Başka bir dünya mümkün mü?

Bir gazeteci olarak etrafımdaki her şeyle iletişimde kalmayı severim. Gazete aldığım bakkal, zincir marketlerdeki kasiyer, otobüsteki yaşlı amca ya da öğrenci hiç fark etmez. İnsanların gözlerine ve omuzlarına bakarım, mutluluk oralardan anlaşılır. Kocaelililerin diğer tüm illerde yaşayan Türk vatandaşları gibi gözleri donuk, umutsuz, çaresiz; omuzları düşük, yorulmuşlar. İnsanlar inanmadıkları güne uyanmaktan bunalmışlar, neyi nasıl değiştireceklerini bilmiyorlar fakat bu düzenin ‘insani’ olmadığını içsel olarak fark ediyorlar çünkü dibine kadar bu düzenin mağduriyetini yaşıyorlar. Mutsuzluk bir salgın gibi, korku ve öfke de öyle. Bunlar kardeş duygular, aralarında biyolojik bağ var. Bu söylediklerimin hepsi siyasi ve politik, ben siyaset üstü yazarım filan demeyeceğim; hayır dibine kadar politik yazıyorum. Sadece parti fark etmeksizin herkesin mutsuz olduğunu söylüyorum, a, b, c fark etmez tüm Türkiye mutsuz.

“Halkım pıçaklanmış bir kadın gibidir kaygular içinde yapayalnız zehirli çiçeklerin uğultusu uzaklaşmaz kulaklarından.” yaşatan, ismet özel.

Mesela kimse işinden memnun değil, herkesin en çok sevdiği iş yaptığı değil; yapmayı hayal ettiği iş. Hiç kimse sevdiği işle meşgul değil, hiç kimse işinden aldığı maaştan, iş yerindeki koşullardan mutlu değil. Herkes mecbur olduğu için hayata devam ediyor, herkesi kendisine borçlandıran sistem herkesi ‘aynı günahla’ birbirine bağlıyor… Siz dursanız vergiler ya da faturalar durur mu? Hiç evinizden çıkmadığınızı, dışarı adım atmadığınızı hayal edin… Kira, elektrik, su, telefon, doğal gaz, aidat, beslenme sorununuz var. Ödemeniz gereken her şey için hayatınızdan feda etmeniz gereken günler ve saatler var. Bizim için yaşam pazartesiden cumaya, hafta sonu tatili beklemek; sonra da her şey çok pahalı deyip evde oturmaktan ibaret olmuş…

Demek ki bu düzen insanları mutlu edemiyor, demek ki bir şeylerin değişmesi gerek. Herkesin bunu içsel olarak sezdiğini adım gibi biliyorum.

Peki her şeye rağmen bu düzeni sürdürme kararlılığımız nereden geliyor? Bu konuda temel bir iddiam var; Türkiye’de siyaset kurumu toplumsal arzu ve isteklerin gerisindedir. Yani bugün siyasi partiler ve iktidar her şeyiyle toplumun ilerlemesini değil, duraklatılıp geriletilmesini istemektedir. Bu nedenle herkesin içsel olarak bildiği ‘bu düzenin değişmesi gerek’ hissi bir türlü siyasete yansımıyor, hatta bilinçli bir şekilde böyle bir düzen inşa ediliyor.

Bugün tüm Türkiye’nin ve dünyanın karamsarlığının nedeni şu sorunun peşinde düşmemesidir:

Başka bir dünya mümkün mü?

Başka bir dünya, başka bir düzen, başka bir çalışma düzeni, başka bir yaşam şekli mümkün değil mi? Bir şey soracağım, bugün sahip olduğumuz birçok şeyi daha iyi bir şeyi isterken kaybetsek ne kaybedebiliriz? Türkiye’nin yarısından çoğu asgari ücretli, milyonlarca insan kirada, sadece nefes alıp verebilmek için bu düzenin içinde var olmaya devam ediyor… Soru şu:

“Her şeyi değiştirmeye çalışıp en kötü ihtimale varsak ne kaybedersiniz?”

Görüyorum ve artırıyorum, emin olun hiçbir şey… Yaşadığımız yavaşça ölmek, sırtımıza kırbaçla vurmadıkları için köle olmadığımızı düşünenlere sesleniyorum:

Haftada kaç gününüz sizin? Ayda, yılda kaç gününüz size ait? Kazandığınız para ile keyiflerinize alan açabiliyor musunuz? Geleceğinizden umutlu musunuz? Çocuğunuz için yaşanabilir bir düzen mi bu? İşinizden memnun musunuz? Tam olarak ne için yaşıyor ve çalışıyorsunuz?

Unutmayın kırbaç sırtınızda değil, aklınızda. Bizi aklımızdan yakaladılar, çaresizleştirdiler. Oradan yakaladın mı hiçbir yere kaçamaz insan. Ben hepiniz adına yanıt vereyim, başka bir dünya mümkün… Önce aklımızda mümkün, sonra da eylemlerimizde.

Önce aklımızı özgürleştirmeliyiz…

“En güzel deniz:

henüz gidilmemiş olandır.

En güzel çocuk:

henüz büyümedi.

En güzel günlerimiz:

henüz yaşamadıklarımız.

Ve sana söylemek istediğim en güzel söz: henüz söylememiş olduğum sözdür...” nazım hikmet.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Emirhan Akman - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Demokrat Kocaeli Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Demokrat Kocaeli hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Demokrat Kocaeli editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Demokrat Kocaeli değil haberi geçen ajanstır.



Anket Yerel seçimlerde Derince'de kime oy vereceksiniz?
Tüm anketler