28 ŞUBAT SONRASI NELER OLDU BİZE?

20. yüzyıl iki büyük dünya savaşına şahitlik etti.

Milyonlarca insan öldü, milyonlarcası esir düştü.

Ruslara esir düşen Alman askerler, metro inşaatlarında ağır iş koşulları altında can verdi.

Demokrasi, özgürlük ve refah beklenirken, BLOKLAŞAN DEVLETLERİN GÜÇ SAVAŞIna sahne olmaya başladı dünya...

Sanayileşen güçlü devletlerin zenginliği arttı, bu konuda zayıf kalan ülkeler git gide fakirleşip geri kaldı.

Sovyetlerin yıkılmasından sonra KOMİNİZİM tehlike olmaktan çıktı. NATO’nun yeni hedefi İSLAM oldu.

Körfez harekâtı, Avrupa’nın göbeğindeki Bosna Savaşı bunun somutlaşmış haliydi.

İslam dünyasına operasyonların başladığı dönemde, Türkiye’de güçlenen parti REFAH PARTİSİ idi… Milli Görüş iktidara gelince, küresel güçler bundan rahatsız oldu.

Medya, siyaset ve ticaret ayağı olan, alt yapısı önceden hazırlanmış, 28 Şubat 1997 tarihli MGK toplantısı ile somutlaşan bir POST MODERN DARBEnin önü açıldı.

Sermayeyi elinde tutanlar, Faiz sistemine savaş açılmasını hoş görmediler.

İsrail, Milli görüşü, kendi güvenliği için tehdit olarak algıladı.

Stratejik ortak ABD, Erbakan hoca ve arkadaşlarının iktidarında bu ortaklığın zarar göreceğini düşünüyordu.

İSLAM BARIŞ GÜCÜ projesi tedirginlik oluşturdu.

Bu sürecin sonunda, sahada yapılan ilmi çalışmalar, hayat nizamı haline gelebilirdi…

Bunun gibi nedenleri sebep göstererek seçilmiş iktidarı düşürdüler. İnananlar üzerinde cadı avına başladılar.

Sonra Ak Parti kuruldu. Ezilenlerin gür sesi oldu.

LÂKİN TANKLARA KARŞI SERGİLEDİĞİMİZ TUTUMU PARAYA KARŞI GÖSTEREMEDİK.

İtibarımız artarken imanımız azaldı.

Birbirimizin kurdu olduk.

Türkiye’yi dünyayı kurtaracağız diye yola çıktık kendimizi kaybettik.

İslam kapitalizminin oluşmasına olanak sağladık.

Ticaretimizi ibadet haline getiremedik

"O gün, ne mal fayda verir ne de evlat, ancak Allah’a temiz bir kalple gelenler fayda bulur. (Şuarâ, 26/88-89)" ayetini bildiğimiz halde, kalbimizi ihmal ettik.

DİRENMEK ZORUNDAYIZ.

Emperyalizmin zihinlerimizi ve ruhlarımızı işgal girişimine direnmek zorundayız.

Dünya muhabbetinin ruhumuzu sarıp bizi esir almasına direnmek zorundayız.

Midemizin haram lokma ile dolmasına direnmek zorundayız.

Bu direnci kazanmanın yolu, KUR’AN-I KERİM VE SÜNNETİ SENİYYE ile irtibatımızı tekrar sağlamaktan geçiyor. Sonra? Onu tatbik etmek, hayatımızda yaşamak.

Sokaklarda, tramvayda her yerde bize bakan bizdeki güzellikler ile kendine gelmeli.

Tabii burada başka bir olay daha var: Müslümanlığı başkasının başına kakmamak.

Kalın sağlıcakla efendim.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Murat Yılmaz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Demokrat Kocaeli Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Demokrat Kocaeli hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Demokrat Kocaeli editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Demokrat Kocaeli değil haberi geçen ajanstır.



Anket Yerel seçimlerde Derince'de kime oy vereceksiniz?
Tüm anketler