Bize lazım olan: “Muhammedî karakter”

Uzay mekiğinin içinde olup gökyüzünde seyran eden astronot ya da yerin yüzlerce altında kömür madeninde ekmeğinin pesinde olan işçi kardeşimiz…

İnsan nerede olursa olsun sosyal bir çevrenin parçasıdır.

Bireysel yaşaması için, kimsenin yaşamadığı bir adaya göç etmesi gerekir. Bu durumda bile, adada bulunan hayvanlar ve bitkiler ile iletişim halindedir. Ayağı yere basarken karınca yuvasındaki karıncalar ile ormanın içinde yürürken ağaç dalları ile muhataptır.

“Eşyayı dahi incitme” diyen bir medeniyetin mensuplarıyız. Su içtikleri bardağı öpen Mevlevileri düşünün. Ormana girerken, genç ağaçları korkutmamak için baltanın sapını bezle saran Tahtacıları.

Evet, böyle bir medeniyetin mensuplarıyız. En son ve en mükemmel “Din” ile muhatabız. Lakin 1839 Tanzimat Fermanından bu yana gerilğin ve ezikliğin girdabındayız.

Allah-celle celalüh- ism-i şerifi dilimizden düşmüyor, dîni etkinlikler gündemimizden çıkmıyor. Tüm bunlara rağmen, çevremizdeki insanları etkilemiyoruz.

Müslümanlar, Müslüman olmayanlar üzerinde derin bir saygı uyandırmalı değil mi? Rabbimizin ve O’nun sevgili Resulünün bizden istediği bu!

Bize bakan, “bu ne güzel insan” demeli. Efendimiz –as- böyle idi.

Sadece onu sevmek yeterli mi? Evet, “kişi sevdiği ile beraber olacak”, müjdesi var. Ama O’nu-aleyhisselam- anlamadan, O’nun gibi yaşamadan onunla beraber olmak nasıl mümkün olacak rûz-i mahşerde?

Bizim ticaretimiz O’nun (aleyhisselam) ticaretine ne kadar beziyor?

Bizim siyasetimiz O’nun siyasetine ne kadar beziyor?

Hocalarımız, babalarımız, dedelerimiz, patronlarımız, yöneticilerimiz O’na benzedikleri kadar değerlidir.

İtibar kuruşa değil, duruşadır ; diye bir söz var. Bu duruş, Sevgililer Sevgilisi ’nin yaşayarak gösterdiği duruştur. En güzel örnek (Üsve-i Hasene) O’dur. En yüce ahlak O’na aittir.

Biz, O’na kalben ne kadar yakınız? Efendimiz yanımızda olsa hareketlerimizi görüp tebessüm mü ederdi, yoksa hüzne gark mı olurdu? Attığımız adımlara, aldığımız kararlara vakıf olsa idi memnun olur muydu?

Evimizde, işyerimizde, evlatlarımızın terbiyesinde, okulda, çarşıda pazarda Gül Yüzlü Peygamberimizi ne kadar gönlümüzde taşıyoruz?

Mevlid Kandili vesilesi ile kaleme aldığımız bu yazının sonuna, Şemaili Şerif eserlerinden aldığım notları eklemek istiyorum. Efendimiz’in fiziksel özelliklerinin ve ahlaki yüceliklerinin anlatıldığı şemaili şerifler Osmanlı döneminde her eve asılır, evin sakinleri tarafından ezberlenirdi.

***

PEYGAMBER EFENDİMİZ’İN FİZİKSEL ÖZELLİKLERİ(ŞEMAİLİ) ve AHLAKI

“Resûl-i Ekrem uzuna yakın, orta boylu idi. Göğsü geniş, iki omuzlarının arası açıktı. İki kürek kemiği arasında nübüvvet mührü vardı. Kemikleri ve eklemleri irice idi.

Teni gül gibi pembemsi beyaz, nûrânî ve parlak, ipekten yumuşaktı.

