Yeme içme fiyatları tamamen kazık oldu!

Ülkemizde ekonomik durum her geçen gün daha da kötüye gidiyor.

Özellikle gıda fiyatlarındaki artışı kimse durduramıyor.

Bir ürünün üreticiden çıkış fiyatı ile tüketiciye yansıyan fiyatı arasında artık uçurum var.

Et ve süt ürünleri, fiyat artışında başı çekiyor. Dar gelirli vatandaş, artık sofrasına kahvaltılık peynir bile alamayacak duruma geldi.

Çarşıda pazarda fiyat denetimi falan tamamen palavra.

Serbest piyasa ekonomisinde devletin fiyatları kontrol etmesi, müdahalesi zaten mümkün değil. Denetimler tamamen göstermelik.

Bu fiyat olayında aracıların aç gözlülüğü de elbette büyük bir etken.

Özellikle de yeme içme sektöründe ipin ucu tamamen kaçmış durumda.

Hiçbir özelliği olmayan sıradan bir kafede oturuyorsunuz.

Bir çay 6-7 lira…

Bir maden suyu 5-6 lira…

Bir limonata 18 lira…

Kardeşim!

Karadeniz çaydan tarlasından geçilmiyor.

Haymana ovasından, Erzincan’dan, Ege’den maden suyu fışkırıyor.

Pazarda limonun kilosu 4-5 lira…

Çayı esnaf çay ocağı 1,5-2 liradan satarken kazanıyor da, sen niye 6,-7 liraya satıyorsun?

Bir şişe maden suyunun gelişi 85 kuruş da, sen nasıl 5-6 liradan satıyorsun?

Bir bardak limonata kaça mal oluyor da, sen 18 liraya satıyorsun?

Geçenlerde bir arkadaşımın babasının cenazesine katılmak için Yahya Kaptan’daki Akşemsettin Camiindeydim. Erken gelmişim, cenaze daha getirilmemiş. Biraz oturup soluklanayım dedim. Hemen yan taraftaki, İzmit Belediyesi’nin işlettiği Gülümse Kafe’nin bahçe bölümünde oturdum. Baktım, benim gibi erken gelenler, diğer vatandaşlar, aileler de var.

Son derece temiz giyimli bir kadın servis görevlisi, gülümseyerek, ‘Ne alırdınız?’ diye sordu.

-Bir çay lütfen!

Kısa sürede çayı getirdi, nazikçe masaya koydu. Kadın görevlinin kıyafetine ve zarafetine hayran kaldım.

Çay, büyük bardakta, tertemiz bir altlıktaydı. Taze ve lezzetliydi.

On beş dakika oturduktan sonra kalkıp kasaya yöneldim ve masa numaramı uzattım. Acaba dedim, kaç liradır?

Beş lirayı gözden çıkarmıştım.

Kasiyer, 2 TL aldı.

Çay ne kadar diye sormadan edemedim.

-Çay 2 TL…

Diyeceksiniz ki, orayı belediye işletiyor, kira ödemiyor, personel maaşı sorunu yok.

İyi de, çayı şekeri de bedava mı temin ediyor?

Temiz ve güler yüzün bir maliyeti yok mu?

İlimizde sıradan bir lokantaya gittiniz. Bir porsiyon döner söylediniz. Dönerciye dikkat edin. Döneri cımbızla tabağa yaydırmaya çalışıyor. 120 gram olması gereken döner, 50 gram bile değil. Fiyat 30 lira…

Bir porsiyon köfte söyleyin. 6-7 tane minnacık köfte ve etrafında bol miktarda marul olan tabağın fiyatı 30 lira…

Ben Avrupa’yı, Amerika’yı dolaştım.

Balkanlarda bir porsiyonda parmak gibi en az 15 tane köfte bulunur. Ivırı kıvırı ayrı gelir.

Almanya’da bir Türk lokantasında kuzu tandırın alasını yersiniz ve bir tabakla üç kişi doyar.

Amerika’da biftek söylediğiniz zaman önünüze araba jantı gibi koca bir parça et gelir. Lezzetinden parmaklarınızı yersiniz. Ve fiyatlar son derece makuldür.

Türkiye’de ise müşteri olarak size yolunacak kaz muamelesi yaparlar.

Ama şarkımız değişmez:

-Bir başkadır benim memleketim!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ali Gündoğdu - Mesaj Gönder

#

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Demokrat Kocaeli Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Demokrat Kocaeli hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Demokrat Kocaeli editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Demokrat Kocaeli değil haberi geçen ajanstır.



Kocaeli Markaları

Demokrat Kocaeli, Kocaeli ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (262) 323 40 00
Reklam bilgi