda hava durumu olurdu. Hava durumu de kimsenin pek umurunda olmazdı.

Örneğin ortaokul ve liseye giderken kar yüzünden okulların tatil olduğunu okula gidince öğrenirdik.

Çünkü bırakın cep telefonunu, sabit telefon bile kimsede yoktu.

Şimdi öyle mi?

Kar yağışının geleceğini gün gün, dakika dakika cep telefonumuzdan takip ettik.

Okulların tatil edildiğini cep telefonumuzdan anında öğrendik.

Arada yapılan duyuruları da anından takip etmeye devam ediyoruz.

Sosyal medyadan fotoğraf ve bilgi paylaşımında bulunuyoruz.

17 Ağustos 1999 depremini hatırladım.

M.Alipaşa Mahallesindeki evimizden, 5 nci kattan sağ salim inmiş, sokakta yıkılıp enkaza dönüşen komşularımızın evlerinin yerinde olmadığını görünce, ne büyük bir felaket yaşadığımızı ve mucize eseri sağ kaldığımızı düşünmüştüm.

Eşim ve daha 3 yaşında olan kızımla evden uzaklaştık.

Annem ve kardeşlerim acaba ne durumdaydı?

Kayınvalidem ve kayınpederim sağ mıydı?

Deprem nereyi daha çok vurmuştu?

Hiç bilmiyorduk.

Başak Caddesinde bir polis otosu gördüm.

İki polis, aracın hemen yanında dikiliyordu.

Depremin bölgedeki durumunu sordum?

Polislerden biri, “Benim ailem Derince’de. Daha onların sağ olup olmadığından bile haberim yok. Görevi bırakıp da gidemiyorum” dedi.

Polis telsizinden tüm ekiplere emirler yağıyordu. Şuraya gidin, buraya gidin!... Ama görevli polisler daha ailelerinden bile haber alamamışlardı.

Pilli küçük radyoları açtık.

TRT’de Bağlama Takımından Oyun Havaları çalıyordu.

Başkent Ankara’nın 7.4 şiddetindeki bu deprem felaketinden haberi bile yoktu.

İnsanlar kaderiyle baş başa kalmıştı ve kimse kimseyle haberleşemiyordu.

Cep telefonunun önemi, afet sırasında baz istasyonlarının yükü kaldırması çok büyük önem taşıyor.

Geçtiğimiz yıllarda İstanbul Silivri’de bir deprem oldu. Gazete binası da şiddetli sallanmıştı. Birkaç dakika içinde binayı boşaltıp kendimizi dışarı attık.

O gün kızım, görev yaptığı bankanın İstanbul Bakırköy Şubesi’ni denetlemekle yükümlü bir banka müfettişi olarak o bölgedeydi. Cep telefonları kilitlenmiş. Kızımıza bir türlü ulaşamıyoruz.

Yarım saat sonra wattsapp’tan bir mesaj attı:

-Ben iyiyim, merak etmeyin.

Cep telefonları aşırı yığılma nedeniyle çalışmamıştı, ama internet kesilmedi. İnsanlar internet üzerinden haberleşebildiler.

Söyleyeceğim odur ki, kar yağsın, deprem olsun, ama cep telefonları kesilmesin. Sosyal medya kesilmesin. İnternet kesilmesin.

Afetler yıkımdır, ama haberleşme de çok önemlidir.

-Ben iyiyim, merak etmeyin, sesini duyabilmek az şey midir?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ali Gündoğdu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Demokrat Kocaeli Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Demokrat Kocaeli hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Demokrat Kocaeli editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Demokrat Kocaeli değil haberi geçen ajanstır.



Anket Yerel seçimlerde Derince'de kime oy vereceksiniz?
Tüm anketler