Üçüncü yol öfkeyle değil stratejiyle kurulur

TÜRK siyasetinin ‘üçüncü yol’a olan ihtiyacını sık sık ifade edenlerden oldum…

Çünkü Türkiye’de bir kesim vardı… Cumhur İttifakı’ndan kopmak istiyordu fakat gittiği yerde HDP’yi (Şimdi DEM) görüp gerisin geri Cumhur İttifakı’na geri dönüyordu. Ancak ve ancak Cumhur İttifakı içerisinde bir parti değişikliği yapıyordu.

Birkaç hafta önce kaleme aldığım yazıda, değerli ağabeyim Şanbaz Yıldız’la seçim dönemi yaptığımız sohbetlerde onun bana sıkça sunduğu bir cümleyi sunmuştum. Şanbaz Yıldız şöyle derdi:

“Sosyal demokrat seçmenin olmadığı yerlerde tek gündem HDP… Biz halkın ekmeğini büyütmekten, huzuru refahı artırmaktan bahsediyoruz. Seçmen HDP diyor. Bize göre onlar terörist karşılığını veriyoruz. Ama ittifak ortağınız diyor…”

Bakınız İYİ Partililer işte böyle bir seçim dönemi geçirdi… Çünkü Cumhur İttifakı halkı manipüle etti… Halkın bu konuda duygularıyla oynandı… Ve ortaya böyle bir sonuç çıktı.

*** 

Bu nedenle İYİ Parti’nin “hür ve müstakil” olma kararını, üçüncü yolu açma iddiasını mantıktan uzak bulmadım…

Ve fakat… Böyle mi olur?

Üçüncü yol böyle mi açılır?

Hayır ve hayır…

***

Kuşkusuz ki siyaset duygu işidir; fakat salt duygu ile hareketin sonucu yalnızca başarısızlıktır. Duygu ancak belirlenen stratejiye ruh katan bir olgu olduğunda başarıya katkısı olur. İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in mevcut ruh hali ile üçüncü yol açılmaz.

***

Evet, üçüncü yolu savunan bir gazeteci olarak İYİ Parti’den beklediklerim vardı…

Örnek mi?

Güçlü bir strateji… Meral Akşener, siyasi üst kadrosu, akademisyenler ve araştırmacılardan oluşan bir ekibin bir strateji oluşturması…

Var mı?

Yok…

Örnek mi?

Çıkış noktası ve hedeflenen yer…

Çıkış noktası: Üçüncü yolu açma gayesinin birkaç cümle ile sebebinin açıklanması… Partinin ittifak içinde flulaşması, CHP’nin HDP ilişkileri, Cumhur İttifakı ile oy geçişinin durması, vesaire…

Hedeflenen yer: Yalnızca batıda seküler milliyetçilerden değil, milliyetçiliğin çıkış noktası olan Anadolu’ya da güçlü bir şekilde ulaşabilmek… Böylelikle merkez sağ iddiasını güçlendirmek…

Sonuç: Bagajların atılması ve kitlenin büyütülmesi…

Bunlar sadece benim örneklemelerim…

Elbette siyaseti daha iyi okuyan insanlar yol haritasını daha kuvvetli yapacaklardır…

***

Peki, bugün, halk İYİ Parti’nin üçüncü yol iddiasını nasıl algılıyor?

İki kelime: CHP’ye öfke…

Öfke elbette bir “örgütlenme biçimi” olabilir ama öfke “siyaset biçimi” olamaz. Stratejisiz bir öfke kendini rüzgâra emanet etmiş yelkenliye benzer. Nereye gideceğiniz belli olmaz.

Peki, salt öfkeye dayandığı algılanan bu siyaset biçiminin sonuçları ne?

Önünüze 2018, 2019 ve 2023 seçim sonuçlarını gösteren haritayı koyun…

İYİ Parti ağırlıklı olarak batıdan, özellikle de laiklik, cumhuriyet değerleri gibi hassasiyetlerin yüksek olduğu bölgelerden almış…

Bu kitlenin AK Parti karşıtlığı kimliksel…

Bu kimliği neler oluşturuyor?

