DEĞİŞMEK, DEĞİŞTİRMEK…

Genel Yayın Yönetmenimiz Mevlüt Sosyal ile konuşurken dedim ki; hep ekonomi ve finans ile ilgili yazmak beni yordu; dön dolaş faiz, enflasyon, merkez bankaları, işsizlik, dış ticaret… Farklı bir şeyler yazabilir miyim?

Kendisi de bir yazı ustası ve emekçisi olan “Bilge Kaptan” cevap verdi;

“Ne istersen yazabilirsin, istersen arabandan bahset, istersen saçını kesen berberinden, istersen akşam evde yediğin yemekten canın ne isterse yaz, yeter ki yaz abi…”

Aslında yeni yıla girmişken kolay olan, geçen sene ekonomi nasıl gitti, neler oldu, bu yıl neler bekliyoruz, faiz düşer mi, enflasyon ne olur, tahminler, beklentiler, riskler….

Yapıştır gitsin deriz ya, işte öyle.

Nasılsa hayatını bu konuları öğrenmeye, öğretmeye, takip etmeye adamış, bu işlerin peşinde bir ömür geçirmiş profesyoneller, akademisyenler, uzmanlar değil sadece tahminde bulunanlar.

Astroloji uzmanları bile (kesinlikle küçümsediğimden değil, hayret verici şekilde iyi tahminde bulunanları var), yeni yılda ülkemizde ve dünyada ekonomi nasıl olacak tahmininde bulunuyorlar. İşin garibi, görsel ve yazılı basında bu uzmanlarla yapılan röportajlar, konunun uzmanları kadar yer buluyor.

Bu kadar talebin tek açıklaması olabilir bana göre.

Demek ki bu “uzman” arkadaşların tahminlerine bakarak yatırım kararı verenler var.

Herkese saygımız sonsuz. Vardır bir bildikleri. Sonuçta ülkemizde borsaya yatırım yapan kişi sayısı 8 milyona dayandı. Kimin ne katkısı varsa teşekkür ederiz.

Bu durumdan şikayetçi değil aksine çok mutluyuz.

Yıllarca, borsaya yatırımcı neden gelmiyor, sermaye piyasaları neden derinleşemiyor diye az seminer, konferans, çalıştay yapmadık. “Zamanın ruhu” diye bir şey varmış artık inanmaya başladım. Son dönemlerde ateşi biraz düşmüş olsa da, eğrisi ile doğrusuyla ciddi bir halka arz gördük çok şükür...

Sermaye tabana yayılıyor. Sermaye sahipleri ve girişimciler de, kredi dışında ucuz kaynak nasıl bulunur öğrendi. Bu da bir şeydir…

Klasik oldu biraz.

Her yeni yıl başladığında, bu yıl hayatımda bazı değişiklikler yapacağım deyip başlarız ya yeni yıla ve sonra bir yerde kesintiye uğrar ya hani. O hızla başladığımız değişim motivasyonunu kaybedince rutine döneriz ya yeniden. Bakın, ekonomi dışında bir şeyler yazayım dediğim yazı bile dönüp dolaşıp ekonomiye, finansa paraya çıkıyor nitekim.

Yazmaya başlarken yazı hayatımda bir değişim yapmak, hep aynı konuları değil, hayatın başka alanları ile de ilgili yazmak istediğimi belirterek başlamıştım halbuki.

Ama gördüğünüz üzere değişim öyle kolay bir şey değil.

Ben bu değişmenin, değiştirmenin öyle kolay bir şey olmadığını 35 yıllık iş yaşamımdan da biliyorum. Çünkü üniversiteden çıkışımı aldığım gün büyük hayallerle iş hayatına adım attıktan sonra, hep duyduğum yaşadığım ve uyum sağlamaya çalıştığım şeydi “değişim.

Her gelen yönetim, “değişiyoruz arkadaşlar” dedi. Ben meslek hayatımı Bankacılık sektöründe, bir Kamu Bankasında geçirdiğim için, herkesten daha çok değişim görmüş olabilirim. Vakit buldukça bu değişim hikayelerine yer vermeye çalışacağım bundan sonra.

Ama şimdi değişimin kendisi ile ilgili bir şeyler söylemek isterim biraz.

Değişim” aslında hayatın her yerinde. Her şeyden önce doğa değişir. İnsanlar doğar, büyür değişir. Yaşamın değişmeyen kuralıdır bu. Aslında değişimi ret edemeyiz. Ben kışı sevmiyorum yazı yaşamaya devam diyerek, kışın ortasında her gün denize giremeyiz mesela.

Bu doğal değişime uyum göstermek, yaşamın içindeki ilişkileri doğru yönetebilmek için de zaruridir. Örneğin; öğrencilik bitip iş hayatına başladığında, iş hayatının kurallarına uyum sağlamak, ya da yaşamak için içine doğduğun kültürden ayrılıp, yeni bir kültüre gitmek gibi.

Özetle; yaşamın kendi döngüsü içinde değişmek, değişmeye karar vermek, olan değişime uyum sağlamak veya bunların tersine hareket etmek, hep bireyin kendi karar vereceği ve kararına göre de sonuçlarına katlanacağı bir süreç.

Ama sosyal ve siyasal hayatın, teknolojinin ve doğanın bizim kararımıza bakmadan bizi değişime zorlamak gibi bir geleneği de var. İşin enteresan yanı, bu dışsal değişim kaynaklarının kendileri de değişime uğramak zorunda kalıyorlar.

Yani değişmeyen tek şey değişim gerçekten.

Kendini tanıyıp, yaşadığı yaşamdan, yaptığı işten, şehirden, ülkeden, ya da özetle kendinle ilgili her şeyden sıkılıp, kendini değiştirmek isteyenlere sözüm yok. Denesinler, hatta mutlaka denesinler.

Ama, bireyleri, sistemleri, kuralları “değiştirmek”, hele hele bunu yasaklar koyarak yapmak isteyenler için söylemek istediğim bir şey var.

“İnsanın kendi yaşamını kendi özgür iradesiyle yönetmesinin ötesindeki bütün seçenekler sağlıksızdır ve mutlaka yaşamın anlamından, coşkusundan ve gücünden kaybettirir.”

Değişmek, değiştirmek…

Aklıma nerden mi geldi?

Bilmem;

Belki yaklaşan seçimlerden, belki emekli maaşlarından, belki uzaya giden ilk “Türk Astronot” tan, belki de faizin değişeceğini bilip, Merkez Bankası Başkanı değişecek mi değişmeyecek mi diye düşünmektendir.

Ya da kim bilir, “Kızıl Goncalar” dan dır belki…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yusuf Dilaver - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Demokrat Kocaeli Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Demokrat Kocaeli hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Demokrat Kocaeli editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Demokrat Kocaeli değil haberi geçen ajanstır.



Anket Yerel seçimlerde Derince'de kime oy vereceksiniz?
Tüm anketler