Dere yatağına ev yapmak dinen suç

Ağustos ayındayız. Önce güneyde orman yangınları, sonra kuzeyde sel afeti…

Kastamonu ve çevresindeki selde ölü sayısı hayli yüksek…

Her yıl ağustos ayında Karadeniz şeridinde şiddetli yağışlar oluyor. Örneğin geçen yıl da Giresun ve Rize’de sel felaketi yaşanmıştı. Bu yıl ise Batı Karadeniz’de aynı felaket…

Bilim, dere yatağına ev yapılmamasını ısrarla söylüyor.

Sadece bilim mi?

Din de aynısını vurguluyor.

2004 yılında aynı bölgede yaşanan sel felaketinin ardından Bolu Müftüsü Ahmet Oktutan’ın sözleri tarihe geçmiştir.

Doğal afetlerin ‘Allahın bir cezası’ olmadığını söyleyen Bolu Müftüsü Ahmet Okutan, yetkilileri uyarmış, “Ölenlerin vebali size ait. Suçu başkalarına atmayın!..” demişti.

Başka ne demişti Ahmet Hoca?

-Böyle bir değerlendirme, sorumluluktan kaçmak ve suçu başkalarına atıp rahatlamak, afetlerin somut gerçeğinden kaçmaktır.

-Allah eğer depremleri Müslümanları sınamak için veriyorsa, Japonlar herkesten çok Müslüman. Ayrıca, Japonlar su yerine Zemzem suyu da içmiyor.

-Yaşanan depremlerde ölen çocuklar, bebekler sizce günahkâr oldukları için mi öldüler?

“Hiç kimsenin yaşanan bir felaketin veya belanın kişi ya da kişilere bağlı olarak meydana geldiğini söylemeye hakkı olmadığını belirten Okutan, depremde üzücü olaylar yaşamamak için işin ehline verilmesi ve depreme karşı her zaman hazırlıklı olunması gerektiğini anlatarak, “En önemlisi yaşanan felaketlerin bilimsel gerçekliğini kabul etmeli” demişti.

Ve şöyle devam etmişti:

-Şunu belirtmekte fayda var. Ben olaya dinen bakıyorum. Bana göre dere yatağına ev yapılmasına izin vererek insanların ölümüne neden olanlar ve uyarılara rağmen buralara ev yapanlar dinen suçludur.

-Yaşanan afette yaşamını yitiren masumların vebali onlara aittir.

-Kuranda bile ‘Allah Kendi evinizi bile bile tehlikeye atmayın’ diyor.

-Peygamberimiz diyor ki, ‘Kendisinin tehlikeli gördüğü evi başkasına kiralayanlar Müslüman olamaz. Bir insan bu tehlikenin mevcut olduğunu bilerek evini masumlara bile bile kiralayamaz…

Bunları söyleyen bir din adamı.

Ama biz ne bilime, ne dine kulak veriyoruz.

Yarın gece 17 Ağustos 1999 deprem felaketinin 22. yıldönümü.

O müthiş 45 saniyeyi ailemle birlikte yaşadım. Yıkımları, ölümleri gözlerimle gördüm… O büyük felaketi yaşayanlardan biri olarak bir şey daha gördüm.

Depremde ağır hasar, orta hasar alan binaları makyajlayıp öğrenci yurdu yaptılar, öğrencilere kiraya verdiler.

Bu kadar büyük bir vebalin altına girenler bırakın Müslüman olmayı, insan bile olamaz.

Doğal afetler karşısında önlem almak zorundayız. Çünkü doğanın gücüne karşı koyamıyoruz. Ama önlem alma imkanımız var.

Dere yatağına ev yaparak, çürük zeminde kalitesiz inşaat yaparak nereye vardığımız ortada…

Yine de dileğim, Allah tekrarından korusun olacak…

Ve Allah hepimize akıl fikir versin!..

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ali Gündoğdu - Mesaj Gönder

#

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Demokrat Kocaeli Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Demokrat Kocaeli hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Demokrat Kocaeli editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Demokrat Kocaeli değil haberi geçen ajanstır.



Kocaeli Markaları

Demokrat Kocaeli, Kocaeli ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (262) 323 40 00
Reklam bilgi

Anket CHP’de hangi kadın milletvekili olmalı?
Tüm anketler