Koku sürünsün veya sürünmesin, teni ve teri, en güzel kokulardan daha ayrı bir letâfette idi.

Bir kimse O’nunla musâfaha etse, bütün gün O’nun latîf kokusunun hazzını duyardı.

Sakalı gür idi. Uzattığı zaman, bir tutamdan fazla uzatmazdı. İki kaşı arasında bir damar bulunuyordu ki, Hak için öfkelendiği zaman kabarırdı. Dişleri inci gibi olup dâimâ misvak kullanır ve sık sık kullanılmasını tavsiye ederlerdi. Sîmâsı, geceleyin ayın on dördü gibi parlardı.

İki kürek kemiği arasında nübüvvetine dâir ilâhî bir nişan vardı.

O’nu an­sı­zın gö­ren kim­se­yi haş­yet sa­rar­dı. O’nun­la ül­fet ve soh­bet eden kim­se, O’na cân u gö­nül­den âşık ve mu­hib olur­du.

Ak­ra­bâ­sı­na da zi­yâ­de ik­râm eder­di. Ehl-i beytine ve ashâbına hüsn-i muâmele ettiği gibi, diğer insanlara da rıfk ve lutuf ile muâmele eder­di(yumuşak davranırdı)

Çalışanlarını pek hoş tu­tar­dı. Ken­di­si ne yer ve ne gi­yer­se, on­la­ra da onu ye­di­rir ve giy­di­rir­di. Cö­mert, ik­ram sâ­hi­bi, şef­kat­li ve mer­ha­met­li, gerektiğinde ce­sur ve îcâbında ha­lîm idi.

Ahit ve vaadin­de sâ­bit, sö­zün­de sâ­dık idi.

Fu­zû­lî söz söy­le­me­yip her ke­lâ­mı hik­met ve na­sî­hat idi. Lü­ga­tin­de as­lâ dedi­ko­du ve mâ­lâ­yâ­ni(boş söz) yok­tu.

Mü­lâ­yim(yumuşak huylu) ve mü­te­vâ­zî(alçak gönüllü) idi. Gül­me­sin­de kah­ka­ha gi­bi aşı­rı­lık ol­maz­dı. Dâimâ mü­te­bes­sim­di.

Re­sû­lul­lâh’ın -sal­lâl­lâ­hu aley­hi ve sel­lem- te­fek­kü­rü sü­rek­liy­di. Za­rû­ret ol­mak­sı­zın ko­nuş­maz­dı. Sü­kû­net hâ­li (susması) uzun sü­rer­di. Az söz­le çok mâ­nâ­lar ifâ­de eder­di. Söz­le­ri tâ­ne tâ­ne idi. Ne lü­zû­mun­dan faz­la ne de az idi.

Öf­ke­len­di­ği za­man ye­rin­den kalk­maz­dı. Hakka îti­raz edil­me­si­nin, hak­kın çiğ­nen­me­si­nin hâ­ri­cin­de öf­ke­len­mez­di. Kim­se­nin far­kı­na var­ma­dı­ğı bir hak çiğ­nen­di­ği za­man öf­ke­le­nir, hak ye­ri­ni bu­lun­ca­ya ka­dar öf­ke­si de­vâm eder­di. As­lâ ken­di­si için öf­ke­len­mez­di. Şahsına mahsus durumlarda ken­di­si­ni de mü­dâ­faa et­mez, kim­sey­le mü­nâ­ka­şa­ya gi­riş­mez­di.”

***

Cenab-ı Hak böylesine muhteşem bir yaratılışa sahip olan Sevgili Peygamberimiz ’in ahlakından hissedar olmayı bizlere nasip eylesin. Âmin…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Murat Yılmaz - Mesaj Gönder

#

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Demokrat Kocaeli Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Demokrat Kocaeli hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Demokrat Kocaeli editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Demokrat Kocaeli değil haberi geçen ajanstır.



Kocaeli Markaları

Demokrat Kocaeli, Kocaeli ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (262) 323 40 00
Reklam bilgi