Örneğin yaşam tarzı, örneğin Atatürk, örneğin laiklik…

Peki, siyasal temelleri ne?

Bir: CHP…

İki: CHP ile geçişli MHP kitlesi…

Üç: CHP’ye oy vermiş merkez sağcılar…

Yani, İYİ Parti’nin kitlesinin ciddi bir bölümünün CHP ile direkt ya da dolaylı olarak ilişkisi var.

Bu durumda Erdoğan karşıtı olan, aidiyet sorunu olsa da CHP’ye oy vermiş olan kitle ne yapar?

Bir: Öfkeye öfkeyle karşılık verip CHP’ye döner…

İki: Erdoğan karşıtlıkları devam ettiğine göre Erdoğan’ın partisi karşısındaki en güçlü siyasal yapı olan CHP’yi tercih eder…

Şıkların hiçbirinden İYİ Parti kazançlı çıkmaz.

***

Bakınız Meral Akşener bana göre 3 Mart’ta çok büyük bir doğru ve çok büyük bir yanlış yaptı…

Doğrusu: Kemal Kılıçdaroğlu’nun sırf kendi adaylığı için oluşturduğu “noter masası”ndan kalkması… Çünkü Kılıçdaroğlu’nun adaylığı büyük bir kumardı…

Yanlışı: Konuşmasındaki sertlik ve üslubu…

Çok net şunu gördüm:

Akşener’in o konuşması yarısı Kılıçdaroğlu’na karşı olan CHP seçmenini konsolide etti. CHP seçmeni, “Biz de Kılıçdaroğlu’nun aday olmasını istemiyoruz ama dışarıdan taş gelirse onu korumasını da biliriz” dedi. Kılıçdaroğlu, parti içindeki sorununu Akşener sayesinde çözdü.

***

Peki, şimdi?

Öfke temeli üçüncü yol arayışının bir kez daha CHP’deki konsolidasyonu sağladığını görüyorum…

CHP’den kopanlar CHP’ye dönüyorlar…

Dün İYİ Parti’ye oy verenler bugün, “AK Parti’ye karşı oldukları için” yeniden CHP çatısı altına giriyorlar…

***

Herhalde 17-18 yıl önce… Atatürk Spor Salonu’nda Ülkü Ocakları’nın bir gecesi var… Salona bir hanımefendi geldi. Binlerce kişi ayağa kalkıp onu alkışladı. Daha önce kitle ile bu denli güçlü ilişkisi olan yalnızca Recep Tayyip Erdoğan’ı görmüştüm. Öyle ki onlarca metre uzağındaki bir ülkücüyle bile göz teması kurup onu tebessüm ettirebiliyordu.

O isim, İçişleri eski Bakanı Meral Akşener’di.

Bendeniz, o henüz “İçişleri eski Bakanı” sıfatıyla anılırken ondaki liderlik potansiyelini fark edenlerdendim…

Nitekim sonra da öngörülerim gerçekleşti…

Türk siyasal tarihinde eşi benzeri görülmemiş bir mücadeleden zaferle çıktı. Türkiye’de siyasal denklemi değiştirdi…

Birazcık doğru strateji, daha nitelikli isimler ve bilimi önceleyen siyasetle bugün Türkiye’nin en önemli iki liderinden biri olabilirdi…

Fakat stratejisi olmadan salt duygularla hareket ederken haklılığını tartışmaya açtı, kitlesini küstürdü, İYİ Parti’ye dönük umutları azalttı.

Özetle…

Üçüncü yol öfkeyle değil stratejiyle kurulur…

Akşener öfkeyi tercih etti.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mevlüt Soysal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Demokrat Kocaeli Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Demokrat Kocaeli hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Demokrat Kocaeli editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Demokrat Kocaeli değil haberi geçen ajanstır.



Anket Yerel seçimlerde Derince'de kime oy vereceksiniz?
Tüm anketler