Tamam! O meseleye ben de gireyim

“ŞU topa herkes girdi, bir tek sen bir şeyler yazmadın” diyenler çok oldu… Ve üstü örtülü olarak, “Lütfü Türkkan’a duyduğun sevgi ve saygı nedeniyle görüşlerini sunmaktan kaçınıyorsun” mesajı veren de…

Saygılıyım…

Meslekteki ilk öğretmenim Erkan Nigiz, “Köşe yazılarında tarafsız olma gayretinde aslan bulunma. Çünkü köşe yazıları adı üstünde yorumdur, subjektiftir. Yani, çerçevesini insanın duygu ve düşünceleri belirler” derdi.

Ne de haklı!

Tıpkı onun da dediği gibi, benim duygu ve düşüncelerim köşe yazılarımı etkiliyor. Salt akıl insana yol çizmez!

Peki, duygu ve düşüncelerin oluşmasında, sevgi, saygı, değer gibi kavramların etkisi yok mudur?

Vardır!

Hatta ve hatta, bu kavramlar insanların duygularını belirler.

***

Sabah eşim, beni gazeteye bırakırken yolun ortasından giden ve üç tekerli bisiklet kullanan bir aracın arkasındayken korna çaldı ve ben de dedim ki:

“Korna çalma, o emekçi.”

“Ben yanından geçerken dikkat etmesi için çaldım” karşılığını verdi.

Düşündüm;

Bisikleti kullanan yoksul bir emekçi olduğu için, onun yolun ortasından ağır ağır gitmesini yadırgamıyordum. Oysaki sağdan gitmesi gerekti.

Benim bu kural dışılığı mazur görmemin sebebi, o garip adamın bende uyandırdığı duyguydu.

Duygular, hisler, insanın tavrını belirler.

***

Başta ki konuya geleyim ve beni yakın tanıyanların “Neden yazmıyorsun?” sorusundaki gizli mesaja bir karşılık vereyim:

Evet, Lütfü Türkkan’ı 15 yıldır tanımış olmam, yoğun sevgi ve saygı beslemem, onun iyi ve kötü günlerimde yanımda oluşunu bilmem, benim meseleye bakışımı etkiler.

Bu yüzden meseleye “salt bir küfür” temelinden yaklaşmayı bırakıp, Türkkan’ı anlamaya çalışırım.

Peki, sorayım:

“Hangi insan bunu yapmaz?”

Zaten insan, beyniyle olduğu kadar duygularıyla hareket etmez mi?

***

Kocaelispor maçlarında kimi zaman ayağa kalkıp çok ağır küfürler ediyorum. Sonra hızlıca yerime oturduğumda kendi kendime kızıp içimden şöyle diyorum:

“Mevlüt, her yerde kamera var. Bir daha yapma!”

Sonra mı?

Bir daha yapıyorum.

Ben Kocaelispor maçında rakibe ya da hakeme küfür etmenin çok yanlış bir davranış olduğunu biliyorum; hatta utanç yaşadığım da oluyor.

Ama ben maçta agresifleşirken içimden şöyle demiyorum ki:

“Hakem haksız bir kara verdi. Haydi kalkayım da bir küfür edeyim.”

O an duygularım düşünce sisteminin önüne geçiyor ve “bana yakışmayacak” bir davranışta bulunuyorum.

Sonra mı?

Üzülüyorum.

Hatta ve hatta bir gün maç izlerken bana yapılan “küfür uyarısı” nedeniyle büyük utanç yaşamış, gecesinde uyuyamamıştım.

***

Evet, Lütfü Türkkan…

Çok yanlış bir davranışa imza atmış mı?

Atmış…

Yapmaması gereken bir şeyi yapmış mı?

Yapmış…

Peki, bu davranıştan sonra “Az bile yaptım mı?” demiş?

Hayır!

Çıkmış, özür dilemiş…

Çıkmış, hatasını kabul etmiş…

Ve sonrasında da grup başkanvekilliği görevinden istifa etmiş…

***

Ben meseleye insani bakıyorum:

Evet, insanız ve zaman zaman duygularımız beynimizin önüne geçebiliyor.

Çünkü robot değiliz…

Çünkü plastikten yapılmadık…

Nitekim başbakanların, bakanların, milletvekillerinin “sinir anı ile yaptıkları” hatalı davranışları sıralasak bundan kitap olur.

Meseleye bakışım bu…

Türkkan’ın yanlış yaptığını düşünmekle birlikte, hatasını kabul etmesi ve istifa etmesi nedeniyle meselenin daha fazla uzatılmaması gerektiği düşüncesindeyim.

***

Ve yineleyeyim:

Elbette ki verdiğim değer, empati yapmamı sağlamıştır.

………………………

Aşı mecburiyet

SAĞLIK Bakanı Fahrettin Koca, geçtiğimiz günlerde şöyle bir tvit attı:

“Türkiye, Covid-19 aşısı için vatandaşına mecburiyet getirmedi. Fakat şartlar, aşının zaten bir mecburiyet olarak görülmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Kişilerin iradesi toplum yararını gözetmelidir. Sorumluluk duygusu aşı olmayı gerektirir. Salgında sorumluluktan kaçılmaz.”

Özeti şu:

“Biz mecburiyet getirmedik ama aşı bir mecburiyet!”

***

Aşının bir mecburiyet olduğunu görüyoruz ama gördüğümüz bir başka şey de var:

Aşılama sayıları her geçen gün düşüyor…

Toplu taşımalar, okullar, avm’ler, restoranlar aşısızlarla dolu…

Yani, her an bir tehdit altındayız.

Bakan Koca’ya sormak istiyorum:

“En azından kalabalık yerlere aşı zorunluluğu ne zaman getirilecek?”

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mevlüt Soysal - Mesaj Gönder

#

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Demokrat Kocaeli Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Demokrat Kocaeli hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Demokrat Kocaeli editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Demokrat Kocaeli değil haberi geçen ajanstır.



Kocaeli Markaları

Demokrat Kocaeli, Kocaeli ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (262) 323 40 00
Reklam bilgi