LONDRA NOTLARI- 2 (KAĞIT, SU, DUMAN ve KORNA SESLERİ....)

Uzun ve yorucu bir yolculuktan sonra, Londra’daki evlerinde konaklayacağımız Akartuna ailesi, beni yakından tanıdıkları için, ellerimdeki bavulları bırakmadan, bu “çöp kutuları” nedir diye sormamı hiç yadırgamadılar. Yine de yanıt vermeden önce, Suna her zamanki otoriter tavrı ile, “bavulları bırak, sonra mutfağa” talimatını verince, müthiş bir börek kokusu ile nasıl acıktığımı fark edip herkesten önce mutfak masasındaki yerimi aldım. Ben, fırından yeni çıkmış mis gibi börek ve çaya, hanımlar da sohbete giriştik.

Yeme içme faslını hızla bitirip, merakımı yenmek için tekrar dışarı çıktım ve kapının önündeki çöp kutularına yakından baktım. Kutuların üzerinde farklı renkler olduğunu, üzerlerinde evsel atık, yiyecek, 2 tanesinde ayrı ayrı geri dönüşüm ve bahçe atık diye yazıldığını görünce zaten durumu anladım.

İçeri girdim, Croydon Belediyesi’nin web sayfasına girip, çöp kutuları diye sorgulayınca konu daha da net anlaşıldı. Belediye; çöp ihması için yılda 8 milyon GBP (pound) harcadıklarını, doğru dönüşüm yapabilirlerse bir ton çöp için 60 GBP tasarruf yapabileceklerini, o nedenle her çöpün evlerin önüne koydukları doğru çöp kutularına koymaları gerektiğini, yanlış koyulan çöplerin toplanmayacağı gibi konuları içeren 3 sayfa açıklama yapmıştı.

Ersin’e konudan bahsedince, O da tabii kendini en çok yaralayan yerden girdi konuya; 2018 den sonra bu uygulamanın başladığını ve karşılığında çevre vergisinin de çok arttığını söyledi. Merak edip, Birleşik Krallık’ta bu “atık dönüşüm” ile ilgili rakamların ne olduğunu araştırdım. İstatistiklere göre; kamunun 2023 yılında atık yönetimi için yaptığı harcamanın toplamı 10.18 milyar GBP’na ulaşmıştı. Yapılan araştırmalarda Birleşik Krallık’ın geri dönüşüm sorunun çözebilmek için etkili ve dramatik bir revizyon gerektiği belirtiliyordu.

Vergiler, çöp ve atık rejimi mevzuatında değişikler hep bu çalışmaların sonucuydu. Bizim ülkemizde atık dönüşüm oranı halen yüzde 10 çivarında iken plastik dönüşümünde yüzde 45’e oranına ulaşan İngilizlerin dertleri neydi acaba diye düşündüm. Avrupa’da dönüşüm oranın yüzde 50, Almanya’da yüzde 70’in üzerinde olduğunu öğrenince dertlerinin ne olduğunu anladım.

Bir haftalık gezim boyunca fark ettim ki, gerçekten bu dönüşüm işini dert edinmişler. Plastik bardak, pipet, tabak, poşeti hayatlarından çıkarmışlar. Bu ihtiyaçlarını kağıttan yapılan malzemeler ile karşılıyorlar.

Yani bu İngilizler “Kağıttan Hayatlar” yaşamaya kararlılar...

Aslında, bu “dönüşüm” işi sadece çöpleri toplamak ve dönüştürmek ile sınırlı değil. Tam bir çılgınlığa dönüşmüş. Bir “Yeniden Doldur” programları var. Bu programa dahil restoranlar ve kafelerden; kahvenizi, içeçeğinizi, yiyeceklerinizi yanınızda getirdiğiniz kaplara koymalarını isteye biliyorsunuz.

Amaç net: plastik kullanımını azaltmak...

