FAİZ ENFLASYONU DÖVERMİŞ…

Geçen yıl Mart ayında ABD Merkez Bankası’nın (FED) faiz arttırımlarına başlaması üzerine “Faiz Enflasyonu Döver mi?” diye sormuş ve Fed faiz arttırmaya başlarsa diğer ülkelerin ekonomilerine etkileri ne olur, anlatmaya çalışmıştım.

2023 yılının sonuna geldiğimiz bu günlerde, Fed son iki toplantısında faizleri sabit tutup, sözlü yönlendirme ile 2024’de faizlerin düşeceğini ilan edince, nedenleri ve sonuçları hakkında yazmak kaçınılmaz oldu.

Fed,aldığı kararlar ile dünyanın rezerv parası doların kaderini de belirlediğinden, ne yaptığı, ne zaman yaptığı ve niçin yaptığı herkesin gündeminde olmaya devam ediyor. Lakin, bu kadar sık hayatımızın içinde olmasına rağmen, hızla akıp giden gündem içerisinde bazen bağlantı kopuyor veya unutuyoruz.

Öyleyse hatırlamaya çalışalım…

2008 krizi ile başlayan düşük faiz ve gevşek para politikaları ile dünya paraya yani dolara boğuldu. 5 yıl bu bol para, Amerikan varlıklarına olduğu kadar, diğer ülkelerin, özellikle de bizimde içinde bulunduğumuz gelişmekte olan ülkelerin (GOÜ) riskli varlıklarına da yönlendi. Bu dönemde farklılıklar olsa da GOÜ ekonomileri büyüdü, varlıkları değer kazandı, milli gelirler arttı.

FED 2013’de biraz parayı kısayım, sıkılaştırayım dediğinde küresel ekonomi ufak bir sarsıntı geçirdi. Bazı ülkeler, bu dönemde derslerini aldığından, bu bolluk döneminin sonsuz olamayacağını gördüler. Yapısal reformlarını başlattılar, ekonomilerini sürdürülebilir büyüme ortamına taşımayı başardılar.

Bizimle aynı seviyede hatta daha aşağıda kişi başı gelirleri olan Polonya, Romanya, Bulgaristan gibi ülkelerin ekonomilerinde son 10 yılda nasıl bir değişim olduğunu araştıracak olan okurlarım, ne demek istediğimi daha açık görebilirler.

2018’ den sonra, ABD’nin iç politik savrulmaları arasında yeniden sıkılaştırma adımlarının ayak seslerini duymaya başlamışken, 2019 yılının sonunda patlak veren “Salgın” planı değiştirdi. Bozulan tedarik zinciri, kapanan ekonomiler, arz sorunları ile birlikte, dünyadaki her devlet bu zor durumdan çıkmak için daha çok mali ve finansal yardım yapmaya başlayınca, arz olmadan yaratılan bu bol para, deyim yerinde ise “global enflasyonu” patlattı.

Fed ve Avrupa Merkez Bankası başta olmak üzere bazı merkez bankaları, bu enflasyona arz yönlü ve geçicidir şeklinde algılayıp, faiz arttırmakta gecikince, gelişmiş ve gelişmekte olan birçok ülkede son 40 yılın en yüksek enflasyon rakamlarını gördük.

Sonrası malum, faiz arttırımları peş peşe geldi ve yine benzer şekilde son yılların en yüksek faiz oranlarına ulaşıldı.

Bundan sonrası, sıkılaşan ekonomilerin ne zaman durgunluğa gireceği, küçülmenin ne zaman başlayacağı, şiddetinin ne olacağı konuşulmaya ve beklenmeye başlandı.

Savaş ve gerginlikler ile artan jeopolitik riskleri de dikkate alanlar “felaket senaryolarını” yazmaya devam ettiler.

Diğer yandan, birçok ekonomist ve politika yapıcıları, sıkılaştırmanın dinamiklerinin bu defa farklı olduğu, teknoloji ve küresel ekonominin ulaştığı büyüklük içinde küçülmenin çok yıkıcı olmayacağını iddia ettiler.

Sonuç, faizler ve paranın maliyeti arttı, gelişmiş ekonomilerden gelişmekte olan ekonomilere sermaye akımları azaldı, küresel ticaret ve ekonomiler biraz küçüldü. Avrupa resesyona girdi. Dünyanın en büyük ekonomisinde istihdam ve büyüme verileri güçlü gelince, resesyon ihtimali daha az konuşulmaya başlandı, dolayısıyla global ekonomide henüz bir çöküş yaşanmadı. Henüz diyorum çünkü felaket senaryoları yazılmaya devam ediliyor.

Bugüne dönersek, faiz arttırımları sonucunda, yüzde 9’lara çıkan yıllık enflasyon 3’lere inince, Avrupa’da resesyon yaşanmaya başlayıp, Amerika’da kapıya dayanınca, Merkez Bankaları, şimdilik yeter deyip faiz arttırmayı durdurdular.

Şimdilik diyorum, çünkü halen sözlü yönlendirmelerde, faizleri düşürmek için erken olabilir, belki bir tane daha arttırım yapabiliriz tadında konuşmalar devam ediyor. Bu arada, bazı ünlü ekonomistler ve eski merkez bankacılar, nasıl faiz arttırmakta geç kaldılar ise, durmakta ve faizleri indireceğiz sinyalini vermekte erken davrandılar şeklinde eleştirilerine devam ediyorlar.

Bütün bunlar çok normal.

Geçmişte ne söylerlerse söylesinler, olanlardan sonra “ben söylemiştim” diyenler, halkların balık hafızalarına güvenerek, konuşmaya, yazmaya devam ediyor.

Ama tarih ve istatistik, “doğruların eninde sonunda ortaya çıkma gibi bir alışkanlığı” olduğu gerçeğini kanıtlarcasına yollarına devam ediyor.

O zaman geçen yıl haziran ayında sorduğumuz “Faiz Enflasyonu Döver mi?” sorusuna biz kendi yanıtımızı verelim.

Evet, Faiz Enflasyonu Dövermiş.

Ama, doğru zamanda doğru şekilde yapılırsa…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yusuf Dilaver - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Demokrat Kocaeli Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Demokrat Kocaeli hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Demokrat Kocaeli editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Demokrat Kocaeli değil haberi geçen ajanstır.



Anket Yerel seçimlerde Derince'de kime oy vereceksiniz?
Tüm anketler