Bir de “Su” konusu var. İlk olarak tren istasyonunda karşılaştık “onlarla”. London Bridge İstasyonundan, metroya inmek için asansöre doğru yürürken, asansör tabelasının önünde uzun bir sıra görünce “ kuyruk bekleyeceğiz” diye ürktüm. Ama asansöre yaklaşınca kuyruğun asansör için değil, asansörün yanındaki “su doldurma istasyonu” için olduğunu gördüm. Sırada bekleyenlerin çoğunluğu ellerinde termoslarla genç insanlardı. Temel amaç yine plastik kullanımını azaltmak. Şaşırmayın diye söylüyorum su “bedava”.

Ama size şaşıracağınız bir şey söylüyebilirim. Bu su istasyonlarından hava alanlarında da var. Oralarda da bedava. Yani şimdi bizim hava alanlarını düşünüp, dışarda 10 liraya aldığımız sulara, hava alanına girince 100 lira vermek zorunda olan bir millet için şaşırtıcı değil mi? O zaman şaşıracağınız başka bir bilgi daha, bu istasyonları sayısı ülkede 300.000 bine ulaşmış. Dünyanın en kaliteli musluk sularından biri olduğunu iddia ediyorlar ve suyun kalitesini ölçüp takip etmek için ayrı bir kurumları var.

Bu İngilizler çok “Su’dan” şeylerle uğraşmıyorlar mı sizce de?..

Daha uçaktan inip, hava alanının önüne çıkdığınızda en sık gördüğünüz şeylerden biri ne olur genellikle? Ben en çok aç kalmış, susuz kalmış gibi, sigarasını yakıp derin derin içine çeken insanlar görürüm. Bu sefer havalimanından çıkdığımda sigara içen bir kişi bile görmedim. Tesadüftür herhalde dedim ama, daha sonra tren istasyonlarında da, taksi, otobüs beklerken de görmedim. Hatta bu seyahatin tamamında, bizimki gibi yalandan, bir tarafı açık bırakılmış (bazen o bile yarım yamalak) diğer üç yanı kapalı olduğu halde sigara dumanı ile kaplanmış, restoranlar, kafeler de görmedim. Çünkü yasak. Ama bizdeki gibi değil, cidden yasak. İçte gör...

Hükümet kararlı. “Dumansız” bir hayat istiyorlar genç nesil için. Bunu yaparken vergi salalım, içen vergisini ödesin mantığı ile de yapmamışlar. Yasalar kesin ve net. 18 yaşın altındakilere satış yasak. Şimdi ne var bunda, bu zaten her yerde yasak diyeceksiniz. Nesi şu; yeni bir yasa daha çıkarmışlar. Bundan sonra satış yaşı her yıl bir yaş artacak.

Böylece bugün 15 yaşına girenler veya daha küçük yaştakiler yasal olarak tütün satın alamayacak. Uzun vadeli bir plan. Hem tasarruf yapacaklar, hem de her dört kanser ölümünden birine, akciğer kanser vakalarının yüzde yetmişine, 10 KOAH hastasından dokuzuna neden olan sigaranın içilmesini önlemeye çalışacaklar. Bu hastaların bakım harcamalarını düşürecekler, sağlık sistemlerine ileride doğacak yükü şimdiden azaltacaklar.

Yani, yeni nesil İngilizler için “Dumansız dumansız oy bizim eller”...

Bu İngilizler değişimi sevmiyorlar, geleneklerine bağlı ve çok kibar insanlar algısı var ya, çoğumuzda.

İşte o algı, öğleden sonrasını değerlendirelim, belki biraz da alış veriş yaparız diye evden çıkıp Croydon Merkez’e yürürken, duyduğum bir sesle yerle bir oldu bende.

Sıkışan trafikte ısrarla çalan “korna sesleri”...

Değişmiş gördüğüm diğer konular da sonraki yazıda...

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yusuf Dilaver - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Demokrat Kocaeli Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Demokrat Kocaeli hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Demokrat Kocaeli editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Demokrat Kocaeli değil haberi geçen ajanstır.

01

Multikulturell - Biz herşeyi daha iyi biliriz. Her konu hakkında bilgimiz ve fikrimiz vardır. Şu sözü bir yerde duymuştum ve hiç unutmam “Almanlar gayret eder Türkler hep hayret eder”. Fazlada yoruma gerek yok

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 12 Mart 09:29


Anket Yerel seçimlerde Derince'de kime oy vereceksiniz?
Tüm anketler